Piaget’e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 29, 2018

Piaget’e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Piaget’e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri

Piaget’e göre bilişsel (zihinsel) gelişim dönemleri nelerdir? Duyu hareket, işlem öncesi, somut işlem ve soyut işlem dönemleri hakkında bilgi.


Piaget’e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri
Piaget’e göre çocuk, basitten karmaşığa doğru bir sıra içinde bilişsel gelişimini sürdürür. Piaget, zihinsel gelişim aşamalarını, aşağıda listelenen dört dönemde incelemiştir.

Piaget’e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri
Piaget’e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri

1. Duyu-hareket (duyusal-motor) dönemi (0-3 yaş)
2. İşlem öncesi dönem (3-7 yaş)
3. Somut işlemler dönemi (7-11 yaş)
4. Soyut işlemler dönemidir. (11 -18 yaş)

Piaget’e göre bu gelişim süreçlerinde

***Dönemlerin sırası değişmez,
***Dönemler arasında hiyerarşi vardır, her dönem kendinden önceki dönemin özelliklerine sahiptir,
***Gelişim dönemlerinde bireysel farklar vardır,
***Her dönemin kendine özgü gelişim özellikleri vardır.


• Duyu (Sensori)-Hareket (Duyusal-Motor) Dönemi

Zihin gelişiminde ilk dönem yaklaşık olarak sıfır-üç yaşları arasında yaşanır ve dil yeteneğinin kısmen kazanılmasıyla sona erer. Bu dönem sırasında bebek yakın çevresinde bulunan çeşitli uyarıcıları kendince algılar. Bir çok hareketi önce refleks düzeyinde, sonra rastlantısal ve tekil olarak, daha sonra ise ulaşmak istediği bazı amaçlara doğru eşgüdümleyerek tekrarlar. Böylelikle gerek kendi bedeni gerekse çevredeki nesne ve durumlara ilişkin bazı temel bilgileri edinir. Yani bu dönemde bebeğin zihinsel etkinlikleri duyusal uyarıcılar, refleksler ve basit hareketlerle sınırlıdır. Örneğin; gözle takip etme, emme, tutma ve ısırma gibi.

Piaget duyu-hareket dönemini altı alt evreye ayırım Bu evreler:

***Refleksler aşaması (0-1 ay),
***Birincil döngüsel tepkiler ve alışkanlıklar aşaması (1-4 ay),
***İkinci döngüsel tepkiler aşaması (4-8 ay),
***İkinci döngüsel tepkilerin koordinasyonu ve alışkanlık yönelik davranışlar aşaması (8-12 ay),
***Üçüncü döngüsel tepkiler, yenilikler ve merak aşaması (12-18 ay),
***Zihinsel kombinasyonlar ve problem çözme aşaması (18-24 ay ve sonrası).

> Ses Bulaşması



Bu dönemde bebekler zaman zaman başka bebeklerin ağlamalarını duyduklarında hoş olmayan, tedirginlik verici bir durumun söz konusu olduğunu hissederek ağlamaya başlarlar. Bu durumda bebek ağlama sesi ile hoş olmayan, tedirginlik verici durum arasında bağ kurmuştur. Buna ses bulaşması denir. Bu durum basit düzeyde bir taklit ve öğrenme becerisinin geliştiğini gösteren bir ipucu olarak algılanmaktadır.

> Devresel (Döngüsel, Döner) Tepkiler

Çocukların belirli türdeki davranışları tekrarlaması devresel (döngüsel) tepki olarak adlandırılır. Çocuk tesadüfen yaptığı bir davranış sonrasında elde ettiği bir davranışı, tekrar tekrar yapar. Çıngırağını yere vurunca çıkan ses dikkatini çeker, sürekli olarak vurmaya başlar. Döngüsel tepki, çocuğun bu yeni uyaranlara uyum sağlama süreci olarak düşünülebilir, çocuk davranışı özümsediği ya da uyumsadığında dengeye ulaşır, farklı bir davranışa geçer.

> Alışkanlıklar

Devresel veya döngüsel hareket, sonucuna bağlı olarak bir hareketin tekrar edilmesidir. Yani devresel (döngüsel) tepki bebeğin sınama (deneme)-yanılma davranışı içinde bir rastlantı olarak yakaladığı, zevk aldığı ve başardığı bir hareketi durmadan tekrarlamasıdır. Devresel (döngüsel) tepkiler daha sonra tekrarlana tekrarlana alışkanlıkları oluştururlar. Bir tepkinin alışkanlığa dönüşmesi halinde kişide eski heyecanı duyurmadığı söylenebilir.

> Nesne Devamlılığı (Nesne Sürekliliği ya da Nesne Kalıcılığı)



Bebeğin, kendi bedeni ile dış nesneler arasında ayrım yapması ve nesnelerin kendinden bağımsız olarak da varolduklarını kavraması, nesnelerin devamlılığı (veya sürekliliği) kavramını kazanmadır. Bir başka deyişle, nesne devamlılığı bebeğin kendi görüş alanının dışında kalsa dahi nesnelerin var olduğunu bilmesidir. Nesne devamlılığı kavramının gelişimdeki ilk belirtileri 8 ile 12 aylar arasında ortaya çıkmaktadır ve 18 aya kadar gelişmesi beklenmektedir.

Dört-beş aylık bebekler gözlerinin önünden kaybolan nesneleri takip edemezler ve bu nesneleri saklandıkları yerlerden bulup alamazlar. Örneğin; annenin, bebeğin gözü önünde yastığının altına sakladığı oyuncak, bebek için yok olmuştur. Oyuncak göz önünden kaybolduğu anda hafızada temsil edilememektedir. Yani beş aylık bir bebek için kendi görüş alanında bulunmayan bir nesne varlıklar dünyasında da yoktur. İki yaşındaki bir bebek kendisine gösterilen ve sonra saklanan bir nesneyi saklanıldığı yerde rahatlıkla bulmakta ve oraya gidip o nesneyi almaktadır.

> Ertelenmiş Taklitler

Bebekler, çevrelerinde gördükleri kişilerin yüz ifadelerini taklit edebilirler. Ancak bu taklit önceleri sadece modelin göz önünde olduğu durumlarda yapılırken, daha sonraları (iki yaşa yakın aylarda) model ortada olmadan da yapılabilir hale gelir ve buna ertelenmiş taklit denir. Ertelenmiş taklitler hafıza süreçlerini gösterdiği için zihinsel gelişim ile ilgili ipucu verir. Ertelenmiş taklitler hafızada bilginin tutulabileceğini gösteren delillerdir. Ertelenmiş taklidin en belirgin örneği, bebeğin annesinde gözlediği bir davranışı birkaç gün sonra sergilemesidir. İki yaşındaki bir kız çocuğunun annesi odada yokken oyuncak bebeğine yemek yedirmesi, annesi gibi bebeğinin ağzını silmesi, yanaklarını okşayıp, konuşması ertelenmiş taklit örneğidir.

• İşlem Öncesi Dönem

Üç ile yedi yaşlar arasını kapsayan dönemdir. Piaget işlem kavramını mantıksal düşünme kavramı ile eşdeğer kabul eder. Bu nedenle bu döneme mantıksal düşünme öncesi dönem denilmesi de mümkündür. Bu dönemdi çocukların yetişkinlerden farklı, kendilerine özgü bir düşünme ve akıl yürütme biçimleri vardır. Piaget işlem öncesi dönem Sembolik Fonksiyon Aşaması (3-4 yaş) Sezgisel Düşünme Aşaması (5-7 yaş) alt aşamaya ayırarak incelemiştir.

> Sembolik Fonksiyon (Kavramsal) Aşaması (3-4 yaş)

Sembolik fonksiyon aşamasında (3-4 yaş), çocuğun mevcut olmayan bir nesneyi veya kişiyi temsil eden sözcük, sembol veya varlığı zihinsel olarak ifade etme yeteneğini geliştirirler. Örneğin; güneşi, kişileri, olayları ifade etmede resmi kullanabilirler. Sembolik fonksiyonları kullanıldığı durumlardan biri de sembolik oyunlardır. Bu aşamada çocuklar sembolik oyunlar oynarlar. Örneğin; çocuklar bu dönemde sopalardan atlar yapıp onlarla yarışlar yaparlar, jokeyler gibi davranırlar; çubuklardan gemiler yapıp derelerde ya da su birikintilerinde onları yüzdürürler ve o gemilerin kaptanları olurlar.

> Sezgisel Düşünme Aşaması (5-7 yaş) Sezgisel düşünme aşamasındaki (5-7 yaş), çocuklar karşılaştıkları bütün problemlerin çözümlerine ancak sezgi düzeyinde ulaşabilmektedirler ve aynı durum söz konusu olmasına rağmen bir koşulda A, B’den büyük derlerken, diğer koşulda A, B’den küçük diyebilmektedirler. Yani sezgilerine göre hareket edip mantıklarını kullanamadıklarından yanılabilmektedirler. Bir başka ifade ile kullandıkları düşünme ilkel bir düşünmedir. Bu ilkel düşünme ve sezgisel düşünme onların sınıflama ve sıralama gibi basit işlemleri bile tam olarak yapmalarına imkan tanımamaktadır. Ancak çok basit düzeyde mesela bir durumu, nesneyi ya da olguyu tek özelliğine göre sınıflamak gerektiğinde bu işlemi yapabilmektedirler. Örneğin; insanları tek özelliklerine göre erkekler ve kadınlar olarak sınıflayabilmektedirler.



İşlem öncesindeki dönemde çocukların bilişsel gelişimleri benmerkezci düşünme, paralel oyun, toplu monolog, canlandırmacılık, yapaycılık, tersine çevirememe, korunumu kavrayamama ve tek özelliğe göre sınıflama kavramları ile açıklanır.

> Benmerkezci (Egosantrik) Düşünme

Benmerkezcilik, başkasının görüşlerini ve bakış açılarını anlamada yetersiz olma, kendi gördüğü ve düşündüğü şeyleri herkesin gördüğünü zannetmedir. Bu yaşlardaki çocuklar, kendi görüşlerinin mümkün olabilecek tek görüş olduğuna inanırlar; çevrelerindekilerin kendilerinkinden daha farklı bakış açılarına sahip olabileceklerini anlayamazlar. Dünyanın merkezinde kendilerinin olduğu, her şeyin (örneğin; güneşin) ve herkesin (örneğin; alarmın) her zaman kendilerini izlediğini düşünürler. Çocukların telefonda konuşurken elindeki bebeğin rengini soran babasına “görmüyor musun kırmızı” diye cevap vermesi benmerkezci düşünme örneğidir. Bu dönemdeki çocuk var olabilecek tek düşünce tarzının kendisininki olduğunu düşünür. Örneğin; süt sevmiyorsa kimsenin de süt sevmediğini zanneder.

> Paralel Oyun

Çocukların benmerkezciliğin bir devamı olarak, aynı anda, bir arada olmalarına rağmen birbirlerinden bağımsız olarak oyun oynamaları “paralel oyun” olarak tanımlanır. Yani bu dönemde çocuklar benmerkezli olmaları nedeniyle rol ve materyal paylaşımları yapıp eşli oyunlar oynayamadıkları için paralel oyunlar oynamaktadırlar.

> Toplu Monolog

Bu dönemdeki çocuklarda konuşma da benmerkezlidir. Konuşmaya başladıklarında adeta monolog yapar gibi kendi kendilerine durmadan konuşurlar ve başkalarını pek dinlemezler. Bu dönemdeki birkaç çocuk bir araya gelse hepsi aynı anda konuşur, aralarında bir iletişim kurulması çok zor olur ve bu tür bir durumda söz konusu olan toplu monologdur. İki ile üç yaşlarında yoğun olarak görülen monolog tarzı konuşma dört yaşlarından başlayarak yerini benmerkezli konuşmaya bırakır.

> Özelden Özele Akıl Yürütme

Özelden özele akıl yürütme, olayları sadece geçirdiği yaşantılara bağlı olarak tek yönlü düşünmedir. Bu dönem de çocuklar tümevarım ve tümdengelim gibi özelden genele ve genelden özele akıl yürütme yöntemlerini kullanamazlar. Genele dokunmadan bir özelden diğerine akıl yürütürler. Örneğin, her akşam televizyon izleyen bir çocuk televizyon izlemediyse akşam olmadığını düşünebilir ya da her sabah kahvaltıda zeytin yiyen bir çocuk sabah herhangi bir nedenle zeytin yiyemediğinde kahvaltı yapmadığını ileri sürebilir.

> Odaklanma (Tek Boyutlu Düşünme, Merkezlenme) ve Odaktan (Merkezden) Uzaklaşma



Odaklanma, dikkatini bir olayın ya da nesnenin diğer yönlerini dışarıda bırakarak yalnızca bir yönüne yoğunlaşma eğilimidir. Odaktan uzaklaşma ise çok sayıda değişkeni hesaba katarak düşünmedir. İşlem öncesi dönemdeki bir çocuk dikkatini genellikle bir nesneni, olayın ya da bir görevin sadece bir yönü üzerine odaklaştırır. Odaklaşma korunumun kazanılamamasının nedenlerindendir. Sıvı miktarının korunumu deneyinde çocuğun doğru yanıt verememesinin nedeni bardağın sadece yüksekliğine odaklanması, genişlik boyutunu dikkate alamamasıdır. Oysa odaktan uzaklaşan çocuk hem yükseklik hem genişliği dikkate alarak işlem yapabilmektedir. Odaklanma için bir başka örnek olarak çocuğun annesinin bir anne olduğunu bilmekle beraber onun aynı zamanda bir eş, bir teyze, bir öğretmen olabileceğini anlayamaması verilebilir.

> Canlandırmacılık (Animizm, Kişiselleştirme)

Cansız varlıklara canlılara özgü nitelikler yükleme canlandırmacılık (animizm) adı verilmektedir. Örneğin; bu dönemdeki kız çocukların oyuncak bebeklerine yemek yedirmeleri, radyo üşümesin diye üzerine çarşaf örtmesi, yere düşürdüğü oyuncağından özür dilmesi canlandırmacılık örneğidir.

> Tek Özelliğe Göre Sınıflama

İşlem öncesindeki çocuk, nesneleri tek özeliğe göre sıralayabilir ve sınıflar. Nesnelerin sadece tek özelliğine dikkat edebilir diğer özelliklerini takip edemezler. Örneğin; sarı, kırmızı, yeşil ve mavi renklerle boyalı olan küçük, büyük ve orta boyutlardaki kare, üçgen ve daire şeklindeki tahta parçalarını rengine veya şekline göre tek tek sınıflayabilirler. Aynı çocuklara orta boy kırmızı daireleri ve büyük yeşil üçgenleri iki gruba ayır dendiğinde çocuklar bunları ayırmakta zorlanırlar.

> Yapaycılık

Çocuğun doğal olguları birisinin yarattığı ya da buna birisinin neden olduğunu düşünmesidir. Beş yaşındaki çocuk, güneşi birisinin kibrit yakarak oluşturduğunu, birisi gece muslukları kapatmadığı için de sellerin oluştuğunu düşünür. Yağmur birisinin gözyaşlarıdır demesi yapaycılığa örnektir.

> Yanlış Bağdaştırma

Birbiri ile her koşulda ilişki olmayan durumlar arasında bağ kurarak yapılan akıl yürütme işlemine yanlış bağdaştırma denir. Örneğin en son hastahaneye yatırıldığında eve bir bebekle dönen annenin tekrar hastahaneye yatırıldığında eve yeni bir bebekle döneceğini düşünmek yanlış bağdaştırmadır. Bu dönemde çocuklar zaman zaman yanlış bağdaştırma yapabilmektedirler.

> Kişi Sürekliliğini Kazanma

Bu dönemde çocuk bir kişinin elbiselerini giyen diğer kişinin elbisenin sahibi olan kişi olmayabileceğini de anlar. Örneğin babasının elbiselerini giyen amcasının babası olmadığını anlayabilir.

> Gerçek ile Hayal Olanı Ayıramama

İşlem öncesi dönemde çocuklar çoğu zaman gerçek ile hayal olanı ayıramazlar. Henüz mantıksal düşünemedikleri için Noel Babayı ya da Şirinleri gerçek olarak kabul edebilmektedirler.

 Somut İşlemler Dönemi

Takriben 7 ile 11 yaş arasında yer alan ve ilköğretim birinci kademesine denk gelen bu dönemde benmerkezci düşünce önemli ölçüde azalır, çocuk bilişsel güçlüklerin üstesinden gelmeye başlar. Somut işlemler döneminde çocuğun işlemleri muhakeme edişi mantıklı bir hale gelir. İşlem öncesi dönemde çözülemeyen korunum problemleri, bu dönemde çözülür; çocuk işlemleri tersine çevirebilme (dönüştürebilme) kapasitesine de erişir. Çocuk bu dönemde nesneleri, olayları vb. bir ya da bir çok özelliklerine göre sınıflandırma, sıralama ve karşılaştırma işlemlerini yapabilir. Daha önce bir kez olsun gördüğü şeyleri o anda görmeden düşünme yolu ile kavrayabilir. Ancak bu dönemde bir problemin çözülmesi, somut nesnelerle bağlantılı olmasına bağlıdır. Yani çocuk nesneyi, olayı ya da onları temsil eden uyarıcıları muhakkak daha önceden en az bir kez görmüş olmalıdır. Örneğin; matematikte rakamlar gibi soyut şeylerle işlem yapmak yerine elma, armut gibi somut nesnelerle işlem yapabilir.

> Tersine Çevirebilme

Tersine çevrilmesi mümkün olan herhangi bir işlemin tersine çevrildiğinde sonucun değişmeyeceğinin bilinmesidir. Matematikteki sağlama işlemleri tersine çevrilebilirliğe örnek olarak verilebilir. Anaokuluna yeni başlayan bir çocuğun evlerine çok yakın olan okula tek başına gidebilmesi ancak okuldan dönememesi tersine çevri-remediğini gösteren bir örnektir. Daha sonra ise okula gittiği yoldan eve dönülebileceğini anladığında tersine çevirebilmeyi kavramış olacaktır.

> Korunumu Kavrama

Herhangi bir nesnenin biçimi ya da mekandaki konumu değiştiğinde; miktar, ağırlık ve hacminde değişiklik olmayacağı ilkesidir. Örneğin; korunumu henüz kazanamamış olan bir çocuğun gözü önünde bir litre su alabilen A kaplarındaki sular farklı iki kaba boşaltıldığında ve bu kapların birinin ince ve uzun (B kabı), diğerinin kısa ve geniş (C kabı) olması koşulunda “Hangisinde daha fazla su var?” sorusuna cevap olarak “B kabında daha çok su var” demesi korunumu kazanamadığını gösterir.



• Soyut (Formel) İşlemler Dönemi

En üst bilişsel gelişim dönemi olan bu dönem 11 yaş sonrasında başlayarak, yetişkinlik yıllarına uzanır. Bu dönemin temel alt yapısı ergenlik yıllarında tamamlanır. Piaget’ye göre ergen somut işlemler döneminden sonra kişisel somut deneyimlerinin ötesine geçer ve bilmediği, yaşamadığı şeylerle ilgili hipotezler kurmaya başlar. Somut işlemler döneminde hipotezler, öneriler, kurgular üzerinden yapılabilir. Ancak soyut işlemler döneminde gözlem yapmadan, somut deneyim sağlamadan hipotezlerden sonuç çıkarmak mümkün olabilmektedir. Söz konusu soyut düşüncenin dört özelliği vardır:

***Gerçek olan ile mümkün olabilecek olan arasındaki ilişkiyi değerlendirebilme yeteneği,
***Bağdaştırarak analiz yapabilme yeteneği,
***Alternatifler getirebilme, bir başka ifade ile öneriler getirebilme yeteneği,
***Hipotezlerle tümdengelimsel düşünce yeteneği,

> Tümdengelimsel Düşünme (Dedüksiyon) Yeteneği

Tümdengelim, tümel (bütünsel) ve tikel önermelerden “5 tekil önermelerin elde edilmesidir. Örneğin “Bütün insanların omurgaları vardır.” önermesi tümel diğer bir ifade ile genel bir önermedir. “Malik de bir insandır.”, Bu durumda Malik de bir omurgalıdır.” önermesi tekil bir önermedir. Tümdengelim tümevarımla birlikte insanların bilgilerinin temelini oluşturur.

> Tümevarımsal Düşünme (Endüksiyon) Yeteneği

Tekil olan gözlem ve deneyimlerin birleştirilerek tümel (bütünsel yada genel) önermelerin elde edilmesine, başka bir söyleyiş ile tekil (kimi, bazı gibi) önermelerin tümel önermelerin elde edilmesine tümevarımsal düşünce denir. Örneğin “cisimlerden bazıları (kalem, saat, taş gibi) boşluğa bırakılınca düşer.” Bu bilgiden hareketle ” Bütün cisimler boşluğa bırakılınca düşer.” önermesini elde etmek tümevarımsal düşünmeye örnek olmaktadır. Tümevarımsal düşünme somut işlemler döneminde başlayıp soyut işlemler döneminde tamamen kazanılır.

> Hipotetik Düşünme Yeteneği

Piaget’ye göre bir ergen herhangi bir problemle karşılaştığında sorunun görünen boyutlarının ötesine geçip, çözüme ilişkin olası yollar belirleyebilmekte ve farklı seçenekler ortaya koyup bunları test edilmektedir. Buna hipotetik düşünme denir.

> Esnek Düşünme Yeteneği

Yine Piaget’ye göre hipotetik süşünebilen ergenler bir sorunla ilgili ihtimalleri sıralayabilirler ancak kendi görüşlerine saplanıp kalmaz, başka ihtimaller olabileceğini de anlar, düşüncelerinde esnek olabilirler.

> Andırma (Anoloji) Yeteneği

Andırma, bilinen bir benzerlikten yola çıkılarak bilinmeyenlerin elde edilmesini sağlamaya yarayan bir akıl yürütme yöntemidir ve soyut işlemler dönemindeki bir birey bu zihinsel yeteneği de kullanabilir. Örneğin herhangi bir canlının yaşaması için hava ve su gereklidir. Mars gezegeninde hava ve su bulunursa orada canlı yaşayabilir düşüncesi andırmaya örnek olur.

> Bütünleştirmeci (Kambinasyonel) Düşünme

Bir problemin birden fazla alt problemleri barındırabileceğini ve dolayısıyla bir problemin birden fazla çözümün bir araya getirilip birleştirilmesi ile çözülebileceğini kavramadır.

Soyut işlemler evresindeki diğer gelişimlerin bazıları ise ergen benmerkezciliği, hayali izleyici ve kişisel efsane kavramları ile nitelenir.

> Ergen Benmerkezciliği

Bu dönemde, işlem öncesi dönemde görülen çocuk benmerkezciliğinin farklı bir yapıya bürünerek ergen benmerkezciliği şeklinde ortaya çıktığı gözlenmektedir. Bu dönemi yaşayan bireyler dünyanın kendi etraflarında dönmediğini, dünyada başka bireylerin de olduğunu bilirler, ancak sosyal çevrelerindeki bireylerin kendileriyle son derece ilgili olduklarını, devamlı olarak kendilerini izlediklerini düşünürler. Bu nedenle de zamanlarının çok büyük bir kısmını ayna karşısında geçirirler.

> Hayali Seyirciler

Ergenler fiziki görünümlerine son derece dikkat ederler. Çevrelerindeki bireylerin onları izledikleri düşüncesinde oldukları için otobüste ya da sinemada herkes kendilerine bakıyor gibi hisseder, kendilerini “hayali izleyicileri” tarafından sürekli gözlendiklerini düşünür, kendilerini bu izleyici önüne dağınık, hazırlıksız çıkmamaya mecbur hissederler.

> Kişisel Efsane

Ergenler bu hayali seyircilerin izlediği bir filmde baş rol oynayan kahraman gibidir. Onun için zaman zaman kimsenin cesaret edemediği çeşitli kahramanlıklar yaparak seyircilerinden alkış almak isterler ve çeşitli riskler alırlar. Bu risk alma davranışları farklı gerekçelerle engellendiğinde ise engellenmenin neden olduğu saldırgan tepkilerde bulunabilirler. Ergenler bu riskleri alırken kendilerine bir zarar gelebileceğini pek düşünmezler, kötü olaylar hep başkalarının başına gelir, onlara bir şey olmayacağı baskın düşünme tarzıdır. Yani kendileri için oluşturdukları birer kişisel efsaneleri vardır. Hiç kimse onlar kadar sevemez. Kimse onların yaşadığı duyguları yaşamamış, onlar kadar acı çekmemiştir. Bu dönemdeki ergen, delikanlılığın kitabını yeniden yazmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder