Tasavvuf Nedir, Ne Değildir? - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mart 03, 2018

Tasavvuf Nedir, Ne Değildir?

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Tasavvuf Nedir, Ne Değildir? 

Tasavvuf ile ilgili tartışmalar sık sık gündeme geliyor. Tasavvuf’un Asr-ı saadet’te olmadığını, dinde bid’at olduğunu yani sonradan ortaya çıktığını, hatta daha da ileri giderek Budizm ve Kabala gibi batıl inançların etkisinde ortaya çıktığını iddia edenler oluyor. Hiç çekinmeden Tasavvuf büyüklerine, İslam âlimlerine dil uzatılıyor.


Peki Tasavvuf’un kaynağı nedir, ne zaman ve nasıl ortaya çıkmıştır?

Tasavvuf Nedir, Ne Değildir?
Tasavvuf Nedir, Ne Değildir? 

Öncelikle İslam âlimlerinin Batın ilmi ve Ledün ilmi de denilen Tasavvuf’un kaynağı olduğunu bildirdikleri hadis-i şerifleri bildirelim:

Din bilgileri ikiye ayrılır: Kalb bilgileri, zahirî ilimler. (Hatib, Süyuti)

Kur’anın elbette zahirî (açık) ve bâtınî (gizli) manası vardır. (İbni Hibban)

Bâtın ilmi, Allahü teâlânın hikmetlerinden bir hüküm ve sırlarından bir sırdır. Allah bu ilmi dilediği kulunun kalbine bırakır. (Münavî, Deylemi, Süyûti)

Rabbim bana üç farklı ilim bildirdi. Bunlardan birincisini hiç kimseye bildirme dedi, çünkü bunları benden başkası anlayamaz. İkinci ilmi, istediğine bildirebilirsin dedi. Üçüncü ilmi ise, bütün ümmetine bildir dedi.(Mevahib-i ledünniyye)

Bu hadis-i şerifte bildirilen ilimlerden ikinci ilim ledün ilmi, üçüncüsü ise her Müslüman’ın bilmesi gereken iman, fıkıh ile ahlak bilgileridir.



Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:

İmam-ı Mâlik, Zâhir ilmine sahip olan, bâtın ilmine de kavuşabilir. Zâhir ilmi olan, ilmi ile amel ederse Allahü teâlâ kendisine bâtın ilmini de ihsan eder’ buyurdu. Ali bin Muhammed Vefa’nın ilim ve irfan dolu sözlerine şaşıran İmam-ı Ömer Bülkini, bu bilgileri nereden öğrendiğini sorunca, Bakara suresinde, meali ‘Allah’tan korkun! Allah, kendisinden korkanlara bilmediklerini öğretir’ olan 282. âyetini okudu. Ebu Talib-i Mekkî, (İlm-i zâhirle ilm-i bâtın, birbirlerinden ayrılmaz. Bedenle kalbin birlikte bulunması gibidir. Bâtın ilimleri, ârifin kalbinden kalblere akar) buyurdu.

İmam-ı Münavi, imam-ı Gazali’den naklen bildiriyor ki: Ahiret bilgisi iki türlüdür: Biri keşifle hâsıl olur. Buna ilm-i mükaşefe (ilm-i bâtın)denir. Bütün ilimler, bu ilme kavuşmak için sebeplerdir. İkincisi ilm-i muameledir.

İlm-i bâtından hiç nasibi olmayanın imansız gitmesinden korkulur. Bu ilimden nasip almanın en aşağısı, bu ilme inanmaktır. Bid’at ehline bu bâtın ilmi nasip olmaz. Bâtın bilgisi, sadece temiz kalblerde hâsıl olan bir nurdur. Öyle ilimler vardır ki, gizlidir. Bunları, sadece marifet sahipleri bilir’ hadis-i şerifi, zahir değlil, bâtın ilimlerini göstermektedir. İslamiyet’in emir ve yasaklarını doğru olarak yapabilmek için herkese gerekli olan ilmihâl bilgileri öğrenilip bunlarla amel edilince, ilm-i bâtın yani Tasavvuf ilmi hâsıl olabilir. Bu ilimden habersiz olan, tasavvuf kitaplarını okuyunca, Evliya’nın sözlerini sapıklık sanıyor. Anlamadıkları bu marifet bilgilerine inanmıyor. Abdülkâdir Geylânî, İbni Arabî, Mevlânâ Celaleddin, İmam-ı Şârânî, İmam-ı Busayrî ve Seyyid Ahmed Bedevî gibi tasavvuf büyüklerine dil uzatıyorlar. Bâtın bilgilerine inanmayan bir kimse, İslam dininin sırlarına da inanmamış olur. Böyle olan kimseye bid’at ehli denilir. (Hadika-tün-Nebeviyye)

İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki:

Fıkh bilgilerini bilmeden Tasavvuf ile uğraşan kimse dinden çıkar, zındık olur. Yine bunun gibi fıkıh bilip de Tasavvuf’u bilmeyen kimse bid’at ehli olur. Her ikisini birden bilen kimse ise hakikate kavuşur. (Merec-ül Bahreyn)

Her ilmin sahteleri olduğu gibi, Tasavvuf ilminin de sahtekârları elbette vardır. Bunlara bakarak İslam âlimlerine dil uzatmaktan sakınmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder