Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 30, 2018

Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi

Ergenekon destanı nedir? Ergenekon Destanının konusu, kısaca özeti, tarihçesi, Ergenekon Destanı hakkında bilgi.


ERGENEKON DESTANI
Türkler’in Tarih Öncesi çağlarda yaptıkları egemenlik savaşlarını anlatan büyük bir destandır. «Ergene» dağ beli, «kon» da konak anlamına gelir.

Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi
Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi

Oğuz Destanı’nın bir parçası olan Ergenekon Destanı çeşitli devirlerde çeşitli şekillere girmiştir. Tarih kitaplarına geçen, tanınmış tarih uzmanlarının kabul ettikleri Ergenekon Destanı’nın özü şudur:

Türklerin başbuğu Oğuz Han’ın ölümünden sonra onun yerine oğulları Gök Han, Ay Han, Yıldız Han, Deniz Han, İl Han başbuğ olmuşlardı. Oğuz Han’ın en küçük oğlu , İl Han zamanında Tatarlar, Türkler’e sardırdılar. Türkler, Tatarlar’ın hileleri karşısında yenildiler. Tatarlar, bütün Türkler’i kılıçtan geçirdiler, ülkelerine sahip çıktılar. Yalnız II Han’ın iki oğlu Kıyan’la Nögöz, karılarıyla birlikte, Tatarlar’ın elinden kurtulmuşlardı. Kaçarlarken yolda at, deve, sığır, koyun satın aldılar. Kendi yurtlarına artık dönemezlerdi, yeni bir yurt aramak zorundaydılar.

Günün birinde karşılarına yüksek bir dağ çıktı. Yolu izi olmayan sarp bir dağdı bu… Genç prensler, döndüler dolaştılar, bir türlü bu dağı aşacak yolu bulamadılar. Tam umutlarını kesip geri dönecekleri sırada, bir bozkurtun ayak izlerine rastladılar. Bu izden gittiler. Yol çok tehlikeliydi, her an uçurumdan aşağı düşebilirlerdi. Kıyan’la Nögöz sürünerek, bin bir güçlükle ilerlediler. En sonunda sarp dağın öbür yanına vardılar.

Burası cennet gibi bir yerdi. Her taraf yemyeşildi. Genç prensler, Tanrı’ya şükrettiler, bu güzel yere yerleştiler. Kıyan’la Nögöz’ün torunları zamanla çoğaldı, kocaman bir millet halini aldı. Ergenekon Türkleri artık bu mübarek yurda sığamıyorlardı, fakat dört yanlan da demir dağlarla çevriliydi. Bu dağların ötesinde öz yurtlarının bulunduğunu bilen Türkler, oranın hasretiyle yanıyorlardı. Ergenekonlular kararlarını verdiler: Her ne pahasına olursa olsun Ergenekon’dan çıkacaklardı. Kadınlı, çocuklu, herkes kurtuluş çareleri aramakla görevliydi. En sonunda bir demirci kurtuluş yolunu buldu: Dağın demirlerini eriteceklerdi.

Bunun üzerine, herkes demir dağı eritmek için hazırlıklara koyuldu. Demirler eritildi, bir bozkurt, yüce Türk ulusunun önüne düşerek, yol gösterdi, Türkler, yeniden eski yurtlarına döndüler. Çinliler’in anlattıkları ikinci bir Ergenekon Hikâyesi’ne göre ise, Türkler Hazar Denizi kıyılarında büyük bir devlet kurmuşlardı. Düşman hükümdarlarından biri, bir savaş sonunda, bütün Türkler’i kılıçtan geçirmişti, yalnız bir tek erkek sağ kalmıştı. Hükümdar bu tek esirinin kollarını, bacaklarını kestirip bir bataklığa attırdı. Tesadüfen oradan geçen bir dişi kurt kolsuz, bacaksız adamı görünce ona yiyecek getirdi, yaraları iyileşince, kurtla birlikte bir mağaraya gittiler, orada beraber yaşamaya başladılar. Bu birleşmeden on çocuk dünyaya geldi. Zamanla çoğaldılar, bir kavim halini aldılar. Başbuğları bir kurttu. Zamanla kalabalıklaşan Türkler bulundukları yerde barınamayacaklarını anlayınca, kurt başbuğlarının yardımıyla, başka geniş topraklara yerleştiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder