Tang Hanedanı Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 23, 2018

Tang Hanedanı Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Tang Hanedanı Hakkında Bilgi 

Tang hanedanı ne zaman ve nerede hüküm sürmüştür? Tang imparatorları, iç savaşlar, kültür ve medeniyeti, tang sanatı hakkında bilgi.


Tang Hanedanı

Tang Hanedanı Hakkında Bilgi
Tang Hanedanı Hakkında Bilgi 

Tang Hanedanı; sülalesi Çin imparatorluk sülalesidir (618-907). Kuzey ve güney arasındaki uzun bir bölünmenin ardından Han sülalesinden sonra ikinci büyük imparatorluğu kuran Tang sülalesi, ülke topraklarını genişletmesiyle, güçlü uygarlığıyla ve yükselmesiyle parladı. Suy sülalesi talihi Li Şı-Min iktidarı babası Gao-dzu’ya (618-626) bıraktı. 

Çin’in yeni yöneticileri, temel ilkesini hiçbir toprağın çiftlik kirasına verilemeyeceğinin oluşturduğu bir tarım reformu gerçekleştirerek, Suy sülalesinden Vendi’nin yaptıklarım yeniden ele aldı. Bununla birlikte, bağışıklık durumları (devlet memurları, manastırlar) çok fazla olduğundan, yasa “köylülerin ortadan kalkması”na engel olamadı.

YARIM YÜZYILLIK BİR GELİŞME

Yönetim alanında, önemli bir yenilenme, eyaletleri askeri yöneticilere bırakmaktı (bu, uzun sürede, sülalenin yıkımına neden oldu). Han sülalesinden esinlenilen merkezi yönetim, aydın kişilerden çok, uzmanlaşmış kişilere bırakılmış teknik bölümlerin yaratılmasıyla gelişti. Sistemin iyi işlemesi, devlet bütçesinin görülmemiş bir biçimde artmasını sağladı: Nüfus elli milyona (bunun iki milyonunu başkent oluşturuyordu) ulaştı.

626’da Li Şı-Min babasını tahttan uzaklaşmaya razı ederek kendisi tahta çıktı (Taydzung, 626-649). İlk kaygısı, askerlikle olduğu kadar diplomatlıkla da Asya’da Çin etkisini yerleştirmekti. Özellikle Uygur Türklerinin bağlaşmasını sağladı. 648’de Çin egemenliği Sin Kiang’da yeniden varlığını gösterdi, daha sonra, Çinliler Kore’nin fethini gerçekleştirmek için bölgede çıkarları olan Japonlarla ilk kez çarpıştılar.

Gao-dzung (650-683) hükümdarlık dönemini babasının yaptıklarım sağlamlaştırmakla geçirdi. İmparatorluk bu dönemde, iyi korunmuş sınırları, yönetimi, yolları ve kanalları sayesinde büyük bir ilerleme gösterdi. Çince, Orta Asya’nın kültürlü her ortamında evrensel bir iletişim aracı olurken, çok sayıda yabancı da kendileriyle birlikte bütün dünyadaki ürünleri denizden ya da karadan buraya getirerek birbirleriyle yakınlaştılar. Bununla birlikte Gao-dzung’un hükümdarlık döneminin son yıllarından başlayarak, hiçbir şeyin engelleyemediği bir gerileme dönemi başladı.

ANARŞİ VE İÇ SAVAŞLAR

Sülalenin gerilemesinin en önemli nedeni, Gao-dzung’u kuklası haline getiren nikâhsız karısı imparatoriçe Vu Dzı-dien’den (683-705) kaynaklanıyordu. Vu Dzı-dien, iktidar fiilen elindeyken Buddhacı din adamlarına körü körüne bağlanan ve sarayın Türklere gösterdiği ilgiden hoşnut kalmayan müttefiki Çin soylularının siyasetini güttü. İktisadi açıdan son derece güçlü olan Buddhacı din adamları manastırlara bağış halinde sunulan paraları erittirerek heykellere dönüştürüyorlardı, bu da mali dengenin bozulmasına neden oluyordu. Vu Dzı-dien’in siyaseti imparatoriçe Vey tarafından sürdürüldü. Yeniden belirli bir denge kurmak için Hsiuendzung’un (712-756) tahta çıkması sağlandı; sanatın büyük koruyucusu olan Dzung, kısa süre sonra merkezini nikâhsız karısı Yang Guy-Fey’in oluşturduğu bir çevre tarafından kullanılan güçsüz bir imparator durumuna geldi. Yakın çevresindekilerden biri olan general Ngan Luçan önemli bir ordunun başına geçmek için bir istila tehlikesini, olduğundan büyük gösterdi ve söz konusu orduyla birlikte başkente yürüdü. İmparator kaçarken oğlu Sudzung (756-762) yararına tahttan el çekti. 

Su-dzung da tahtı, Uygur süvarilerinin yardımıyla zorla ele geçiren kişiyi vuruşmaya çağırdı ve Çin, nüfusunun üçte birinin yaşamına mal olan bir iç savaşa girmek zorunda kaldı. Türk müttefikleriyse vazgeçilmez olduklarının bilincindeydiler ve bu yüzden başkente yönelmişlerdi. Eyaletlerde, yöneticiler vergi göndermeye son verdiler ve yükümlülüklerini oğullarına aktardılar. Hükümet durumu kurtarmak için, 845’te yabancı dinleri yasaklamaya karar verdi. Bu tutum dine karşı bir önlem almak değil, ama Buddhacı manastırlarda, Zerdüşt tapınaklarında, camilerde, vb’nde yerleşmiş yabancıların parasını toplamaya yönelikti. Her şeye karşın, sülale, son günlerini yaşıyordu: IX. yy’da kanla bastırılan köylü ayaklanmaları ortaya çıktı; altı yıl süren (874-880) en önemli ayaklanmada yüz yirmi bin yabancı katledildi ve Kanton alındı. Başkent son anda Türklerin yardımıyla kurtarıldı ama Tang sülalesi 907’de büyük bir düzensizlik içinde sona erdi. Böylece, Çin, Sung sülalesinin gelişine kadar yeni bir parçalanmayla (Beş Sülale dönemi) karşı karşıya kaldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder