İlk Türk Devletlerinin Gelenek ve Görenekleri - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 30, 2018

İlk Türk Devletlerinin Gelenek ve Görenekleri

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

İlk Türk Devletlerinin Gelenek ve Görenekleri 

İlk Türk Devletlerinin gelenek ve görenekleri nelerdir? Devlet yönetimi, hukuk, ordu, ordunun gelişimi, din ve inanış hakkında bilgi.


İlk Türk Devletlerinin Gelenek ve Görenekleri
DEVLET YÖNETİMİ

İlk Türk Devletlerinin Gelenek ve Görenekleri
İlk Türk Devletlerinin Gelenek ve Görenekleri 

İlk Türk devletlerinde devlet (İL – EL) boyların bir araya gelmesiyle oluşmuştur (Boylar Federasyonu).

Aile ⇒ Sülale ⇒ Boy ⇒ Budun (millet) = EL – İL (devlet)

O Devletlerin başında; Kağan, Han, Hakan, Şangü, Tanhu, İlteber yada İdi kut Unvanlarını kullanan hükümdarlar bulunmuştur.

O Kağan’ın diğer boylar üzerinde otoritesini artıran ve Göktanrı tarafından verildiğine inanılan Kutsal yönetme yetkisine “Kut” anlayışı adı verilmiştir.

O “Kut” anlayışının kan yoluyla ailenin diğer erkek bireylerine geçtiğine inanılmış, ülke hanedan üyelerinin ortak malı sayılmıştır.

UYARI
Bu anlayış, Türk Veraset Sistemi’nin özünü oluşturmuş ve hükümdarın ölümünden sonra hanedan üyelerini tahtta hak sahibi yapmıştır.

Bu durum çok geçmeden;

O Taht kavgalarının yaşanmasına ve Devletlerin kısa ömürlü olmasına neden olmuştur.

HATUN

Kağan’ın eşlerine verilen ünvandır. Hatunun gerektiğinde kağan adına devleti yönetmesi, elçi kabulünde bulunması yönetimde etkili olduğunun göstergesi sayılmıştır.

İlk Türk devletlerinde devlet işlerinin görüşüldüğü meclise “Kurultay” (Toy veya Kengeş de denir) adı verilmiştir.

Kurultay’da askeri ve sivil yöneticiler, boy beyleri yer almış ve genel sorunlar çözülüp karara bağlanmıştır.

UYARI
Kurultay’ın aldığı karara Kağan uymazsa Kurultay danışma meclisi niteliği kazanır.

UYARI
Kurultay’ın varlığı demokratik bir anlayışın göstergesidir.

O İlk Türk devletlerinde ülke veraset anlayışının bir gereği olarak Doğu – Batı şeklinde ikiye ayrılarak yönetilmiştir. Doğu kutsal sayılmış ve Kağan burada oturmuş, batıda ise “Yabgu” ünvanı ile Kağanın kardeşi yer almıştır. (Yabgu içişlerinde serbesttir.)

Türk Devletlerinin Yıkılış Nedenleri,

O Kut anlayışı
O İkili teşkilat
O Veraset sistemi
O Boylar Federasyonu şeklinde örgütlenmeleri
O Çin baskıları

HUKUK

O İlk Türk devletlerinde devlet ve toplum ilişkilerini düzenleyen kurallar bütününe “TÖRE” denilmiştir.

O Töre; yazısız hukuk kuralları olup gelenek ve göreneklere göre şekillenmiştir.

O Törenin adaleti ve iyiliği gözetme, eşitliği esas alma gibi değişmez hükümlerinin yanı-sıra zamanın şartlarına göre değişebilen hükümleri de vardır.



UYARI
Kağan dahil bütün halk töreye uymak zorundadır. Bu da Kağan’ın yetkilerinin sınırsız olmadığı anlamına gelir.

O Ayaklanma, adam öldürme, at çalma, hırsızlık yapma gibi suçlar idamla cezalandırılmış, hafif suçlara ise on günü geçmeyen hapis cezaları uygulanmıştır. Ayrıca soyguncuların mallarına el konulmuş ve ailelerinin hürriyetleri kısıtlanmıştır.

UYARI
Hapis cezalarının kısa sürmesi göçebe yaşamın bir sonucudur.

O Uygurlar döneminde; ticari ilişkilerin gelişmesi; kişiler arası anlaşmazlıkları çözümleyecek kuralların yazılı hale getirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

ORDU

O Göçebe yaşam tarzı, Orta Asya’nın zor yaşam koşulları, Türkleri dayanıklı, mücadeleci ve savaşçı bir ulus haline getirmiştir.

O Bu nedenle Türk devletlerinde insanların ayakta kalma mücadelesi kadın ve erkek herkesi savaşa hazır hale getirmiştir. Bu anlayış Türklerde “Ordu – Millet” deyimini birbirinden ayrılmaz bir şekilde bağlamıştır.

O Türklerde bilinen ilk düzenli orduyu Mete Han M.Ö. 209’da kurmuştur.

UYARI
M.Ö 209 Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak bilinir.

O Mete Han zamanında oluşturulan “Onluk Sistemle” ordu onlu, yüzlü, binli ve onbinli birlikler halinde düzenlenmiştir. Askeri birimlerin onbaşı, yüzbaşı binbaşı rütbelerini taşıyan komutanlar görev almıştır.



O Türklerdeki bu askeri düzen göçler sonucunda Avrupa’ya taşınmış, Roma, Moğol, Rus ve Çinliler tarafından taklit edilmiştir.

TÜRK ORDUSU’NUN GELİŞİMİ
Mete Han’ın yaptığı orduyu “Onlu Sistem”e göre düzenleme zamanla diğer Türk ve Türk olmayan topluluklar tarafından da benimsenmiş ve uygulanmıştır.

1040 Dandanakan ve 1071 Malazgirt Savaşı’nı kazanan Büyük Selçuklu Devleti kara kuvvetlerinin teşkilatlanmasını ve eğitimini sağlam esaslara dayandırmıştır.

1299 yılında kurulan Osmanlı İmaratorluğu’nun ordusal yapısında gerek Selçukluların, gerekse Memlüklerin etkileri görülmüştür. Özellikle Orhan Bey döneminde Yaya ve Müsellem (atlı) birlikler oluşturulmuştur. Tarihte ilk süvari ordu olma niteliğini taşıyan Osmanlı ordusunda adı akıncıların yanında yaya birlikler olan ve imparatorluğun yükselişinde önemli bir yeri olan Yeniçeri Ocağı da yer almıştır.

Osmanlı Devleti 1826’da askeri bir düzenlemeye gitmiş, Yeniçeri Ocağı kaldırılmış ve yerine “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” adıyla yeni ve batı tarzı bir ordu kurulmuştur.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda oluşturulan “Düzenli Ordu” Cumhuriyet döneminin başında ikişer tümenli 9 kolordu ve 3 süvari tümeninden oluşan üç ordu müfettişliği halinde teşkilatlanmıştır.

Uluslararası siyasi ve askeri ortam, gelişen teknoloji Türk ordusunun yeniden yapılanmasını gerektirmiştir. Bu amaçla 1990’lı yıllardan itibaren Türk ordusu modern savaş ortamına uyumlu olacak şekilde geliştirilmiştir. Özellikle Kara Kuvvetleri’nin hareket yeteneğini artıran Kolordu, Tugay ve Tabur esasına dayanan bir yapılanma oluşturulmuştur.

TÜRK ORDUSUNUN GÜNÜMÜZDE OYNADIĞI ROL

Bugün Türkiye, birbirinden farklı siyasi yönetimlerin farklı ekonomik sistemlerin, farklı dinlerin ve askeri güçlerin yer aldığı ve çatıştığı önemli bir bölgede yer almaktadır. Türkiye’nin bulunduğu konum Orta Doğu – Asya ve Avrupa’ya uzanan zincirin stratejik bir noktasını oluşturmaktadır.

Ayrıca;

– Orta Doğu enerji kaynaklarına yakınlığı

– Zengin yeraltı kaynakları

gibi gerekçeler Türkiye’nin yer aldığı bölgede bir istikrar unsuru olarak ayakta durmayı zorunlu hale getirmiştir.

Türk ordusu Cumhuriyet tarihimizin her devresinde dünya ve özellikle bölge barışının korunmasında büyük başarılar göstermiştir. 1950’lerde Kore Savaşı’na katılarak dünyanın takdirini kazanmıştır. Ayrıca Türk ordusu 1993 ve 1994’te Somali’de, 1994’ten itibaren Bosna-Hersek’te, 1999 yılından itibaren Kosova’da 2002 tarihinde de Afganistan’da görev alarak barış yanlısı politikaların en büyük destekçisi olmuştur.

DİN VE İNANIŞ

Eski Türlerin dini inanışları üç ayrı noktada toplanmıştır.

O Tabiat Kuvvetine İnanma: Dağ, tepe, ırmak, ağaç, ay ve yıldız gibi varlıkların kutsal olduğuna inanılmış ve onlara tapılmıştır.

Asya Hunları, Kök Türkler ve Uygurlarda kutsal ruhlara ilkbahar ve sonbaharda kurbanlar kesilmiştir. Bunlardan ilkbaharda yapılan törenler günümüze kadar devam eden “Nevruz” (yeni gün) geleneğini beraberinde getirmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder