Anadolunun İşgalinden Sonra Kurulan Yararlı ve Zararlı Cemiyetler - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 02, 2018

Anadolunun İşgalinden Sonra Kurulan Yararlı ve Zararlı Cemiyetler

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Anadolunun İşgalinden Sonra Kurulan Yararlı ve Zararlı Cemiyetler 

Milli Mücadele sırasında Anadolu’nun işgali sonrasında kurulan ve faaliyet gösteren yararlı ve zararlı cemiyetler ile ilgili bilgiler.


Mondros Mütarekesi’nin imzalanması ülke üzerinde başlangıçta büyük bir ferahlık meydana getirmişti. 1911 yılından beri savaşın içinde olan Türk halkı bu durumdan umutlanmış ancak mütarekenin uygulanış şekli bu ümitleri kısa sürede ortadan kaldırmıştır. Anadolu’da devlet otoritesinin yokluğundan faydalanmak isteyenler kendi amaçları doğrultusunda dernekler kurdular. Bu çalışmalara karşı da kurtuluş amacıyla Türkler tarafından dernekler kuruldu.

Anadolunun İşgalinden Sonra Kurulan Yararlı ve Zararlı Cemiyetler
Anadolunun İşgalinden Sonra Kurulan Yararlı ve Zararlı Cemiyetler 

ZARARLI CEMİYETLER

AZINLIKLARIN KURDUĞU ZARARLI CEMİYETLER

Etnik-i Eterya Cemiyeti
Bu cemiyet, Osmanlı-Yunan savaşı sırasında Rumların yaşadığı bütün toprakların Yunanistan’a katılmasını sağlamak ve Rum-Bizans İmparatorluğu’nu yeniden kurmak amacıyla Yunan subaylar tarafından kuruldu (1894). Cemiyet, Mondros Ateşkesi’nden sonra amaçlarını gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürdü.

Mavri Mira Cemiyeti
İstanbul’da Rum patrikhanesinde patrik vekilinin başkanlığında kuruldu. Cemiyetin amacı; İzmir ve çevresiyle Doğu Trakya’nın Yunanistan’a katılmasını sağlamaktı.

Rum Pontus Cemiyeti
Bu cemiyet, Fatih tarafından Osmanlı Devleti’ne katılan Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu’nu (1204-1461) yeniden kurmayı amaçladı. Trabzon, Samsun ve Karadeniz sahillerinde faaliyette bulundu.

Ermeni Taşnak ve Hınçak Cemiyetleri
Rumlarla işbirliği yapan bu cemiyetler İngiltere’den yardım almışlardır. Bu cemiyetlerin amacı, Wilson ilkeleri’nden yararlanarak bağımsız bir Ermeni Devleti kurmaktı. Anadolu’da nüfus üstünlüğüne sahip olduklarını ileri sürerek Barış Konferansı’na asılsız nüfus listeleri verdiler. Oysa Amerikan İstihbarat Şubesi, Başkan Wilson’a 21 Ocak 1919’da verdikleri raporda, Ermenilerin en çok bulundukları yerlerde bile ancak nüfusun % 30-35’ni oluşturduklarını bildirdi. En son ve en gerçek Amerikan araştırması General Harbord tarafından 1919 yılı sonunda hazırlanmıştı. Hemen tüm Doğu Anadolu’yu inceleyen Harbord, Ermenilerin hiçbir zaman çoğunluk olmadığını bildirdi.

İngiltere Başbakanı Lloyd George bile Ermeni isteklerini aşırı buluyordu. Buna rağmen 14 Mayıs’ta Dörtler Konseyi’nin toplantısında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında kararlaştırılacak sınırlar içinde ve manda idaresi altında, Ermenilerin azınlıkta olduklarını bildiği Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan ve Ermeni isteklerini kapsayan topraklar üzerinde Ermenistan kurulmasını önerdi. Ermenilerin isteklerinin bu derece ileri gitmesinde İstanbul Hü-kümeti’nin sorumsuz ve aciz politikasının da etkisi vardı. İstanbul Hükümeti Şubat 1919’da Osmanlı Devleti sınırları içinde Ermenilere özerklik, hatta bazı yerlerde nüfus mübadelesi yapmayı önermişti. Fakat Ermeniler bağımsızlık istedikleri için bunu kabul etmemişlerdi. Çünkü Osmanlı Devleti’nin çaresizliğini görüyor ve isteklerini büyük devletlere kabul ettirmeye çalışıyorlardı.

Alyans İsrailit
Yahudiler de yüzyıllar önce İspanya’daki katliamdan kaçtıklarında, kendilerine kapılarını açan Türklere karşı Rumlarla işbirliğine girdiler. Hahamhane, Patrikhane ile birlikte faaliyetlerde bulundu. Alyans israilit İstanbul’da Yahudi gençleri tarafından kurulmuştur.

Azınlıklar tarafından kurulan cemiyetler, İtilaf Devletleri tarafından da desteklenmiştir. Böylece Anadolu’nun işgalinin kolaylaştırılması amaçlanmıştır. Çünkü Birinci Dünya Savaşı’nı kazanmakla beraber büyük ölçüde güç kaybına uğramaları itilaf Devletleri’nin projelerini kendi güçleriyle gerçekleştirmelerini engelliyordu.

TÜRKLERİN KURDUĞU ZARARLI CEMİYETLER

Millî mücadeleye karşı olan cemiyetler arasında bazı Türk ve Müslümanlar tarafından kurulmuş cemiyet ve partiler de bulunmaktaydı. Bunlar düşman işgali altında bulunan istanbul’da kurulmuşlar, burada ve kısmen de Anadolu’da faaliyet göstermişlerdi. Hemen tümü açık veya gizli İngilizlerin desteğine sahip bulunuyorlardı. Yabancı ve güçlü bir devletin desteğine dayanmak, saltanat ve hilafete bağlı kalmak ortak özelliklerindendi. Bir ortak yanları da o günkü durumun sorumlusu olarak gördükleri ittihatçılara düşmanlık duymalarıydı. Genelde Hürriyet ve İtilaf Fırkası etrafında toplanmış olan bu kuruluşlar gerek savundukları esaslar, gerekse ittihatçıların Anadolu’daki ilk direniş hareketlerini başlatmaktaki rolleri nedeniyle millî mücadeleye ters düşmüşlerdi.

Kürt Teali Cemiyeti
Wilson Prensipleri’nden ilham alınarak kurulan cemiyet, Doğu Anadolu’da bağımsız bir Kürdistan devleti kurmayı hedeflemiştir. İngilizlerle sıkı bir diyalog kuran cemiyet, Doğu Anadolu Müdafayi Hukuk Cemiyeti’yle birleşmeyi reddetmiş ve bölge halkı tarafından desteklenmemiştir.



İslam Teali Cemiyeti
1919’da İstanbul’da kuruldu. Osmanlı Devleti’nin düzeninin devamını sağlamayı hedef alan cemiyetin temel dayanağı hilafettir, içlerinde pek çok aydın bulunan cemiyetin mensupları ülkenin kurtuluşunun İslam’da olduğunu savunmuşlardır.

Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası
Padişaha bağlılığı savunmuş, İstanbul Hükümeti’yle sürekli olarak işbirliğinde bulunmuştur. Çalışmalarının itici gücünü İttihat ve Terakki düşmanlığı oluşturmuştur.

Hürriyet ve İtilaf Fırkası
İttihat ve Terakki aleyhtarlığıyla ortaya çıkmış, kendisini en büyük parti olarak görmüştür. 1913 yılında çalışmalarını durduran parti, Mondros Ateşkesi’nden sonra faaliyete geçmiştir. Milli Mücadeleye karşı olan parti, iç ayaklanmalarda kışkırtıcı rol oynamıştır.

Wilson Prensipleri Cemiyeti
Osmanlı aydınları ve bazı milli mücadeleciler tarafından desteklenen bu dernek, İngiltere’nin artık yardımının söz konusu olmayacağı için güçlü ve aramızda ciddi bir sürtüşme geçmemiş, uygar dünyanın büyük devleti ABD’nin mandasını istiyorlardı. Filipinleri bile kısa zamanda uygarlaştırmış olan ABD’nin Osmanlı Devleti’ni himayesi altına alırsa hızla ilerleyeceğini düşünüyorlardı. Cemiyetin kurucularından bazıları daha sonra milli mücadelecilere katılmıştır.

Bütün bunların yanı sıra ateşkes ve işgal döneminin İstanbul şehrinde kurulan birçok dernek daha bulunmaktadır. Osmanlı İlâyı Vatan, Tarik-i Salâh, Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Dernekleri buna örnektir. Bütün bu dernekler, Osmanlı imparatorluğu’nun egemenliğini ve varlığını sürdüremeyeceğine inanan ve başka bir devletin, özellikle ingiltere’nin koruyuculuğu altında yaşama şansı arayan insanlarca kurulmuşlardır. Fakat hepsinin birleştiği tek nokta ise Milli Mücadele’yi boğmaktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder