Alan Değişikliği 2017

Alan Değişikliği 2017

Alan Değişikliği 2017
Diplomaya Dayalı Alan Değişikliği 2017
Diplomaya dayalı alan değişikliği uzun zamandır yapılmıyor. Öğretmenlerin diplomalarında bulunan yan dalı kullanabilmesine olanak sağlayan diplomaya dayalı alan değişikliği için 2017 yılının başında beklentiler artmıştı. Şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmasa da diplomaya dayalı alan değişikliğinin yapılabileceği tartışılıyor. Alan değişikliği öğretmenin diplomasında yer alan farklı branşa geçişini sağlamaktadır. Daha önceki yıllarda yapılan alan değişikliği

Diplomaya dayalı alan değişikliği uzun zamandır yapılmıyor. Öğretmenlerin diplomalarında bulunan yan dalı kullanabilmesine olanak sağlayan diplomaya dayalı alan değişikliği için 2017 yılının başında beklentiler artmıştı. Şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmasa da diplomaya dayalı alan değişikliğinin yapılabileceği tartışılıyor. Alan değişikliği öğretmenin hem kendi branşına hem de diplomasında yer alan farklı branşa geçişini sağlamaktadır. Daha önceki yıllarda yapılan alan değişikliği tekrar gündeme geldi, peki yapılacak mı?

2017 yılı içerisinde alan değişikliği yapılıp yapılmayacağına ilişkin belirsizlik devam ediyor. 3 yıldır yapılmayan alan değişikliğinin yapılmasını bekleyen öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığının alan değişikliği kılavuzunu yayınlamasını bekliyor. Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde alan değişikliği olmasına rağmen 3 yıldır alan değişikliği yapılmamaktadır. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ile Kamu-Sen genel başkanı İsmail Koncuk alan değişikliği çalışmalarında sona yaklaşıldı demesine rağmen MEB'den alan değişikliği ile ilgili bir açıklama gelmedi.


Her türlü atama yılda 2 kez yapılırken alan değişikliğinin 3 yıldır yapılmaması ikinci üniversite bitiren, alanı dışında çalışan ve alanı birden fazla alana kaynaklık eden öğretmenleri mağdur etmektedir. Alan değişikliği kılavuzunun bir an önce yayınlanarak yönetmeliğe bağlı alan değişikliği yapılmasını istiyoruz.

Chupacabra Efsanesi Nedir?

Chupacabra Efsanesi Nedir?

Chupacabra Efsanesi Nedir?
Chupacabra; 50 yıldan fazladır tüm Kuzey ve Güney Amerika genelinde hayvancılık sahiplerine musallat olmuş, efsanevi bir yaratıktır. Chupacabra terimi, yaratık ile ilgili ilk olay rapor edildikten sonra Porto Rikolu girişimci ve komedyen Silverio Pérez tarafından icat edilmiştir. Bu yazıda bu efsanevi yaratığın gerçek olup, olmadığını anlamaya çalışacağız.

Hayali canavarlar hakkında efsaneler, dünyada hemen hemen tüm kültürlerde vardır. Her ne kadar korkutucu görünseler de, bu yaratıklar ve onlar hakkındaki hikayeler her zaman bizi büyülemiş ve şaşırtmıştır. İnsanlar bazen evlerinin avluları gibi yakın yerlerde dahi, bu efsanevi yaratıkların bazıları ile karşılaştıklarına dair, iddialarda bulunurlar. Bu iddialara yanıt olarak araştırmacılar, medya tanıtımcıları, kimliği belirlenmemiş veya şüpheli hayvanların sırrını çözmeye çalışan kriptozoologlar ortaya çıkar. Çeşitli teoriler ortaya konur, bunların bir çoğu kanıtlanamaz bu sırada bu efsanevi yaratıklar popülerlik kazanır ve döngü devam eder. 

Korkunç, kan emici yaratıklar her zaman dünya efsanelerinin bir parçası olmuştur ve bu tür yaratıklar hakkındaki hikayeler aynı zamanda hem ilginç hem de sinir bozucu olma eğilimindedir. Son 50 yılda Kuzey ve Güney Amerika’da oldukça popüler hale gelen en ilginç canlılardan biri Chupacabra, “keçi emen” anlamına gelen İspanyolca bir kelimedir.

Efsanenin Muhtemel Kökeni:
Bu yaratık kriptozooloji toplumu içinde çok daha öncesinden tartışma konusu olmuştur. 1975 yılında, Porto Riko’nun Moca kasabasında çok sayıda ölü çiftlik hayvanları bulunmuştur. Söylentiye göre, tüm bu ölü hayvanların vücutlarında bütün kanlarının emildiği dairesel delinme yaraları vardı. Bu durum size de vampir hikayelerini anımsatmıyor mu? O zamanlarda gizemli avcı ile ilgili teoriler ortaya konuldu. Bir kaç benzer olay da Maine, Şili, Meksika, Brezilya hatta Filipinler ve Rusya dahil olmak üzere diğer yerlerden de bildirildi. Başta keçiler olmak üzere, çeşitli çiftlik hayvanlarının öldürülmesi haberleri çeşitli ülkelerden gelse de, Chupacabra’nın kötü şöhreti yaklaşık 1990 yılından beri yaygınlaşmış görünüyor.

Chupacabra’nın olası varlığı hakkında bir rapor, 1995 yılının Mart ayında Porto Riko’dan geldi. Raporda, vücutlarında hiç bir kan izi kalmayan 8 adet koyunun bulunduğu yazılmıştır. Cesetlerin hepsinde göğüslerinin yakınında üçer tane olmak üzere, içinden kanlarının emildiği düşünülen yaralar bulunmuştur. Aynı yılın Ağustos ayında Porto Riko’nun Canóvanas kasabasında, Madelyne Tolentino adında bir bayan evcil hayvanlar da dahil olmak üzere 150 kadar hayvanı öldüren vahşi ve tuhaf bir yaratık gördüğünü iddia etti. O yaratığı gören ilk görgü tanığı olmuş ve efsanenin özellikle Amerika’da daha da yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Yaratığın Görünümü:
Bugüne kadar Kuzey ve Güney Amerika’nın çeşitli bölgelerinden, Chupacabra görüldüğüne dair çok sayıda rapor elde edilmiştir. Bireysel Görgü tanıklarının rivayet açıklamalarında bir takım farklılıklar olmakla birlikte, kendilerini tekrarlayan bazı ortak özellikleri vardır.

İşte Chupacabra’nın muhtemel görünümü:

-Chupacabra’nın yüksekliği yaklaşık 1.22-1.52 metredir.

-Başı oval şekillidir ve kırmızı parlayan ateşli gözleri vardır.

-Başının tepesinden omurgasının ucuna kadar ona acımasız bir görünüm veren sivri uçlu dikenleri vardır.

-Bir kurbağaya çok benzeyen benekli lekeleri olan yeşil renkli bir cildi var. Bununla birlikte, bazı kişiler yaratığın büyük bir kertenkele gibi göründüğünü iddia etmektedir.

-İki ayağının üzerinde durabilse de hız kazanmak için 4 uzvunu da kullanmaktadır. Bazıları Chupacabra’nın yürüyüşünün bir maymun gibi olduğunu söylerken, bazı görgü tanıklarına göre kanguruya benzemektedir.

-Çoğu görgü tanığına göre belirgin dişleri vardır. Bu bir bakıma kurbanların üzerindeki dairesel kesileri açıklamaktadır.

-Canavar hakkında bir başka iddiada çok güçlü ve keskin, kükürt gibi bir kokuya sahip olmasıdır. Ancak bu en çok tartışılan iddiadır çünkü hiç bir koku almadığını söyleyen bir çok tanık da vardır.

Yaratığın olası görünümü hakkındaki açıklamaların bolluğu nedeniyle, olası kökeni ile ilgili de birçok teori önerilmiştir. En yaygın olanlardan biri uzaylılarla ilgilidir. Bazı insanlar bu yaratığın uzaylıların bizim gezegenimizde geride bırakmış oldukları hayvanlarından biri olduğuna inanıyor. Başka bir teori yaratığın aslında yanlış giden bir NASA hayvan-uzaylı melezleme deneyinin sonucu olduğudur.


Chupacabra’nın Varlığı:
Chupacabra’nın büyük bir coğrafi bölgede sayısız görgü tanığı tarafından görülmesi ve muhtemel kökeni ile ilgili tüm tartışmalardan sonra, cevaplanması gereken temel soru yaratığın gerçek mi sahte mi olduğudur. Kriptozoologlar yaratığın gerçek olduğunu düşünüp daha ileri araştırmalar yapmaya devam devam ederken, bilimsel kanıt destekçileri aksini düşünmektedir. Şimdiye kadar yaratığın varlığı ile ilgili somut bir kanıt elde edilememiştir.

Yukarıdaki tartışma göz önüne alındığında, herhangi bir kanıt bulunmadığından Chupacabra’nın gerçekten var olabileceğini söylemek doğru olmaz ancak yaratığı gördüğünü iddia eden yüzlerce insanın iddialarını göz ardı etmek de zordur. Aslında bu yaratığın var olup olmadığını söylemek için henüz erken. Daha ileri araştırmalar ve yeni görgü tanıkları bambaşka sonuçlara ulaşmamıza neden olabilir.

Hispaniolanlar Nedir ?

Hispaniolanlar Nedir ?

Hispaniolanlar Nedir ?
Hispaniolanlar, günlük hayatta karşılaşmayacağımız tamamen yabancı bir kelimedir. Gazeteden, dergiden veya internetten bu ismi okuduğumuzda eminim uzun uzun düşünürdük. Bizde çağrışım yapmasını beklerdik. Hispaniolanlar, ne kadar alışık olmasak da ismini ilk defa duyuyor olsak da var olan canlı türlerinden bir tanesidir.

Hispaniolanlar, görünüşleri itibariyle uzun burunlu fareleri andırırlar. sarı kafalı küba solenodonu olarak bilinirler. renkleri sarıyı andırır, sivri uzun burunları vardır. Bu hayvanlar oldukça küçük canlılardır. 20 cm den biraz uzuncadırlar. Görünüş olarak ne kadar fareye benzeseler de Hispaniolanları farelerden ayıran birçok özellik vardır. Bunlardan bir tanesi de, Hispaniolanlar ısırdığı kurbanına zehir enjekte edebilirler. Fareler ise zehirsiz canlılardır.

Tabiattaki canlılar, her ne kadar birbirlerine benzeseler de, birbirlerini andırsalar da tüm canlılar kendilerine özgü bir takım özelliklerle birbirinden ayrılırlar. Kimi canlılar renklerindeki ve tüylerindeki muhteşem güzellikle insanoğlunun dikkatini üzerine çekerken; kimi canlılarda zehirli oluşları ve korkunç görünümleri sayesinde insanoğlunun dikkatini üzerlerine çekerler. Şüphesiz ki hiçbir canlı yeryüzünde gereksiz değildir. Tüm canlılar kendilerine verilen görevi eksiksiz bir şekilde yerine getirmenin gayreti içindedirler.

Hispaniolanlar, görünüş olarak insanlar tarafından ne kadar sevilse de zehirli oluşları nedeniyle insanlar tarafından uzak durulmaktadırlar. Bu canlılar dört ayaklıdırlar ve her ayağında beş adet parmağı vardır. Uzun tırnaklara sahiptirler bu uzun tırnaklar onların yere daha sağlam basmasına ve dengelerini kolay sağlamalarına yardımcı olmaktadır. 


Sarı kafalı Küba solenodonu olarak bilinen hispaniolanlar, ince ve uzun burunları sayesinde koku almada da ustadırlar. Burunları dar alanlara girmek için tasarlanmış gibidir dar alanlara burunlarını kolayca sokabilirler.

Bitcoin Nedir ?

Bitcoin Nedir ?

Bitcoin Nedir ?
Bitcoin, elektronik bir para birimidir. 3 Ocak 2009 tarihinde “Satoshi Nakamoto” isimli kişi tarafından hayata geçirilmiştir. Bitcoin alışverişlerinde bazı ekonomik kurallar vardır ve bu kurallar topluca “Bitcoin Ağı” tarafından yürütülür. Kesin limit 21 milyon Bitcoin civarındadır. Bu da yaklaşık olarak 1.2 milyar dolar seviyesindedir. Bitcoinler, 8 ondalı basamağa kadar bölünebilir. Yani noktadan sonra yüzmilyonuncu basamağa kadar birimlere ayrılabilirler.

Bitcoinler, ödemeleri Bittorent benzeri ağlar üzerinden yapılır ve bir ağdan diğer ağa anında geçiş yapabilme özelliği vardır. Yani yapılan işlemler saniyeler içinde yayınlanır ve 10-60 dakika içinde onaylanır.

İşlemler her zaman alınabilir; bilgisayarınızın açık veya kapalı olması önemli değildir. Bu ağ üzerinden ödeme yapılan adresler anında kayıtlara geçmektedir. Bitcoin üzerinden yapılan ödeme işlemleri geri alınamaz.


Çifte harcama kayıtların depolandığı blok zinciri kullanılarak ödenir. İşlemler ucuz ve genellikle bedavadır.

Kakapo Nedir?

Kakapo Nedir?

Kakapo Nedir?
Kakapo; günlük hayatta karşılaşmayacağımız tamamen yabancı bir kelimedir. Gazeteden, dergiden veya internetten bu ismi duyduğumuzda eminim uzun uzun düşünürdük. Bizde çağrışım yapmasını beklerdik. Kakapo, ne kadar alışık olmasak da ismini ilk defa duyuyor olsak da var olan kuş türlerinden bir tanesidir.

Kakapolar, Yeni Zelland’ nın nemli topraklarında yaşamaktadırlar. Genellikle kakapolar yeşilimsi bir renge sahiptirler. Ne yazık ki, soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. gerekli tedbirler alınmazsa bu güzelim kuşların nesli kaybolmak üzeredir.

Kakapoları, diğer canlılardan ayıran onları diğerlerinden farklı kılan özellikleri onların dünyanın en uzun ve en uzun yaşayan papağanı olmalarıdır. Dünyanın tek uçamayan papağanı yine kakapolardır. Kakapolar, yavaş haraket ederler ve uçamazlar, büyük ölçüde savunmasızdırlar. Dikkat çekici kokuları vardır bu yüzden daha kolay av olmaktadırlar.

Biyologlar, 1982’ de nesli tükenmeye başlayan bu tür ile yakından ilgilenip, geriye kalan tüm yabani baykuş papağanlarını toplayıp onları bütün memelilerden arındırılmış uzak adalara taşıdılar. Yeşilimsi renge sahip kendilerine has duruşları bakışlarıyla insanların ilgisini çeken sevgilerini kazanan bu papağanlarının nesli tükenirse, tüm insanlık çok şey kaybetmiş olacaktır.


Ne yazık ki, insanoğlunun çevreyi bilinçsizce tüketmesi ve bilinçsizce kirletmesi yüzünden bir çok canlı türü kaybolmaktadır. Doğada ki bu güzellikler bi kere yok olunca, geri dönüşü imkansızdır. Kullandığımız çevre bizim değildir; bize sadece emanet edilmiştir. Biz dedelerimizden aldık bu emaneti, torunlarımıza bırakacağız. Onun için aldığımız bu emaneti zarar vermeden torunlarımıza bırakmamız gerekmektedir. Aslında doğaya verdiğimiz her zarar kendimize ve gelecek nesillere verdiğimiz zarardır.

Bıttım Sabunu Nedir?

Bıttım Sabunu Nedir?

Bıttım Sabunu Nedir?
Bıttım sabunu aşılanmamış fıstık ağacının yaprakları ve yağından elde edilir. Genellikle Siirt ilinde yapılan bu sabun,tamamen doğaldır ve bitkiseldir. Bölgede çitlembik olarak bilinirken, bazı yörelerde menengiç olarak da bilinir.

Meyve, Siirt ilinde eylül ayında yetişir. Bağ ve bahçelerden toplanan bıttımlar tane tane ayrılır ve yıkanır. Daha sonra kuruması için ortalama 5-10 gün bekletilir. Kuruyan bıttımlar daha sonra değirmenlerde öğütülür ve öğütüldükten sonra belli sıcaklıkta yoğurulmaya başlanır. Bu işlem ise yaklaşık olarak 2 saat sürer. 

Yoğurma işleminden sonra bıttımın yağının süzülmesi için bir süre bekletilir. Daha sonra bıttımlar bir miktar kül ile birlikte kazana koyulup kaynamaya başlatılır. Bu işlem sırasında yağların hepsi yüzeye çıkar ve alınır bıttımlar tamamen yağdan kurtulur. Daha sonra ise önceden hazırlanmış olan kostik kazana eklenir. Yaklaşık 12-16 saatlik bir kaynama işleminden sonra sabunlar hazır hale gelmesi için kalıplara dökülür ve kuruması için bekletilir. 

Bu işlemlerden geçen bıttım sabunu böylece kullanmaya hazır hale gelir. İçerisinde kimyasal madde bulunmadığı için herhangi bir yan etkisi yoktur. Rengi çok açık yeşil olup güzel ve farklı bir kokusu var. Cilt ve saç için birçok faydası vardır.

Faydaları
*Egzama mantar gibi cilt hastalıklarına iyi gelir.

*Saç dökülmelerini önler.

*Saçlı deride oluşan kepeklenmeye iyi gelir.

*Saçların yumuşak ve parlak olmasını sağlar.

*Saçların daha sağlıklı olmasına yardımcı olur.

*Saçların hızlı uzamasını sağlar.

*Antiseptik özelliği vardır.

*Ergenlik sivilcelerine iyi gelir.

*Saçları besler.


*Saçın kurumasını ve kuruluktan dolayı saçın kırılmasını önler.

*Saç diplerindeki kaşıntıyı giderir.

*Cildi güzelleştiriyor.

*Vücudu rahatlatıyor.

Türkiye’de Karstik Topoğrafya

Türkiye’de Karstik Topoğrafya

Türkiye’de Karstik Topoğrafya
Türkiye’de kalker, mermer ve jipsli arazi üzerinde karstlaşma faktörü önemli yer tutmaktadır. Karstlaşma aşındırma ve biriktirme olmak üzere iki şekilde kendini gösterir. Türkiye’de karstlaşmanın genel koşulları başlıca şöyledir:

1) Litoloji: Kayaçların litolojik özellikleri, çatlaklı ve çözünebilir olmaları bakımından karstlaşmaya etki eder. Türkiye’de 1., 2. ve 3. jeolojik zamana ait kalker ve mermerler bol çatlaklı oldukları için karstlaşmaya oldukça elverişlidirler.

2) İklim: Yağışlar arttıkça karstlaşma da bununla doğru orantılı olarak artmaktadır. Suyun kayaçların üzerinde karstlaşmayı arttırıcı etkisi bulunur.

3) Bitki örtüsü: Bitki örtüsü suyun kayaçla temas etmesini engellediği için, bitki örtüsünün gür olduğu yerlerde karstlaşma da azalır. Karstlaşmanın yoğun olarak yaşandığı sahalar ise, bitki örtüsü bakımından zayıftır.

4) Toprak örtüsü: Toprak örtüsünün sığ olduğu sahalarda su kayaçlara daha çabuk ulaştığından karstlaşma daha hızlı gelişir. Toprak örtüsü kalınlaştıkça, toprak suyu o oranda tutar ve kayaca ulaşmasını engeller. Bu durumda karstlaşma görülmez.

5) Topoğrafya: Eğimli topoğrafik yüzeylerde karstik şekillerden daha çok lapyalar görülürken, düz yerlerde ise daha çok dolin, uvala, polye ve mağaralar görülür. Eğimli yüzeylerde su, eğim yönünde akış kazandığı için karstlaşmaya yeteri derece su kalmaz. Bu yüzden daha küçük karstik şekil olan lapyalar görülür.

6) Yükseklik: Yükseklik arttıkça, sıcaklığın azalmakta ve çözünme hızı yavaşlamaktadır.

7) Zaman: Yukarıdaki tüm etmenler zaman içinde etkili olmaktadır.

Türkiye’de görülen başlıca karstik aşınım şekilleri ise şunlardır:

Lapyalar; karstik şekillerin en küçüğüdür. Eğimli arazilerde görülmekle birlikte bir kaç santim genişliğinde ve 40-50 cm uzunluğunda olabilirler. Çok nadir olarak boyutları 1 metreyi bulabilir. Bunlar da, 8-10 cm derinliğinde olur. Kendi arasında ikiye ayrılır. Bunlardan çatlaklar boyunca oluşan lapyalara çatlak lapyaları, suların akarken oluşturduğu lapyalara ise oluklu lapyalar adı verilir. Ayrıca kalkerler üzerinde deliklerin zamanla genişlemesiyle, delikli lapyalar oluşur.

Dolinler; kalkerli arazilerde şekilleri huniyi andıran 20-50 metre çukurluğunda, 100-200 metre çapındaki şekillerdir. Akdeniz ve Tuz Gölü çevresinde görülür.

Obruklar; yine kalkerli arazi üzerinde huni ya da bacaya benzeyen derin ve doğal çukurlardır. Oluşumlarında çözünme ve çökme etkilidir. Çökme olayları mağara ve galeri tavanlarının çökmesiyle meydana gelir. Obruklar, suların yeraltı mağara ve galerilere sızmasına yardımcı olur.

Uvala ve Polyeler; karstlaşmanın ilerleyen safhasında uvalalar, bunların da büyüyüp birleşmesiyle polyeler meydana gelir. Polyelerin oluşmasında çökmenin etkisi oldukça fazladır. Polye alan olarak çok büyük olup 200 km² yüzölçüme 10-20 km genişlik ve uzunluğa sahip olup tarım alanı olarak da kullanılır. Polye tabanlarındaki su, yutanların tıkanması sonucu polye tabanlarında geçici göllenmeler görülebilir. Polye tabanları genellikle kalkerlerin çözünmesi sonucu terra-rossalarla kaplıdır.


Türkiye’de görülen başlıca karstik birikim şekilleri ise; kalsiyum biokarbonatlı suların buharlaşması sırasında CO’nin buharlaşması, CaCO’ün çökelmesi sonucunda oluşur. En tipik olanları travertenlerdir. Mağaraların tavanlarından sızan sular zamanla sarkıtları, damlaların yerde birikmesi ise dikitleri oluşturur. Bunlar zamanla birleşirler ve bunun sonuncunda ise sütunlar oluşur.

Türkiye, başlıca 6 karstik bölgeye ayrılmıştır. Toros Dağları bölgesinde, karstlaşma deniz seviyesinin 100 metre altından başlayıp 3500 metre yükseklere kadar yoğun bir şekilde görülür. Yatay ve dikey yönde her türlü karstik şekiller bulunur. Batı Anadolu ve Trakya karstik bölgesi Sakarya Irmağı ve Teke Yarımadası arasında 1. ve 2. zaman kalkerleri üzerinde görülür. Karadeniz Bölgesi’nde ise kratese yaşlı kalkerler üzerinde karstlaşma olayları görülür. Orta Anadolu karst bölgesinde ise polye, uvala, mağara ve obruklar oldukça fazladır. Doğu Anadolu karstik bölgesinde fluviyo-karstik ve glasiyo-karstik şekiller görülür. Güneydoğu Anadolu karst bölgesi 3. zaman kalkerleri üzerinde yatay ve derin bir şekilde görülür.

Köpeğinize Zarar Verebilecek Ev Ürünleri

Köpeğinize Zarar Verebilecek Ev Ürünleri

Köpeğinize Zarar Verebilecek Ev Ürünleri
Her gün kullandığımız ev ürünlerinin, köpeklerimiz için zararlı olabileceğine inanmak çok zor. Evinizde bulunan yaralanmaya sebep olabilecek şeylerden çocuğunuzu korumak önemli olduğu kadar, evcil hayvanlarımızı korumak da önemli ve gereklidir.

Evcil hayvanınızın zararlı tehlikelere karşı en savunmasız olduğu zamanlar, tatiller sırasındadır. Doğum günleri, yılbaşı, cadılar bayramı gibi zamanlarda kullanılan dekoratif ürünler köpekler tarafından yutulup boğulmalara neden olur. Çoğu zaman köpeğimizin hastalanmasının ya da garip davranmasının nedenini anlayamayız. Oysa ki bu neden çoğu zaman gözümüzün önünde oturma odasında, yatak odasında, bahçede olabilir. Çoğumuz evdeki potansiyel tehditlerin farkında değiliz. Peki, köpeğinizi tam olarak neden korumanız gerekir? Aşağıda köpeğinizin erişemeyeceği yerlerde tutmanız gereken şeylerin bir listesini vereceğiz.

Çikolata ve Kafein:
Şaşırtıcı olsa da yapmak isteyeceğiniz en son şey köpeğinizi metilksantin içeren bir şey ile beslemektir. Tüketimi sonrasında belirtiler genellikle 6-12 saat sonra gözlenir; bu belirtiler kusma, ishal, aşırı susama, titreme ve aşırı durumlarda ölümdür. Bitter çikolata maksimum miktarda metilksantin (teobromin) içerirken, beyaz çikolata az miktarda metilksantin içerir.

Süt ve Süt Ürünleri:
Köpeklerde sütteki laktoz içeriğini parçalamayı sağlayan laktaz enzimi yoktur. Bu nedenle, laktoz sindirilmeden kalır, dışkının su içeriğinin artması ve ishalle sonuçlanır.

Soğan ve Sarımsak:
Sarımsak tüketiminin zararlı etkileri tartışmalı olmaya devam ederken, hem soğan hem de sarımsak kırmızı kan hücrelerini etkileyebilir. Özellikle soğanın küçük miktarları bile, köpeklerde kırmızı kan hücrelerinin doğal olmayan parçalanmasına yol açabilir. Tıbbi açıdan bu duruma hemolitik anemi denir doğuştan ya da bu iki gıda maddesinin aşırı tüketimi ile meydana gelmiş olabilir.

Fındık:
Fındık genellikle fazla tüketildiğinde köpekleri etkileyecektir. Belirtileri halsizlik, kusma, yürümede zorluk, titreme, mide ağrısı, eklem ve kas ağrısıdır.

Alkol:
Alkol köpekleri insanlarla aynı şekilde etkiler ancak, köpeklerin tolerans düzeyi insanlardan çok daha azdır. Küçük bir miktar alkol kısa bir sürede köpeklerin karaciğer ve beyni etkiler ve kusma, koordine hareketlerde zorluk ve merkezi sinir sistemi sorunlarına yol açar.

Tuz:
Bir köpeği tuz içeren herhangi bir yiyecek ile beslemek akıllıca değildir. Normalden fazla miktarda tuz alımı, aşırı susama, sık idrara çıkma ve zaman zaman sodyum iyonu zehirlenmesine yol açar. Fazla tuz alımının belirtileri arasında ishal, ateş, kusma, nöbet ve kötü durumlarda ölüm yer alır.

Avokado:
Avokado persin olarak bilinen bir mantar öldürücü toksin içerir. Persin insanlar tarafından güvenle tüketilebilmesine rağmen, köpekler için zararlı olduğu kanıtlanmıştır. Aşırı miktarda avokado tüketmek nefes sorunları, kusma, kalp ve pankreas sorunlarına neden olur.

Üzüm ve Kuru Üzüm:
Zararsız gibi görünseler de, küçük miktarlarda bile üzüm ve kuru üzüm köpekleri ciddi şekilde etkiler. Belirti ve bulgular genellikle 24 saat içinde görülür. Bunlar iştah kaybı, mide ağrısı, kusma, ishal ve genel halsizliktir.

Sakız ve Şeker:
Bunlar tatlandırıcı olarak Ksilitol kullanılan ögelerdir. Ksilitol pankreasın insülin salgılatıcı aktivitesini tetikler, köpeğin kan insülin içeriği artar bu da hipoglisemi ve karaciğer yetmezliğine yol açar. Zehirlenmenin ilk işaretleri kusma, hareketlerin ve çeşitli eylemlerin koordinasyonunda sorunlar ve nöbetlerdir.


Çiğ Et, Balık ve Yumurta:
Bu üç madde de köpeklerde gıda zehirlenmesine neden olabilen Salmonella ve E. coli bakterilerini içerir. Yumurta, köpeklerde vitamin emilimi kapasitesini etkileyen (özellikle B vitamini) avidin adlı bir enzim içerir. İçerdiği parazitler nedeniyle bazı somon zehirlenmesi vakaları da bildirilmiştir. Önemli işaretler şişmiş lenf düğümleri ile birlikte, ateş ve kusmadır.

Kabartma Tozu:
Büyük miktarlarda tüketildiğinde köpeğin midesi içinde mevcut olan nem ile reaksiyona girer ve kalsiyum, potasyum, sodyum seviyelerinin düşmesiyle sonuçlanır. Bu kas krampları ve / veya konjestif kalp yetmezliğine yol açabilir.

Bitkiler:
Ev bitkileri de köpeklerde görülen çok sayıda tıbbi komplikasyonlardan sorumludur. Lilyum köpeklerde böbrek yetmezliği ile sonuçlanabilirken, İngiliz sarmaşığı mide ağrısı, kusma ve ishale neden olan triterpenoid saponinler içerir. Lale gibi bitkiler, iştahsızlık, aşırı tükürük salgılama, kalp ve sindirim sorunları neden olabilir.

İnsanların Kullandığı İlaçlar:
Bu kategori, hayvanlar için zehirli olabilecek tüm reçeteli ve reçetesiz ilaçları içerir. İlaçlarınızı her zaman köpeğinizin erişemeyeceği bir yerde tutun ve evcil hayvanınıza herhangi bir ilaç vermeden önce mutlaka bir veterinere danışın. Aşağıdaki liste en sık reçete edilen korumasız bırakılmaması gereken ilaçları içermektedir;

-Ağrı kesiciler

-Antidepresanlar

-Vitaminler

-Diyabet ilaçları

-Grip ve nezle ilaçları

Bunların dışında bozuk paralar, düğmeler, keskin nesneler (bıçak, jilet) gibi bazı her gün kullandığımız nesneler köpeğiniz tarafından yutulabilir. Yani yemek yerken köpeğiniz gelip acıklı gözlerle bir şeyler istediğinde, nelerin zararlı olabileceğini düşünüp, ona göre hareket etmelisiniz.