Engizisyon Mahkemeleri Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 30, 2018

Engizisyon Mahkemeleri Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Engizisyon Mahkemeleri Hakkında Bilgi

Engizisyon nedir? Engizisyon mahkemelerinin özellikleri nelerdir, nerede ve ne zaman kurulmuşlardır? Engizisyon tarihçesi, hakkında bilgi.


ENGİZİSYON
Ortaçağ’da Katolik Kilisesi mensuplarının dine karşı gelenleri cezalandırmak için kurdukları bir teşkilâttır. Kelime Lâtince «inquisito» (soruşturma) kelimesinden gelir.

Engizisyon Mahkemeleri Hakkında Bilgi
Engizisyon Mahkemeleri Hakkında Bilgi

Engizisyon Mahkemeleri insanlık tarihi için bir kara lekedir. Yüzyıllar boyunca masum insanları suçlu ilan edip, en feci şekillerde ölmelerine sebep olmuştur. Mahkemeler, adaletin belirdiği yer diye bilinirken Engizisyon Mahkemeleri her türlü fenalığın beşiği olmuştur.

Her şehirde engizisyon mahkemelerinin hakimleri (engizitörler) o bölgenin din adamları arasından seçilirdi. Bunları Papa’nın da tasdik etmesi gerekirdi. Üyelikten azletmek de ancak Papa’nın yetkisi altındaydı. Kısacası, Engizisyon Mahkemeleri Roma’daki Papalık tarafından idare edilen zulüm yuvalarıydı.

Engizisyon Mahkemelerinde hakimlerin yetkisi çok büyüktü, sanıklar suçlarını itiraf ederlerse doğal bir şekilde ölüme mahkum ediliyorlardı; yanılıp da «Ben masumum!» diye direnenler ise en akla, hayale gelmedik işkencelere maruz bırakılıyorlar, feci şekillerde öldürülüyorlardı. Geride kalan mallarını da kilise mensupları aralarında paylaşıyorlardı.

Engizisyon’un tarihi bir hayli eskidir. 1184’te İtalya’nın Verona şehrinde papazlar meclisi, dini işlerle uğraşacak bir mahkemenin kurulmasını kararlaştırmıştı. O tarihte kurulan mahkeme sadece Hristiyanlık kurallarına karşı gelenleri cezalandırmakla görevliydi, yetkileri de pek azdı.

Katolik kilisesi bozulmaya, papazlar sefahata dalmaya başladıktan sonra dm adamlarının Engizisyon Mahkemeleri’ne karşı ilgisi arttı. Halk, dini kötüye kullanan bu ikiyüzlü adamlardan iğreniyordu. Mutlaka dinde ıslahat yapılması kanaati kökleşmişti. Bunun üzerine papazlar bu ıslahat hareketini ancak dehşet saçan tedbirlerle önleyebileceklerini düşündüler. O devirlerde Papa çok önemli bir kişiydi. Krallar, imparatorlar Papa’nın önünde eğiliyorlar, onun her hizmetine koşuyorlardı. Papa’ya bağlı papazlar da bulundukları yerlerde kral kesilmişlerdi.

Aydınlara Karşı

Önce Haçlı Seferleri, sonra da baskı makinesinin icat edilmesi, halkın gözünün biraz açılmasını sağladı. Eskisi gibi kimse din adamlarının dediklerine körü körüne inanmıyordu. Kilise’nin, dinden çok dünyaya bağlı olduğunu anlamış olan bazı hür fikirli aydınlar, eserler yazarak, halkı uyarmaya çalışıyorlardı. Böylece, halk arasında kiliseye karşı bir güvensizlik başgösterdi. Kiliseye karşı hücumlar arttıkça engizisyon mahkemelerinin de sayıları çoğalıyor, Papa’dan aldıkları geniş yetkiye dayanarak etrafa dehşet saçıyorlardı. Büyük, küçük, suçlu, suçsuz dinleyen yoktu. Haber alma şebekeleri de çok genişti. Bir aile içinde, ana, baba, çocuk, kardeş, herkes birbirini şikayet edebiliyordu. Bu yüzden de kimsenin kimseye güveni kalmamıştı. Engizisyon Mahkemesi’ne çıkmak mutlaka ölüm demekti..

Mahkemelerin şekilleri de korkunçtu. Hakimlerin bulunduğu yer, baştan aşağı siyaha boyalıydı. Perdeler, duvarlar, herşey, her yer siyahtı. Başkan, üyeler hep siyah elbiseler giyerler, siyah koltuklara otururlardı. Başkanın, başının üstünde siyah bir haç, onun üzerinde de İsa’nın bir boy resmi bulunurdu. Sanıklar, yüzleri maskeli, korkunç kıyafetli muhafızlar arasında mahkeme salonuna getirilirler, haç biçiminde bir sandalyeye oturt-ulurlardı. Hakimler, kurbanlarını söyletmek için, feci işkencelere başvururlardı.

Papalar, bütün Katolik ülkelerde Engizisyon Mahkemeleri kurarlarken bir de «index» (fihrist) yayınlamışlardı. Bu fihristte adı bulunmayan kitapları okumak suçtu, o kitapları evinde bulunduranlar en ağır cezalara çarptırılırlardı. «index», baskı sanatının ilerlemesini baltalamak için hazırlanmış kuvvetli bir silahtı.

Engizisyon’un İtalya’da ortalığa dehşet saçması üzerine, birçok İtalyanlar Almanya, Fransa ve İsviçre’ye kaçmaya başladılar. Fakat Engizisyon oralarda da kurulunca kurtuluş çaresi kalmadı. Katolik olmayan memleketler, İngiltere, Hollanda, İsveç, Engizisyon cehenneminin dışında kaldılar.

Müslümanlar’a Karşı

Engizisyona en çok önem veren memleket İspanya oldu. İspanya’daki son İslam devletini 1492’de ortadan kaldıran Kral Ferdinand, oradaki Müslüman ve Museviler’in kökünü kurutmak için Engizisyon’a başvurmuştu. Bu arada, İspanya’da Endülüslüler’ den kalma bütün kitaplıkları yıktırdı, kitapları yaktırdı.

Böylece Engizisyonlar, yüzyıllar boyunca Hristiyan halk arasında dehşet saçtı. Fakat, herşeye rağmen halk arasında Engizisyon’a karşı ayaklanmalar da oldu. Dinin merkezi Roma’da bile, gazaba gelen halk, bir Engizisyon mahkemesini yaktı, Papa’nın heykelini parçaladı.

Engizisyon Mahkemeleri XIX. yüzyılın başına kadar faaliyetlerine devam ettiler. Yalnız, artık Ortaçağ’ın o karanlık devirlerin-deki kadar kuvvetli değildiler. Napoléon Bonaparte 1808’de Hristiyanlığın bu yüz karasını ortadan kaldırdı.

Engizisyon Mahkemelerinin öldürttüğü insanların sayısı belli değildir. Yalnız İspanya’da bir tek mahkemenin 28 bin kişiyi ölüme mahkum ettiğini söylemek, bu mahkemelerin dehşeti hakkında bir fikir vermeye yeter.

İspanyollar, Yeni Dünya’da sömürgeler kurarlarken, oralarda da Engizisyon Mahkemeleri açmışlardı. Bunlar Kızılderililer’e İşitilmedik zulümler yaptılar. Bugün «Engizisyon» Ortaçağ’ın karanlık günlerinden kalmış korkunç bir kelimedir. Dehşet ve ıstırap verici olaylardan bahsedilirken «engizisyon mezalimi» diye anılır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder