Osmanlı’da Mimarlık Sanatı (Kısaca) - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 23, 2018

Osmanlı’da Mimarlık Sanatı (Kısaca)

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Osmanlı’da Mimarlık Sanatı (Kısaca) 

Osmanlı’da mimarlık sanatının özellikleri nelerdir? Osmanlı mimarisinin önemli eserleri hakkında kısa bilgi.


Osmanlı’da Mimarlık Sanatı

Osmanlı’da Mimarlık Sanatı (Kısaca)
Osmanlı’da Mimarlık Sanatı (Kısaca) 

Osmanlılar özellikle mimarlıkta çok ileri gitmişlerdir. Osmanlı Türkleri kendilerine özgü gayet güzel bir yapı tarzı bulmuşlardır. Buna, Osmanlı – Türk üslûbu denir. XV. ve XVI. yüzyıllarda İmparatorluğun büyüklüğü ve zenginliği ile paralel olarak mimarlık da gelişmiş ve bu arada pek değerli anıtlar yapılmıştır.

Atalarımız yurdumuzu süslemek için pek çok cami, saray, kervansaray, han, hamam, köprü, kemer, çeşme ve su yolları yapmışlardır. Hele İstanbul, Edirne ve Bursa gibi Osmanlı devletine başkentlik etmiş olan şehirlerimiz bu gibi güzel eserlerimizin çokça bulunduğu yerlerin başında gelmektedir.

XVI. yüzyılda yetişen Osmanlı mimarlarının en büyüğü Mimar Sinan’ın İstanbul, Edirne ve Anadolu’da birçok eseri vardır. Bunların içinde en önemlileri İstanbul’daki Süleymaniye, Şehzadebaşı ve Rüstempaşa camileriyle Edirne’deki Selimiye camisidir.

Selimiye camisi, Sinan’ın şaheseridir. Sinan, bundan başka birçok köprü, su kemeri, mescit, han ve saray yapmıştır. Eserlerinin çoğu istanbul’da bulunmaktadır.

XVII. yüzyılda Osmanlı mimarlığı eski hızını ve parlaklığını kaybetmiş olmasına rağmen gene pek çok sanat eserleri vücuda getirilmiştir. Bu yüzyılda yetişen en ünlü mimarlarımız İstanbul’daki Sultanahmet camisini yapan Mimar Mehmet Ağa ile Yenicamiyi yapan Mimar Davut ve Dalgıç Ahmet ağalardır.

XVIII. yüzyıl Osmanlı mimarlığının gerileme devri sayılır. Bu yılda Osmanlı – Türk mimarlığı yerine, yapılarda Avrupa mimarlığının etkisi başlamış, camiler ve öt^ki eserler rokoko denilen tarzda yapılmışlardır. Bununla beraber XVIII. yüzyılın ilk yarısında ve özellikle Lâle Devrinde (1718 – 1730) gene Osmanlı – Türk yapı üslûbu ile gayet nefis ve zarif eserler yapılmıştır. Bunların içinde en güzelleri İstanbul’da Topkapı sarayı karşısında bulunan III. Ahmet çeşmesi ile Tophane’deki I. Mahmut çeşmesidir. Bu devirde yapılan birçok eserler ise Patrona Halil isyanı sırasında yakılmış, ya da yıkılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder