Canlılarda Boşaltım Sistemleri - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 26, 2018

Canlılarda Boşaltım Sistemleri

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Canlılarda Boşaltım Sistemleri

Bitkilerde, ilkel canlılarda, hayvanlarda ve insanda boşaltım organları, boşaltım istemi nasıldır ve nasıl çalışır? Hakkında bilgi.
CANLILARDA BOŞALTIM SİSTEMLERİ
Hücrelerdeki biyokimyasal tepkimeler sonucunda CO2 ve NH3 (amonyak) gibi artık maddeler oluşur. Ayrıca vücuda çeşitli yollarla fazla miktarda madensel tuz ve su girebilir.

Canlılarda Boşaltım Sistemleri
Canlılarda Boşaltım Sistemleri

Canlıların, canlılıklarını sürdürebilmeler için iç çevrelerini sabit tutmak (homeostazi) zorunda oldukları, taşıma sistemi işlenirken anlatılmıştı . Hücrelerde oluşan CO2, NH3 ,dışarıdan alınan fazla su ve madensel tuzlar bu dengeyi bozabilir.

Hücrelerde oluşan CO2 in solunum yüzeyleri ile hücreden uzaklaştırıldığını ve bu olaya hücre dışı solumunu denir.

Hücrelerde oluşan NH3 ,hücrelere giren fazla su ve madensel tuzların özel yapılardan vücut dışına atılmasına “boşaltım denir.

NH3; aminoasitlerden glikoz ve yağ sentezlenmesi ile proteinlerden ATP elde edilmesi sırasında (hücre içi solunum) oluşur. NH3 çok zehirlidir. Amonyağın zehir etkisini gidermek için suyla seyretilmesi gerekir. Bu da amonyağın hücrelerden atılabilmesi için çok su kullanılmayı gerektirir. Halbuki canlılar için su sağlamak önemli bir sorundur. Bu yüzden canlılar, amonyaktan üre ve ürik asit yaparlar. Böylelikle amonyağın zehir etkisini azaltırlar. Bunlardan üre, ürik asitten daha zehirlidir. Sırayla söylersek; en zehirli amonyak, sonra üre, en az zehirli olan ise ürik asittir.

BİTKİLERDE BOŞALTIM
Bitkilerin özelleşmiş boşaltım sistemleri yoktur.

Bitkiler, her zaman gereksindiklerinden fazla su alırlar. Fazla su almaları, fazla madensel tuz almalarına da neden olur.

Fazla su, bitkilerin yapraklarından su buharı olarak çıkar. Yani su, bitkilerin yapraklarından terlemeyle çıkar.

Bazı bitkiler, aldıkları fazla suyu yapraklarının kenarlarındaki özel açıklıklardan (hidatod) su damlaları olarak dışarı verirler. Bu olaya damlama (gutasyon) denir.

Bitkiler, aldıkları madensel tuzların fazlasını ve NH3 kullanarak oluşturdukları organik artıkları köklerinden dışarıya atabilirler. Yine bitkiler, madensel tuzların fazlasını suda çözünmeyen kristaller haline getirip gövdelerinde depo ederler. Kristaller suda özünmediklerinden bitkiye zarar vermezler. Bir bitkiyi yaktığımızda kalan küllerin çoğu, bu depolanmış madensel tuzların karışımıdır.

Kalsiyum oranı yüksek topraklarda yaşayan bitkiler, fazla kalsiyumu yaprak hücrelerinin kofullarından biriktirirler. Yaprak dökülmesi ile bu madensel tuzlar da atılmış olur.

HAYVANLARDA BOŞALTIM VE BOŞALTIM SİSTEMLERİ


Bir hücreli canlılarda NH3 hücreden difüzyonla çıkar.

Sularda yaşayan canlıların vücut sıvılarındaki su konsantrasyonu ile dışındaki su konsantrasyonu denge durumundadır. Bu dengeye “osmotik denge” denir.

Bununla birlikte tatlı sulardaki canlılara, dışarıdaki konsantrasyonu biraz fazla olduğundan su girer. Canlılar bu suyu kofullarda toplar. Bu kofullara boşaltım kofulu kontraktil kofulu denir. Kontraktil kofullar, birkaç saniyelik aralıklarda büzülüp gevşeyerek içindeki suyu dışarı atar. Böylelikle homeostatik denge korunmuş olur.

Tuzlu su canlılarında ise vücut sıvılarındaki su konsantrasyonu ile denizdeki su konsantrasyonu birbirine çok yakın olduğundan hücrelerin içine su girmez. Bu yüzden tuzlu su bir hücrelilerinde boşaltım kofulu yoktur.
 
Tuzlu su canlılarının vücutlarına dışarıdan su girmez. Ancak içerideki su dışarıya çıkabilir. Bu yüzden de tuzlu su canlıları, su kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.

Hayvanların en basiti olan süngerler ve sölenterlerde artık maddelerin atılması bir hücrelilerdeki gibi olur.

Yassısolucanlarda (örneğin planarya) oluşan amonyak gazı, bütün vücut yüzeyinden difüzyonla çıkar. Vücuda giren fazla su ise kanallardan oluşmuş bir sistem ile dışarıya atılır. Suyun fazlasının hücreler arasındaki sıvıdan kanallara geçmesini sağlayan tüp şeklindeki yapılara alev hücreleri denir. Çünkü, tüplerin içindeki suyu iten kamçıların hareketi, titreyen mum alevinin hareketine benzer.

Toprak solucanında oluşan NH3 gazı bütün vücut yüzeyinden difüzyonla çıkar. Fazla suyun atılmasını sağlayan boşaltım organı “nefridyum”lardır. Nefridyumlar bir pikli huni ve bunun uzantısı olan kıvrımlı bir kanalcıktan oluşmuştur. Kanalcıkların öteki ucu dışarıya açılır.

Kirpikli hunideki kirpiklerin titreşmesi ile vücut boşluğundaki fazla su kanalcığa geçer. Kanalcık içine geçen su da arkadan gelen suyun itmesi ile dışarı atı lir. “

Yumuşakçaların da (salyangoz, midye, mürekkep balığı, ahtapot v.b) boşaltım organı nefridyumlardır.

Eklembacaklıların (böcekler, örümcekler, çok ayaklılar) boşaltım organı “malpighi tüpleri”dir. Malpighi tüplerini barsak oluşturur. Malpighi tüplerinin bir ucu kan sıvısına, öteki ucu bağırsağa açılır.
 
Kan sıvısındaki NH3, malpighi tüplerine alınır. Bu NH3 la malpighi tüplerinde ürik asit yapılır. Oluşan ürik asit, malpighi tüplerinin öteki ucunun bağlı olduğu bağırsağa bırakılır. Buradan da dışkı ile dışarı atılır.

Ürik asit, kristal yapıdadır ve suda çözünmez. Suda çözünmediği için de zararlı değildir. Bu yüzden ürik asidi atmak için çok su kullanmak gerekmez. Başka bir deyişle söylersek; ürik asit atan canlıların idrar oluşturmalarına gerek yoktur, diyebiliriz.

Eklembacaklılar gibi sürüngen ve kuşlar da ürik asit attıklarından idrar oluşturmazlar. Amonyağı ürik aside dönüştürüp atabilme, canlılarda su kaybını azaltan bir adaptasyondur.

Derisi dikenlilerde (Deniz yıldızı, deniz kestanesi gibi) özelleşmiş bir boşaltım organı yoktur. Azotlu artıklar solungaçlardan dışarıya atılır. Kandaki azotlu artıkları solungaçlara amibe benzeyen hücreler getirirler.

“Omurgalılar”ın boşaltım organı böbreklerdir. Memeliler NH3 gazından üre yaparlar.

İNSANDA BOŞALTIM SİSTEMİ
Her insanda boyu 10—12 cm. olan ve fasulye biçiminde iki böbrek bulunur.

Kan, böbreklere aorttan ayrılan böbrek atardamarı ile gelir ve böbrek toplardamarı ile yüreğe götürülür. Böbrek toplardamarındaki kan, üre taşımayan kandır. Çünkü; kanın böbrekten geçişi sırasında üre kandan süzülür, böylece idrar oluşur.

Oluşan idrar, önce böbreklerde ki havuzcuklarda toplanır. Buradan idrar kanalı (sidik borusu = üreter) ile idrar torbasına (sidik kesesi = mesane) götürülür. Buradan da boşaltım kanalı (üretra) ile zaman zaman dışarı atılır.

İnsan böbreği üç bölümde incelenir: Havuzcuk, öz bölgesi, ve kabuk (korteks). Böbrekte idrar, kabuk bölgesinde oluşur. Kanallarla öz bölgesini geçerek havuzcuğa dökülür. Öz bölgesinde kanalcıkların topluluğu piramit görünümündedir. Bu yüzden, bu yapılara malpighi piramitleri denir.

Kabuk bölgesinde, idrarın süzüldüğü yapılara nefron denir. Her böbrekte bir milyona yakın nefron bulunur.

Nefronlar; bir kılcaldamar yumağı olan glomerulus, glomerulusu saran bowman kapsülü ve bowman kapsülünün uzantısı olan kıvrımlı bir kanalcık tan oluşmuştur. Kanalcığın etrafı kılcal damarlarla sarılmıştır.

Nefronların kanalcıkları toplama kanalcığına bağlanır. Toplama kanalcığı değişik nefronlarda oluşmuş idrarı, malpighi piramitlerinden geçirerek havuzcuğa döker.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder