Yurtta Sulh Cihanda Sulh Anlamı - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 06, 2018

Yurtta Sulh Cihanda Sulh Anlamı

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Yurtta Sulh Cihanda Sulh Anlamı 

Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkemizin anlamı ve bu ilkemizin ülkemize ve insanlığa ne gibi katkılar sağladığı ile ilgili yazımız.


Yurtta Sulha Cihanda Sulh, bizim gibi bin bir savaş meydanında kahramanlıklar yaratmış olan bir milletin, uzun yılların verdiği acı derslerin sonunda öğrendiği ve kabul ettiği bir ilke idi. Onun için dünyada hiç bir millet bu sözün anlamım bizim kadar anlayamaz ve kavrayamaz.

Yurtta Sulh Cihanda Sulh Anlamı
Yurtta Sulh Cihanda Sulh Anlamı 

Bugünkü siyasetimiz ve gelecekteki siyasetimiz de bu ilkeye dayanmaktadır. Amacımız insanlığa hizmettir. Bu da, ancak «Yurtta Sulh Cihanda Sulh» ile mümkün olabilir. Hele İkinci Dünya Savaşı, bu büyük Türk sözünün ne kadar yerinde olduğunu bir daha ispat etmiştir. İnsanların geleceği ve mutluluğu ancak bu ilkeye bağlıdır.

Yurtta Sulh Cihanda Sulh
Milletler arasındaki kardeşlik de ancak bu anlayış içinde kurulabilir. Türk milletinin, kimsenin bir karış toprağında gözü yoktur. Fakat kimsenin de bizim topraklarımızda gözü olmamalıdır. Bunun için gene bir tek çare vardır. Bunu da büyük Türk şairi «Hazır ol cenge eğer ister isen sulh u salâh» sözü ile çok güzel anlatmak istemiştir. Yani, yurtta ve cihanda barışın tek çaresi daima savaşa hazır olmak ve kuvvetli bulunmaktır. Şu halde Türk milleti barış için çalışmaktadır. Fakat bunun için de çok kuvvetli olmak gerektiğini pek iyi anlamıştır. Kuvvetli milletlere yabancılar kem gözle bakamazlar. Bundan dolayı barış için savaşa hazır olmak, kuvvetli olmak demektir. Bu suretle de «Yurtta Sulh, Cihanda Sulh» sağlanmış olur.

Rahat ve huzur içinde yaşamak, geleceğe güvenle bakmak, kimseden korkmadan işiyle gücüyle uğraşmak, tam bir özgürlük havası içinde yaşamak her insanın en doğal hakkıdır. Bu ise ancak barış içinde yaşamakla mümkün olabilir. Sürekli bir savaş korkusu, istilâ tehlikesi içinde yaşamak ise insana ıstırap ve ümitsizlik verir. İnsanlığın uygarlık yolunda ilerlemesi ve gelişmesi, milletlerin birbirlerine olan güvenine ve insanlık hislerinin derecesine bağlıdır. Güven olmayan bir yerde mutluluk da olamaz. Uygarlık gelişemez.

Dünyanın geçtiğimiz yüzyıl içinde gördüğü ve geçirdiği felâketlerin en büyük nedeni insanlar arasındaki başarısızlık ve güvensizlik yüzünden ileri gelmiştir. İnsanlık bunun daima ıstırabını duymuş, uygarlık ise bu yüzden büyük ölçüde zarar görmüştür. Şu son iki dünya savaşında, savaş için yüz milyonlarca lira sarf edilmiş, sonunda felaket, ölüm, sefalet ve yokluktan başka hiç bir şey elde edilmemiştir. Halbuki bu milyonlar insanlığın mutluluğu, rahatı, huzuru ve uygarlığı için harcanmış olsaydı, bugün dünyamız bir cennet olurdu. Sefalet ve hastalıklar önlenir, herkes huzur ve rahat içinde yaşardı, işte barış içinde yaşamakla, savaş içinde çalkalanmanın insanlığa getireceği mutluluk ve felaketler bunlardır. İnsanlık için barışı seçmek mutluluğa erişmenin tek yoludur.

Günümüzde sınırlarımızın hemen yanı başında yaşanan vekalet savaşları ile coğrafyamız yine ateşin içine atılmak istenmektedir. Geçmişini unutmuş ve ya hiç bir zaman öğrenememiş bazı cahil kişilerin hala “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” bir saçmalıktır gibi akla ve mantığa uymayan hatta yanından geçmeyen düşünceleri savunanları görmek bir hayli üzücüdür. Sonuna kadar barış için çabalanmalıdır ancak ve ancak büyük Atatürk’ün dediği gibi “Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir” sözünü de unutmamalıyız. Hayatının yarısı cephelerde geçmiş bir büyük insan bu sözü söylerken bir bildiğinin olduğu unutulmamalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder