MAD Doktrini Nedir ? - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mart 02, 2018

MAD Doktrini Nedir ?

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

MAD Doktrini Nedir ? 

Soğuk Savaş dönemi kavramlardan biri olan bu doktrin, medeniyetin ulaştığı teknolojik ve bilimsel boyutun nasıl aynı zamanda bir kıyamet tehditi anlamına da geldiğini gösteriyor. MAD, İngilizce Mutually Assured Destruction yani �’karşılıklı mahvolma garantisi’ anlamına gelen kelimelerin baş harflerinden oluşuyor. Esas itibariyle Rusya ve ABD’nin nükleer silahlanma yarışında ve tehdidinde ilk saldıran taraf kim olursa olsun savaş başladıktan sonra her iki tarafın da kesin olarak yok olacağı teorisine dayanıyordu. Bir anlamda caydırıcılık kuvvetini ve prensibini ifade eden bu doktrin 1960’lı yıllarda çekilen pek çok savaş filmine de konu olmuştur.


Terim ilk olarak 1962’de ABD savunma politikasında önemli bir rol oynamaya başladı. Başkan Kennedy’nin Savunma Sorumlusu Robert McNamara, Amerikan Bar Kurumu’na yaptığı konuşmada bu doktrinden bahseden ilk kişi oldu. MAD doktrinin açılımına baktığımızda ifade ettiği anlam ve kısaltma düşünüldüğünde Amerikan savaş jargonuyla son derece uyumlu görülür. Çünkü MAD İngilizcede �’çılgınlık, delilik’ anlamlarına gelir. Kısaltmanın bu haliyle mizahi kelime kısaltmalarına ilgi duyan John von Neumann tarafından üretildiği ifade edilir.

MAD Doktrini Nedir ?
MAD Doktrini Nedir ?

MAD Doktrini uzun yıllar dünyanın nükleer silah tehlikesinden uzak kalmasının da garantisi olmuştur. Çünkü nükleer silahlara taraf devletlerden hiçbiri küresel yıkımın sorumlusu olmak istememiştir. MAD Doktrini, sonradan �’dehşet dengesi’ olarak ifade edilmiştir. Buy dehşet kıyamet olarak tarif edilir. MAD Doktrini, uzun yıllar küresel barışı korusa da nükleer silahlanma yarışının da sebebi olmuştur. 

ABD ve Rusya gibi güçler dehşet dengesinden çıkış yolları bulmak adına ikinci saldırı yeteneği olarak ifade edilen doğrultuda okyanuslarda ve gökyüzünde nükleer silahlanma teknolojiler için inanılmaz ve günümüzde halen kullanılan sistemler geliştirmişlerdir. 

MAD Doktrininin yarattığı sürekli silahlanma ve tetikte oluş hali her iki kutup ülkelerini ekonomik olarak ciddi bir kriz eşiğine getirmiş nitekim Sovyetler Birliği’nin dağılmasında bu ekonomik sebepler ön sırada yer almıştır. 

Birçok savaş analisti ve strateji uzmanın da dile getirdiği üzere tehditkar her iki kutbun da nükleer silahlara sahip olması doğrudan sıcak ve nükleer bir savaşı engellemektedir. MAD Doktriniyle insanlık medeniyeti nükleer bir yok oluştan kurtulsa da bu durum beraberinde vekalet savaşları gibi rakiplerin birbirlerini test etmeye yönelik vekalet savaşları ise arttırmıştır. Kore Savaşı, Afganistan Savaşı, Vietnam Savaşı ve yakın zamanda Irak ve Suriye’de yaşanmakta olan bölgesel savaşlar bu duruma en güzel örneklerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder