İkinci Ulusal Mimarlık Akımı Özellikleri - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 23, 2018

İkinci Ulusal Mimarlık Akımı Özellikleri

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

İkinci Ulusal Mimarlık Akımı Özellikleri 

İkinci Ulusal mimarlık akımı nedir, genel özellikleri nelerdir? İkinci mimarlık akımı örnekleri, hakkında bilgi.


İkinci Ulusal Mimarlık Akımı

İkinci Ulusal Mimarlık Akımı Özellikleri
İkinci Ulusal Mimarlık Akımı Özellikleri 

II. Ulusal Mimarlık, yaklaşık 1940-50 arasında Türkiye’de yaygınlaşan mimarlık akımıdır. 1908-30 arasında egemen olan I. Ulusal Mimarlık akımı gibi Türkiye’ye özgü bir dil kurmayı amaçlayan düşünce sisteminin ürünüdür. 1930’lardaki Batı kökenli akılcı ve işlevci mimarlık anlayışına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bir ölçüde, aynı yıllarda Almanya ve İtalya’da gelişen faşizmin tarihselci mimarlık tutumuyla da beslenmiştir. I. Ulusal Mimarlık akımından farkı, biçim dilini oluşturmak için tarihselci bir tutumla Osmanlı klasik dönem mimarlığına ve onun “resmi” olarak tanımlanabilecek yapılarına değil, Türk halk mimarlığı geleneğine, özellikle Anadolu Türk evine, bir ölçüye kadar da Anadolu Selçuklu mimarlığına yönelmiş olmasıdır. II. Ulusal Mimarlık yanlısı mimarlar, yapıların, içinde bulundukları çevre ve iklim koşullarıyla uyum içinde olmasını, yerel malzemelerle yapılmasını istemişlerdir. Ama güncel mimarlık sorunlarını çözerken geçmişin mimarlık üsluplarına özgü öğeleri kullanmak, bir yandan halk geleneğinden yararlanma kaygısı güderken, bir yandan da anıtsal ve ulusal bir devlet mimarlığı yaratmaya çaba göstermek gibi çelişkileri de yaşamışlardır. Dönemin bir başka özelliği de bezemeye hemen hiç yer verilmemiş olmasıdır.

II. Ulusal Mimarlık akımının en önemli ürünleri büyük devlet yapıları olmuştur. Dönemin önde gelen mimarlarından Emin Onat ile Sedad Hakkı Eldem birlikte İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi ile (1944), İstanbul Adalet Sarayı’m (1949) yapmışlardır. Aynca E. Onat, Orhan Arda ile birlikte Anıtkabir’i tasarlamış, S. H. Eldem Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’ni (1947) ve İstanbul’da dönemin simgesi olarak nitelenebilecek Taşlık’taki Şark Kahvesi’ni (1948-50) gerçekleştirmiştir. 1988’de yerine otel yapılmak üzere İstanbul Belediyesi’nce yıktırılan Şark Kahvesi, eski ahşap konut mimarlığına özgü “T” biçimli plan tipini kâgir olarak yeniden yaşama döndürme yönünde bir denemedir. Üstelik, aşırı anıtsal öbür örneklerin yanında dönemin ruhunu çok daha içten bir biçimde yansıtır. Aynca Feridun Kip, İsmail Utkular ve Doğan Erginbaş Çanakkale Anıtı’yla (1944), gene İ. Utkular ve D. Erginbaş İstanbul Radyoevi’yle (1945), Paul Bonatz Ankara’daki Saraçoğlu Memur Evleri Mahallesi (bugün Namık Kemal Mahallesi) ve Milli Kütüphane’yle (1944-46), Vasfi Egeli İstanbul’daki Şişli Camisi’yle (1945-53), Abidin Mortaş, Nizamettin Doğu ve Feyyaz Tüzüner Adana Adalet Sarayı’yla (1945-48), Leyla ve Ferzan Baydar Eskişehir Garı’yla (1947)

II. Ulusal Mimarlık akımının başka önemli yapıtlarını ortaya koyan mimarlar olmuşlardır. II. Ulusal Mimarlık akımının en olumlu yanı, Türk mimarlığı mirasının korunmasına ve öğelerinin saptanmasına yönelik çalışmaların yürütülmesi olmuştur. Bu da yalnızca geleneksel mimarlığın değil, çağdaş mimarlığın ilkelerinin de daha iyi anlaşılmasına olanak hazırlamıştır.

II. Dünya Savaşı’nın ardından 1940’ların sonlarında ulusal mimarlık düşüncesinin giderek zayıflamaya başlamasıyla II. Ulusal Mimarlık akımı da terk edilmiştir. Bunda, Batı dünyasıyla daha sıkı bir bütünleşme arayışı içinde olan yeni bir siyasal iktidarın gelişi de rol oynamıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder