BUGÜNÜN SARAYLISI KİTABININ ÖZETİ - Ders Kitabı Cevapları ve Çalışma Kitabı Cevapları

Yeni Yayınlar

Haziran 15, 2013

BUGÜNÜN SARAYLISI KİTABININ ÖZETİ

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 
BUGÜNÜN SARAYLISI KİTABININ ÖZETİ


KİTAP HAKKINDA BİLGİLER
Kitabın Adı: Bugünün Saraylısı
Kitabın Yazarı: Refik Halıt KARAY
Kitabın basım yeri: Anka Ofsen A.Ş. Cağanoglu Kalender Sok. No: 24 İstanbul
Kitabın basım adedi:3
Kitabın yayın evi: İnkilâp Kitabevi
Kitabın yayına hazırlayan: Ender KARAY
Kitabın yazım tarihi: 1985

Kitap konusu: Şehir yaşantısına geçiş dönemlerinde teknolojı ile birlikte insanların ne kadar degiştiğini anlatan ve iyi öğrenim görmüş bir kişinin bu değişim sırasında neler yaşadığını, ınsanların zenginlikle gelen para hırsını anlatan bir romandır. 

Kitap hakkında edinilen düşünce: Bugünün Sarylısı içerik bakımından okunması gereken bir kitap olup, okuyucunun elinden bırakmak istemeyeceği bir kitap özelliğindedir. Kitabin akıcılığı ve olayların birbirine bağlantısı işlanilen konuyu dâhâ güzel ve kitabı dâhâ cekici yapmış olu okunulması taktirde insana yeni görüler ve hayata dair yeni bakış açıları geliştirecek bir romandır. 

Romanın ana fikri: Yoksulluk ve sefalet içerisinde bulunan fakir bir ailenin köden Ayşen adında genç bir kizin gelmesiyle hayatlarındaki değişiklikler ve fakirlikten nasıl zenginliğe dogru yol aldıklarını anlatan bir roman dır. 

Yazarın Hayatı ve Eserleri: 1888 yılında Beylerbeyi’nde doğan Refik Halid, yüzyıl sonunda bir kolu Mudurnu’dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesindendir. <<Galatasaray Sultanisi>> ve <<Mekteb-I Hukuk>> da okuyan yazar, Meşrutiyet sırasında yazarlığa başlamiştır. Kısa sürede üne kavuşmuştur, <<Fecri Âti>> edebiyat topluluğunun kurucularından olmuştur. <<Kirpi>> adında taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttehat Terakki hükümetince Anadolu’nun çeşitli illerinde 5 yıl sürgüne gönderilmiş, ancak 1.nci Dunya Savaşı ‘nın son yılı İstanbul’a dönebilmiştir. Dönüşünde Robert Kolejin’de öğretmenlik, Sabah Gazetesi baş yazarlıgı, iki kez Post-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan Refik Halit, bu ara tanınmış << Aydede>> mizah dergisinide çıkarmıştır. 

Bazı Siyasî davranışları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan yazar, Haleb’e yerleşerek <<vahdet>> gazetesini çıkarmiş

1938’de yurda dönen Refik Halid, çeşitli dergi ve gazetedeki günlük yazıları ve 20 kadar romanı ile hayatını sürdürmüştür.

18.07.1965’de vefat etmiştir.

KİTABIN ÖZETİ 
Bostancının pek seyrek uğradığı evlerden biriydi. İkindi üstü Üftede Hanım postacının kapının altından attığı bir mektup buldu. Okuması yazması olmadığı için meraklı meraklı bekleyerek kızı,damadı veya kocasının gelmesini bekledi. Koacası Ata Bey geldiğinde mektubu göstererek postacının kapının altından attığını söyledi. AtaBey bunabiraz sinirlenmişti. Zira kapı altından atılması yerine elden teslım almak dâhâ iyi olurdu. Ata Bey mektubu dikkatlice açarak okumaya başladı, Ata Bey mektubu ilk olarak içinden okumuştu bunun sebebi ise herhangi bir kötü haber gelmişse durumu idare etmekti. Üfteda Hanım sabırsızlaşarak ne oldugunu sordu Ata Bey kısa bir şekilde anlıyacağan akrabası Yaşar’ın kızını geleceğini söyledi. Ata Bey’in hanımı telaşlandı ve yaşını ne zaman gelecegini sordu. Tabiki güzel bir kiz ise damadının sıkıştırmaları sonucu evde kopacak kıyameti, kızının kıskançlık kırızlerını, eğer oynak bir kız ise kırıklarını akıllarından geçirerek ürperiyorlardı. Akşam olunca ev halkını gelmesıyle sofrada bukonuyu açtılar ve bir müddet konutuktan sonra herkes odasına cekildi. Herkesin odasına çekilmesine karşın ev deki konuşmalar sona ermemişti. Ertasi gün Ata Bey kızın hakkında bilgiler edinmek amacıyla koyden akrabası olan bir marangoza gitti marangozu bulamaması sebebiyle onun cırağı ile konuştu. Cırak Yaşar’ın bir oyuncuya gönlunu kaptırdığını öğrenerek onunla evlenmiş olduğunu öğrendi. Eve geldiğinde bukonu hakkında hanımına bilgi verdikten sonra yorgunluğunu da bahane ederek yatagına gidip yattı. Ertesi gün işi bittikten sonra kızı almak için gara akşam vakti gitti. Garda herkesin dağılmasını bekledı planına göre enson kalana Yaşar hakkında bazı şayler soracaktıve onu eve götürecekti. Bir mudded geçtikten sonra garda ki kalabalık dağılmaya başladı. Garın sonlarına doğru kara carşaflı, uzun boylu, hatları belli olmayan bir bayan Ata Efendi’nin yanına gelerek ismini sordu ve elini uzatarak Ata Efendi’nin elini öptü. Ata Efendi çok şaşırmiştı çünkü karşısında küçük bir kız bulmak için ümitlenmişti. Ata Efendi şaşkınlığı üstünden atarak birsüre sonra kıza adını sordu. Kız adını Ayşen diyerek cevapladı. İsterse o’na eyşe diyebileçeklerini soyledi. Kız bunu sölerken çok içlenmişti. Ata Efendi kızın bu hareketinden kızın iyi terbiye aldığını anlamış oldu. Ata Efendi kıza annesini sordu osrmasın daki amaç annesinin o oyuncu kadın olup olmadığını öğrenmekti. Kızın annesi soylu bir ailenin kızı imiş. Ata Efendi bunu duyunca çok sevinmişti.Günler bu şekilde sürdü ve Ata Bey’de değişen hayatına şaşkınlık içerisinde devam etti. 

Sabah kalktıklarındaevin halini gören Ferhan Duranbeylilerin pasaklıklarına alıştığı görmemezlikten gelir. Ev halkı kaktığında iki köylü eve gelir. Rasih Bey’in evden gönderdiği erzakları getirmişlerdir. Eve bırakırlar ve giderler. 

O gün Ferhan annesinin yanına uğrar. Eski arkadaşı Saliha da onunladır. Ferhan bazen Saliha ile dolaşır ama onu davetlere , otellere götürmezdi. Fakat Saliha da bundan memnundur. Arada bir buluşur ve gezerler. 

Akşama Ferhan yine otele gider. Otelde Nezire Asaf Bey ile oturmaktadır , Ferhan’ı da yanına çağırır. Asaf bey durumdan çok mamnundur , çünkü iki güzel kızla oturup sohbet etmek ve onların güzelliklerini seyretmek ona zevk verir. Biraz sohbetten sonra iki kız masadan kalkarak Şahende Hanım’ın yanına giderler. Ferhan’ın otururken aklına çiftlik hayatı gelir. Kocasından tiksindiğini ve neyapacağını düşünür. Çoçuğu olmadan başka birini bulması gerktiğini düşünür. 

Ferhan ilerleyen günlerde sosyeteye tamamen ısınır. Herkesin ağzına dolanır. Beğenenler de boldur. Bir gün gazetede fotoğrafı yayınlanır. Herkesin dilinde bu fotoğraf vardır. Şahande ve kızlarıçekememekten sinirlenirler , kimileri de kızı tebrik ederler. Bu sıralarda Ferhan Saim’den ayrılmayı kafasına iyice koymuştur ki Numan adında bir sinemacıya aşık olur. Gizli buluşmalarla onunla evlenmeyi planlar. Avukatları hazırlarlar ve bunu aileye açıklayacağı gün , otelde Numan’ın Ankara dönüşü yaptığı kazada vefat ettiği haberini alınca bayılır ve şuurunu kaybeder. İki ay sonra hastahaneden çıkarıldığında geri dönmemek üzere ailecek çiftliğe giderler. 

Aradan altı ay geçtiğinde Numan’ın babası Osman Bey Saliha’yı bulur , ferhan hakkında bilgi alır. Saliha , Ferhan’ın Numan ölmeden önce yeni hamile olduğunu söyler ve şu anda da altı aylık hamile olduğunu söyler. Osman Bey Saliha’dan çiftliğe onun yanına gitmesini ve Saliha’ya orada ev yaptıracağını söyler. Ferhan’a yardım etmesini ister. Saliha bu teklifi kabul eder.

İki yaşlı Asaf Bey ve Armenak Efendi her zaman olduğu gibi otelde oturmuş çaylarını içerlerken , içeriye üç tane kız gelir. Bunlar yine Duranbeylilerdendir ve Asaf Bey “Bir kafile gelir , bir kafile gider. Nasıl ki Duranbeylilerin çoğu ortadan kayboldu.” der. 


3.KİTABIN ANAFİKRİ:
Çok fazla para belli bir süre mutluluk getirir fakat; bütün mutlukları yanında getirmez. Hatta fazlası hüzün de getirebilir.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kitapta olaylar en küçük ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çok sürükleyici bir anlatım tarzı vardır. Olaylarda bir abartı yoktur , hepsi mümkün olabilecek olaylardır.
FERHAN:
Sarışın, balık etli, renkli gözlü, güzel bir kızdır. Eski bir zengin ailenin torunudur. Duranbeylilerin son gelinidir.
SAİM:
Biraz ablak fakat çokta tipsiz değil, suskun, sakin bir gençtir. Babası Rasih Bey’in verdiği paralarla hayatını geçindirir.
NUMAN:
Çok yakışıklı ve atletik vücutlu, genç bir delikanlıdır. Sinema yapım şirketinin sahibidir. Çalışkan ve zekidir. Sosyete hayatına pek düşkün birisi değildir.

ŞAHANDE HANIM:
Durabeylilerin hanımıdır. Bir sonradan görmedir. Herkesi tersler ve azarlar. Fakir insanları ve uşakları horgörür. 

5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap bence çok sürükleyici, özellikle Ferhan’ın tasvirinin yapıldığı bölümler insanı kitaba daha iyi bağlıyor. İki yaşlı arkadaşın olayları değerlendirmesi romana güzellik katmış. Ama acı sonla bitmesi hiç de hoş değil. 

6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1888 yılında Beylerbeyi’nde doğan Refik Halid , 18. yüzyıl sonlarında bir kolu Mudurnu’dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesindendir. Galatasaray Sultanisi ve Mekteb-i Hukuk’da okuyan yazar ,meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlamıştır. Kısa sürede üne kavuşmuş ,Fecri Ati edebiyat topluluğunun kurucularından olmuştur. Kirpi adıyla taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttihat Terakki hükümetince Anadolu’nun çeşitli illerinde 5 yıl sürgüne gönderilmiş , Ancak 1. Dünya Savaşı’nın son yılı İstanbul’a dönebilmiştir. Dönüşünde Robert Kolej’de öğretmenlik , Sabah Gazetesi başyazarlığı , iki kez Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan yazar Aydede adlı mizah dergisi de çıkarmıştır.

Bazı siyasal davranışları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan yazar , Haleb’e yerleşerek Vahdet gazetesini çıkarmış , Hatay’ın Türkiye’ye bağlanmasında yazları ve çalışmaları ile katkıları olmuştur.

1938’de yurda dönen yazar , çeşitli dergi ve gazetedeki yazıları ve 20 kadar romanı ile yaşamını sürdürmüştür.

18.07.1965 tarihinde İstanbul’da ölen yazar ; tekniği , dilinin güzelliği , taşlamalarının inceliği ve tasvirlerinin kuvveti ile ün yapmış , Modern Türk Edebiyatı’nın temel temel taşlarından biri olmuştur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder