Yeni Çağı Hazırlayan Gelişmeler - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 20, 2018

Yeni Çağı Hazırlayan Gelişmeler

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Yeni Çağı Hazırlayan Gelişmeler 

Yeni çağ başlarında Avrupa nasıl bir yerdi. Yeni çağı hazırlayan nedenler nelerdir? Yeni Çağ öncesi bilim ve teknikte, coğrafya da ki ilerlemeler, nedenleri ve sonuçları.


Avrupa’da yeniçağı hazırlayan nedenler içinde en önemlileri bilim ve teknik alanındaki yeni buluşlarla, coğrafya alanında yapılan büyük keşiflerdir.

Yeni Çağı Hazırlayan Gelişmeler
Yeni Çağı Hazırlayan Gelişmeler 

Ortaçağ sonları ile yeniçağ başlarında Avrupalıların bilim ve teknik alanında yaptıkları ilerlemelerin başında barut, pusula ve matbaanın bulunuşu gelmektedir. Bu önemli buluşlar ve büyük coğrafya keşifleri Avrupalıları ortaçağ düşüncelerinden kurtarmıştır.

Barutun Bulunuşu ve Ateşli Silâhlarda Kullanılması:

Barutun ilk defa Çinliler tarafından kullanıldığı söylenir. Fakat onun büyük bir kuvvet kaynağı olduğu daha çok sonraki devirlerde anlaşılmıştır.

Barut
Barutun Avrupalılara tanıtılması Türklerin ve Müslümanların eliyle olmuştur. İlkönce Endülüs medreselerinde teknik bir şekilde barut yapılmışsa da, Avrupalılar barutu kendilerinin bulduklarını söylemektedirler.

Barut ancak XIV. yüzyılda ateşli silâhlarda, özellikle topçulukta kullanılmaya başlamış ve o zaman büyük bir önem kazanmıştır. Topun bulunuşu, Avrupa’da bütün ortaçağ boyunca süregelen, derebeylik (feodalite) yönetiminin yıkılmasına, Mutlak krallık rejiminin kurulmasına büyük bir etki yapmıştır.

Top, ilk kez Endülüs Müslümanları, sonra İtalyanlar, İngilizler (ilk kez Yüzyıl savaşlarında kullanmışlardır) ve Osmanlılar tarafından (Varna ve II. Kosova savaşlarında, özellikle İstanbul’un fethinde) kullanılmıştır. Osmanlılar topçulukta birçok yenilikler yapmışlar ve havan topu dediğimiz aşırtma gülle atan topları bulmuşlardır. Hele istanbul’un fethi sırasında o zamana kadar örneği görülmemiş derecede büyük çaplı ve 1 500 kilo ağırlığında taş gülleler atan kuşatma topları yapmışlardır.

Pusulanın Bulunuşu:

PusulaPusulayı da ilkönce Çinlilerin buldukları ve kullandıkları söylenmektedir. Bu büyük buluş da gene Türklerin eliyle Avrupalılara geçmiş ve XIII. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır.

Pusulanın bulunuşundan önce gemiciler, yollarını Kutupyıldızına bakarak bulurlardı. Onun için çok enginlere açılamaz ve okyanuslara çıkamazlardı. Kristof Kolomb’un, pusula açısı üzerine yaptığı düzeltmelerden sonra okyanuslara açılmak cesaretini gösterdiler. Bu suretle büyük coğrafya keşiflerine başladılar.

Kâğıdın Bulunuşu:

İlkçağda olduğu gibi, ortaçağda da yazı «Mısır kâğıdı» denilen papirüs, ya da parşömen denilen ince deriler üzerine yazılırdı. Bunların bulunması çok zor ve pahalıydı. Bugünkü bildiğimiz kâğıdın bulunuşu insanları bu gibi zorluklardan kurtardığı gibi, bilimin de gelişmesine yardım etmiştir.

Avrupalılar ve Müslümanlar, papirüs, ya da parşömen kullanırlarken Çinliler ipek, pamuk ve kenevirden kâğıt yapmasını biliyorlardı. İlk kez Türkler, Çinlilerden bu şekilde kâğıt yapmasını öğrendiler. Semer-kant ve Buhara gibi büyük Türk şehirlerinde pamuktan kâğıt yapan fabrikalar kurdular. Araplar, Türkistan’ı ele geçirdikleri zaman (VII. yüzyıl sonları), Türklerden kâğıt yapmasını öğrendiler. Avrupalılar da daha sonraki devirlerde Endülüs Müslümanlarından bu tarzda kâğıt yapmasını öğrendiler. Fakat bu devirde pamuk pahalı olduğu için kâğıt gene çok değerli bir şeydi. Nihayet, Avrupalılar bunu ucuza mal etmek için paçavradan kâğıt yapmaya başladılar.

Matbaanın Bulunuşu : Johannes Gutenberg

Johannes Gutenberg

Ortaçağda bütün kitaplar elle yazılırdı. Bu yüzden okuma bilenler az olduğu gibi eldeki kitaplar da çok pahalı satılırdı.

Matbaaya benzer bir aracın gene ilk kez Çinliler tarafından kullanıldığı ve Uygur Türklerinin de buna benzer bir matbaaları bulunduğu, yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır. Avrupa’da ise böyle bir aracın ancak XIV. yüzyılda kullanıldığı görülmektedir. Bu devirde Avrupalıların yaptıkları iş hem yorucu ve hem de çok zordu. Yazılacak sayfanın önce tahtadan bir kalıbı hazırlanır, harfler bu kalıp üzerine oyulur ve mürekkeplenerek bir kâğıda basılırdı. Bu suretle kitap basmak çok masraflı ve uzun zaman isteyen bir işti.

Nihayet Alman Johannes Gutenberg, antimon ile kurşunu karıştırarak kolay kolay bozulmayan ayrı harfler döktü. Böylece de matbaa bulunmuş oldu (1450).

Matbaanın bulunuşu bilginin artmasında ve yayılmasında büyük bir rol oynadı. Yeniçağ başlarında Avrupa’da gördüğümüz Rönesans ve reform hareketlerinin başlamasma ve hızla yayılmasına yol açtı.
Coğrafi Keşifler
Büyük Coğrafya Keşiflerinin Nedenleri:

XV. yüzyıldan itibaren yeryüzü insanlar tarafından daha iyi tanındı. O zamana kadar bilinmeyen birçok yerler ve kıtalar keşfolundu. Bilinip de gidilmeyen yerlere gidildi. Dünya haritası ortaçağa göre daha çok büyüdü ve genişledi.
Büyük coğrafya keşiflerinin yapılmasını hazırlayan başlıca nedenler şunlardır :

a) Pusulanın bulunuşu;

b) Coğrafya bilgisinin ilerlemesi;

c) Gemicilik sanatının ilerlemesi;

ç) Doğu ülkelerinin zenginliği ve Avrupalıların buralara gitmek için yeni yollar aramaları.

Şimdi bunların büyük coğrafya keşiflerine olan etkilerini birer birer inceleyelim:

a) Pusulanın Bulunuşu — Bu, yukarıda da gördüğümüz gibi, gemicilerin açık denizlere çıkmalarını kolaylaştırdı ve cesaretlerini artırdı.

b) Coğrafya Bilgisinin ilerlemesi — XV. yüzyıla gelinceye kadar Avrupalılarla Müslümanların (Türk, Arap, İranlı) coğrafya bilgileri ve dünya üzerine görüş ve düşünceleri bir değildi. Müslümanlar, yerin yuvarlak olduğunu biliyorlardı. Avrupalılar ise Hıristiyanlığın etkisi altında kalarak bunun karşıtını iddia ediyorlar, yerin düz olduğunu ve güneşin dünyamızın çevresinde döndüğünü sanıyorlardı.

Avrupalılar, Müslümanlarla Haçlı seferleri sırasında (1096 – 1270) daha yakın ilişkilerde bulundukları için onlardan pek çok şeyler öğrenmişlerdi. Matbaanın bulunuşu Avrupa’da Müslümanların ve eski Yunan coğrafya bilginlerinin dünyaya ilişkin bilgilerinin yayılmasına ve okunmasına yol açtı. Bunun sonunda da Avrupalıların dünyaya ilişkin görüş ve düşünceleri değişti. Ortaçağın temelsiz ve boş inançlarından kurtulan Avrupalılarda dünyayı gezmek ve tanımak heves ve cesareti uyandı.

c) Gemicilik Sanatının İlerlemesi — Ortaçağda yapılan gemilerle ancak iç denizlerde gezilirdi. XV. yüzyıldan başlayarak Avrupa’da gemicilik sanatında büyük bir ilerleme oldu. Uzun, yüksek güverteli ve okyanusların dalgalarına dayanıklı, kürek ve yelkenlerle hareket eden büyük gemiler yapıldı. Bunların en iyilerine karavel denirdi.

ç) Doğu Ülkelerinin Zenginliği ve Buralara Gitmek İçin Yeni Yolların Aranması — Ortaçağ Avrupasında doğu ülkelerinin (Hindistan, Çin gibi) zenginliği büyük bir ün kazanmıştı. Bu devirde Avrupalılar tarafından çok aranan ve tüketilen karanfil, tarçın, karabiber, zencefil gibi baharat ve değerli madenler, taşlar, ipek ve ipekli kumaşlar hep Hindistan ve Çin’den gelirdi. Avrupalılar o zamanlar bu saydığımız ticaret mallarını kendileri doğrudan doğruya buralardan alamazlardı. Bunları, Türk ve Müslüman tacirleri alarak iki yoldan Akdeniz ülkelerine taşırlardı. Bu yollardan birisi Çin ve Hindistan’dan kalkarak Süveyş’te son bulan deniz yolu idi. Buna ortaçağda Baharat yolu derlerdi. İkincisi ise Çin’den ve Hint’ten kalkan ve Orta Asya’yı bir baştan bir başa dolaşarak Hazar denizi, ya da İran üzerinden Karadeniz’deki Kırım ve Trabzon limanlarına inen kara yolu idi. Buna da ipek yolu denirdi.

Venedikliler ve Cenevizliler, Türk ve Müslümanların bu limanlara getirdikleri malları alarak öteki Avrupa memleketlerine pek pahalı satarlar ve çok kâr ederlerdi. Gene Venedikliler ve Cenevizliler bu yollar üzerinde birtakım ticaret yerlerini ve Akdeniz adalarından bir kısmını ellerine geçirmişlerdi. Fakat Türklerin, Boğazlan kontrol altına almaları ve nihayet İstanbul’u fethetmeleri, durumu değiştirdi. Bu ticaret yolları Osmanlı Türklerinin eline geçti.

Avrupalılar daha ortaçağda Doğuya gidecek yolları aramaya başlamışlardı. Hatta bu amaçla ünlü Marko Polo XIII. yüzyılda Çin’e kadar gitmiş ve Asya’da büyük bir gezi yapmıştı (1271 – 1295). Onun bu geziden döndükten çok sonra yayımlanan anıları Avrupalılar arasında büyük bir merak uyandırmıştı. Marko Polo’nun söz konusu ettiği zengin Çin ve Hint ülkelerine bir an önce ulaşmak bütün Avrupalılar için bir amaç haline gelmişti.

Hindistan Yolunun Keşfi (1497 – 1498):

Avrupa’da ilk büyük coğrafya keşiflerine Atlas okyanusu kıyılarında oturan Portekizliler ve ispanyollar başladılar. Afrika kıyılarından dolaşarak, buradan Hindistan’a gidecek bir yol bulmaya çalıştılar. İlk kez Portekizli Barthelmy Diaz adlı bir kaptan bu kıyılarda dolaşırken fırtınaya tutularak Afrika’nın güneyinde bulunan Ümit burnuna kadar indi (1487. Bu olaydan 10 yıl sonra, gene Portekizli Vasko dö Gama (Vasco de Gama) isimli bir kaşif Ümit burnunu dolaşarak Hindistan’a vardı (1497 – 1498). Bu suretle Batıdan Doğuya giden büyük deniz yolu bulunmuş oldu.

Amerika’nın Keşfi ve Kristof Kolomb (1492):

Portekizliler, Afrika’nın batısından Hindistan’a gidecek yolları ararlarken Kristof Kolomb adlı Cenovalı bir gemici de İspanya devletinin hizmetine girmişti.

Kristof Kolomb, dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyor, hep batıya gidilirse doğuya varılacağını söylüyordu. O zaman Avrupa’da dünyanın yuvarlaklığına inanan yok gibiydi. Onun için kimse Kristof Kolomb’un sözüne inanmıyor ve ona yardım etmiyordu. Nihayet birçok yerlere baş vuran Kristof Kolomb’a İspanya kralı Katolik Ferdinand ile karısı Kraliçe İzabella yardım etmeye karar verdiler. Ona üç gemi vererek kendisini amiral yaptılar.

Kristof Kolomb, 1492 yılının 3 ağustosunda Hindistan’a gitmek üzere İspanya’nın Palos limanından büyük bir törenle yola çıktı. Atlas okyanusu üzerinde yaptığı iki aylık bir yolculuktan sonra Amerika kıtasının doğusunda bulunan adalara vardı. Bunları Hint adaları sanarak Batı Hint adaları adını verdi. Yerlilerine de Hintli dedi. Antil adaları arasında yaptığı bir geziden sonra, keşfi için bilgi vermek üzere gene İspanya’ya döndü.

Kristof Kolomb, bundan sonra Amerika’ya daha üç sefer yaptı. Fakat yeni bir kıta bulduğunun farkına varamadı. Nihayet, kral kendisini makamından indirdi. Kristof Kolomb, bundan sonra ölünceye kadar yokluk içinde yaşadı, 1506 yılında öldü. Bu tarihte gene İtalyalı bir gemici ve aynı zamanda büyük bir bilgin olan Amerigo Vespuçi Amerika’ya yaptığı bir geziden sonra, buranın yeni bir kıta olduğunu bütün dünyaya bildirdi. Sonraları bu yeni kıtaya onun adından ötürü Amerika denildi.

İlk Dünya Gezisi. Macellan ve Del Kano (1519 – 1522):

Macellan Portekizliydi. Fakat o sırada Avrupa’nın en büyük hükümdarı olan Alman İmparatoru Şarlken’in hizmetine girmişti.

Macellan da Kristof Kolomb gibi hep batıya giderek doğuya varmak istiyordu. Bu amaçla 1519 yılında beş gemi ile Atlas okyanusuna açıldı. Güney Amerika kıyılarını dolaşarak kendi adını verdiği Macellan boğazından geçti. İlk defa Büyük okyanusu aşarak Filipin adalarına vardı. Orada yerlilerle yaptığı bir savaşta öldü. Kaptanlardan Del Kano geziye devam etti. Birçok zahmetlerden sonra ancak bir gemi ile Ümit burnu yolundan dolaşarak tekrar İspanya’ya geldi. Bu suretle ilk dünya gezisi yapılmış oldu.

Coğrafya Keşiflerinin Sonuçları:

Büyük coğrafya keşiflerinin sonunda, o zamana kadar bilinmeyen Amerika kıtası bulundu. Deniz yolu ile Hindistan ve Çin’e kadar gidildi. Eski ticaret yollarına yenileri eklendi. Akdeniz ticaret yolları eski önemini kaybetti. Portekizliler ve İspanyollar yeni ülkelere sahip oldular. Bu suretle Avrupa’da ilk sömürgecilik hareketleri başladı. Amerika ve Okyanusya adalarında ilk sömürgeler kuruldu. Avrupa’da zenginlik arttı. Ticaret yollarının Atlas okyanusuna geçmesi üzerine Batı Avrupa limanları büyük birer önem kazandı ve zamanla gelişerek dünyanın en büyük limanları haline geldi. Bütün bunlardan başka, Avrupalıların dünyaya ilişkin bilgi ve görüşleri değişti. Dine ve kiliseye karşı bir güvensizlik başladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder