Beyaz Eşya ve Mobilyada ÖTV ve KDV İndirimi

Beyaz Eşya ve Mobilyada ÖTV ve KDV İndirimi
Şubat başında mobilya, bazı küçük ev aletleri ve beyaz eşyalarda yapılan KDV ve ÖTV indirimleri iç piyasada bir canlanma yaratmış gibi görünüyor. Bu indirimlerin elbette bütçeye de yansımaları oluyor ve olacak. Etkili ve yerinde bir maliye politikası adımı olarak gördüğümüz bu konuyu, bütçe dinamikleri ve özellikle beyaz eşyalar bağlamında ÖTV açısından inceleyelim.

Vergi İndirimi Nasıl Gerçekleşti?​
3 Şubat'ta yayımlanan 2017/9759 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile iç ekonomik dinamizm için oldukça önemli maliye politikası adımları atıldı. 
30 Nisan'a kadar uygulanmak üzere bazı koltuk, sandalye, metal, ahşap ve plastik maddelerden yapılmış olan büro, mutfak, yatak odası vb. mobilyaların tesliminde KDV oranı %8'e düşürüldü. (Ancak altını kalın çizgilerle çizelim, bu ürünlere ilişkin teslim tutarları, indirimli orana tabi işlemlere ilişkin KDV iadesi hesabına dâhil edilemeyecek ve dolayısıyla bu ürünlere ait KDV iadesi de talep edilemeyecek.)

Yine 30 Nisan'a kadar uygulanmak üzere, ÖTV Kanunu'nun (IV) Sayılı Liste'sinde yer alan ve ağırlıklı olarak beyaz eşya ürünleri olmak üzere bazı ürünler için ÖTV "0" (sıfır) olarak uygulanacak. Burada ilk göze çarpan ürünler klimalar, buzdolapları, dondurucular, su ısıtıcıları, çamaşır, bulaşık ve kurutma makinaları, elektrik süpürgeleri, gıda maddesi öğütücüleri, karıştırıcıları, presleri, et-kıyma makinaları, ısıtmaya yönelik elektrikli cihazlar, el kurutma makinaları olarak karşımıza çıkıyor. 

ÖTV ve KDV İndiriminin Bütçe Yansımasına Bakalım…   
İlk önce biraz istatistik verelim; dâhilde ve ithalde alınan KDV'yi ayrı ayrı dikkate alırsak, 2016'da tek kalemde en çok vergi geliri 120,4 milyar TL ile ÖTV'den geldi. Yani 2016'da vergi gelirlerinin %26'dan fazlası tek başına ÖTV'den gelmiş durumda. Konumuzu ilgilendiren -beyaz eşyaların da içinde yer aldığı- ÖTV (IV) Sayılı Liste'den 2016'da tahsil edilen ÖTV ise 4,7 milyar TL. 2017 bütçesi ise (IV) Sayılı Liste'den yüzde 13 civarında artışla 5,3 milyar TL ÖTV vergi geliri bekliyor.

ÖTV (IV) Sayılı Liste'den tahsil edilen/edilecek rakamların içerisinde tıraş kreminden, cep telefonuna; kürklerden, kıymetli taşlardan mamul ürünlere kadar birçok üründen alınan ÖTV tutarları var. Vurgulayalım, ÖTV'si "sıfır"a düşürülen ürünlerden yüzde 6,7 ÖTV alınıyor; yani bu ürünler (IV) Sayılı Liste'de yer alan yüzde 20 veya yüzde 25 oranlarına tabi değiller. 

Bu mallarda yapılan ÖTV indirimi -ÖTV aynı zamanda KDV'nin de matrahına girdiği için- bir KDV tahsilatı düşüklüğüne de sebep olacak potansiyele sahip.  

Uzatılması kuvvetle muhtemel olmakla birlikte, uygulamanın Nisan sonu ile sınırlı tutulması da bütçe gelirleri üzerindeki etkinin sınırlı olmasına yol açacak gibi görünüyor.

Çok genel bir hesapla, (IV) Sayılı Listeden tahsil edilen ÖTV'nin yarısının beyaz eşyalar ve elektrikli küçük ev aletlerinden geldiğini varsayarsak bile, üç aylık ÖTV kaybının 1 milyar TL düzeylerine ancak yaklaşabileceği öngörülebilir. 

ÖTV oranındaki düşüşün beyaz eşya talebini "öne çekmek" vasfının daha ağır bastığı dikkatten kaçırılmamalı. Yani ÖTV oranındaki düşüş nedeniyle ekstradan bir buzdolabı veya çamaşır makinesi daha alınacağını varsaymak pek gerçekçi olmayabilir. Toparlayacak olursak, ÖTV indirimiyle talebin bir miktar artacağını öngörsek bile, bu eşyaların 2017 ve/veya 2018'de beklenen toplam talebinde dramatik bir artış beklemek pek gerçekçi olmayabilir. 

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, tahsil edilemeyen ÖTV üzerinden bir miktar da KDV tahsilatı yapılamayacak. Ancak 2018 ve müteakip yıllara ilişkin talebin bir kısmı 2017 yılına kayarsa, artan satışların etkisi ile KDV'nin bu durumdan olumlu etkilenmesi beklenebilir. Özetle -ÖTV indirimi kanalından- KDV'de bir parça düşüş olması beklenebilir; ancak artan satışlarla birlikte KDV'deki nihai etki pozitif olacaktır. 

Konunun mobilya tarafında, yeterli veri elimizde olmadığı için ÖTV için yaptığımız "genel hesabı" yapmak bile oldukça zor. Mobilya tarafında yüzde 10'luk KDV indirimi, KDV tahsilatına olumsuz yansıyacak gibi görünüyor; ancak yine takip eden yıllardan öne çekilen talep nedeniyle satış hacminde görülebilecek artış aradaki yüzde 10'luk farkın olumsuz etkisini düşürebilir.  

Özetleyelim; vergi indirimi yönünde atılan bu adımlar ve dolayısıyla müteakip yıllara ilişkin talebin de bir miktar 2017'ye yönelmesiyle birlikte, bütçede kayda değer bir sıkıntı görme ihtimalimiz oldukça zayıf denilebilir. 

Kaldı ki 2017 bütçesi "bütçe açığı"nı 2016'ya göre yüzde 60 civarında artırarak 46,9 milyar TL olarak belirlemiş durumda, yani bütçe tarafında "endişeye henüz mahal yok" diyebiliriz.

Şubat Bütçe Sonuçları Ne Diyor?

ÖTV ve KDV indiriminin uygulandığı ilk ay olan Şubat sonuçları, acaba yukarıdaki tezlerimizi destekliyor mu?

Ocak-Şubat dönemi kümülatif rakamlara bakacak olursak, 2016'nın aynı dönemine kıyasla, hem dahilde alınan KDV (yüzde 12,1) hem de ÖTV (yüzde 9,9) rakamlarında artış var. Ancak 2016 ile 2017 Şubat aylarını ay bazında karşılaştırınca bu tablo bir miktar değişiyor.

Dâhilde alınan KDV rakamı 2016 Şubat ayına kıyasla yüzde 3,2 oranında azalmış durumda. Şubat 2017'de motorlu taşıtlar üzerinden alınan ÖTV yüzde 8,8 ve tütün ürünleri üzerinden alınan ÖTV yüzde 53,4 düşerken; dayanıklı tüketim malları ve diğer ürünler (IV sayılı Liste) üzerinden alınan ÖTV yüzde 15,1 oranında artmış. Bu artış -beyaz eşyada ÖTV sıfırlanmışken- ilginç gelebilir; ancak bu durum verginin beyan ve ödemesinin özelliğinden kaynaklanıyor. IV sayılı listelerdeki mallar için "vergilendirme dönemi" faaliyette bulunulan takvim yılının birer aylık dönemleri olarak dikkate alınıyor ve beyanname vergilendirme dönemini izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar veriliyor. Özetle, Şubat sonuçlarını görmek için henüz erken.

ÖTV ve KDV tutarlarına bakarak, iç talep bağlamında bir durgunluğun göze çarptığı söylenebilir. Ancak sektör örgütlerinin açıklamalarından, ÖTV indiriminin beyaz eşya piyasasında ciddi hareketlenmeye yol açtığını takip edebiliyoruz. Yukarıda vurguladığımız "talebin öne çekilmesi" tezini analiz edebilmek için ilk altı aylık bütçe sonuçlarını görmemiz gerekecek.

Bu noktada, 2016 sonunda ciddi bir ÖTV rejimi değişikliği ile karşı karşıya kalan otomotiv sektörünün önümüzdeki aylarda sıkıntıya girebileceğini ve hatta sektörde talebi canlandıracak "hurda teşviki" gibi önlemlerin de tartışılabileceğini ekleyelim.

İndirimler Sürmeli mi? Beyaz Eşyadan ÖTV Alınmalı mı? 

İç talebin, kısa ve orta vadeli olarak arttırılması bağlamında, beyaz eşya ve mobilyada ÖTV ve KDV indirimin ciddi katkısı olduğu yadsımak mümkün değil; ancak toplam talepte bir artış yaratamadığınız müddetçe alınan önlemlerin etkisinin uzun vadeli olmaları da zorlaşıyor. Nisan sonuna kadar uygulanması öngörülen bu vergi indirimlerinin, sürelerinin uzatılması bu yıl için kıymetli mali ve makroekonomik katkılar yaratacaktır; ancak bu noktada ÖTV IV Sayılı Liste'nin de tartışmaya açılması gerekiyor. 

ÖTV'nin tahakkuk ve tahsilat işlemleri temel olarak aşağıdaki listeler üzerinden ilerliyor;

Petrol ve Doğalgaz Ürünleri (I Sayılı Liste)

Motorlu Taşıt Araçları (II Sayılı Liste)

Kolalı Gazoz, Alkollü İçecekler ve Tütün Mamulleri (III Sayılı Liste)

Dayanıklı Tüketim ve Diğer Mallar (IV Sayılı Liste)

Beyaz eşyaların da içinde yer aldığı IV Sayılı Liste'yi birbirinden çok farklı birçok ürünün yer aldığı bir "torba liste" olarak da tanımlayabiliriz. Örnekleyelim; havyar, hayvan derisi, manikür/pedikür aletleri, cep telefonları, tabancalar, avizeler, kıymetli taşlardan mamul takılar ve beyaz eşyalar gibi çok çeşitli ürün bu listeye göre vergileniyor. ÖTV'nin temelde bir "tüketim kontrolü" vergisi olduğu düşünülürse bu ürünler aslında "lüks" tanımına girdikleri için vergilendirilmiş oluyorlar. 

Amacımız listeyi ayrıntılı olarak analiz etmek değil; ancak listede yer alan beyaz eşyalarla, bazı hızlı tüketim ürünlerinin (fast moving consumer goods - FMCG) IV Sayılı Liste'ye alınarak ÖTV'ye tabi tutulmalarını anlamak gerçekten çok güç.

Buzdolabı, çamaşır yıkama/kurutma makinesi, fırın, bulaşık makinesi, su ısıtıcı, ütü, klima gibi birçok bilimsel araştırmaya göre toplumun kalkınma ölçüsü olarak da dikkate alınan ürünler üzerinden ÖTV almak, ÖTV'nin genel felsefesi ile çelişiyor. 

Hızlı tüketim ürünleri konusunda bu durum daha da dramatikleşiyor. Mevcut durumda, deodorantlar, tıraş köpükleri, tıraş öncesi ve sonrası ürünleri ile güneş kremleri gibi ürünler üzerinden ÖTV ödüyoruz. 

Nisan sonuna kadar uygulanacak ve uzatılması da kuvvetle muhtemel olan ÖTV ve KDV indirimleri elbette iç ekonomik dinamizm için çok kıymetli; ancak hangi ürünlerden artık ÖTV alınmamalı konusunu da masaya yatırmanın zamanı gelmiş gibi. 

Bir kez daha hatırlatalım; 2016'da toplam 120,4 milyar TL ÖTV tahsilatının sadece 4,7 milyar TL'lik kısmı IV Sayılı Liste'den geldi. Özetle, yukarıda bahsettiğimiz tüm ürünlerin listeden çıkarılması bile Bütçe üzerinde kayda değer bir etki yapacakmış gibi görünmüyor. 

"Sorumlu Vergicilik" Penceresinden: Mali Disiplin mi, Büyüme mi? 


Ekonomimizdeki en önemli çıpa diyebileceğimiz "mali disiplinin" sürdürülmesi bakımından 2017'de atılan ve atılacak adımlar oldukça kıymetli; ancak ekonomik anlamda muhtemel bir yavaşlama ile karşılaşabileceğimiz 2017'de, bütçenin önemli bir "maliye politikası" aracı olarak kullanılması da elzem görünüyor. Yukarıda etkisini özetlediğimiz vergi indirimi adımları makroekonomik dengeler açısından kısa ve orta vadede olumlu etkiler yaratabileceğini söyleyebiliriz.   ​

Özetle, atılan ÖTV ve KDV indirimi adımlarını sadece mali disiplinin bozulma ihtimali çerçevesinde okumak yerine; maliye politikası ve makroekonomik dengeler bağlamında da okumak gerekli. Mali disiplin elbette çok kıymetli bir çıpa; ancak ekonomik büyümeyi destekleyecek bir "bütçe açığı" da artık olumsuz olarak görülmemeli.

Önceki Yayın
Sonraki Yayın