Türk Devletlerinde Egemenlik Anlayışı - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 04, 2018

Türk Devletlerinde Egemenlik Anlayışı

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Türk Devletlerinde Egemenlik Anlayışı 

İlk Türk devletlerinde ve Türk İslam Devletlerinde egemenlik anlayışı nasıldır? Türklerin kurduğu meclisler hakkında bilgi.


Türk Devletlerinde Egemenlik Anlayışı
İlk Türk Devletlerinde Egemenlik
Yönetimin başında Han, Hakan, Kağan gibi ünvanlara sahip hükümdar bulunuyordu. Ülkeyi yönetme yetkisinin hükümdara Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı. Bu inanışa kut anlayışı deniyordu. Bu inanışa göre “Ülke, hanedanın ortak malıdır.” Bu da kardeşler arasında taht kavgalarına neden olmuştur. Ayrıca kut anlayışı hükümdarın sözlerinin emir olarak algılanmasına, hükümdarlığın babadan oğula geçmesine, yani saltanat sisteminin oluşmasın etki etmiştir. Hükümdarın görevi devleti iyi yönetip, halkının huzur ve mutluluğunu sağlamaktır.

Türk Devletlerinde Egemenlik Anlayışı
Türk Devletlerinde Egemenlik Anlayışı 

Kurultay

İlk Türk devletlerinde hükümdara yardımcı olan meclistir. Toy olarak da bilinir. Yılda iki kez toplanırdı. Başında hükümdar bulunurdu. Hükümdarın yanında hükümdarın eşi (hatun), üst düzey yöneticiler, boy beyleri, bağlı devletlerin yöneticileri de kurultaya katılırdı. Kurulay’da devlet işleri, askerlik, vergilerin toplanması, savaş ve barış kararları gibi meseleler görüşülürdü.

Kurultay’da son söz hükümdara aitti. Bu da Kurultay’ın danışma meclisi olduğunu gösterir.

Türk İslam Devletlerinde Egemenlik
İlk Türk devletlerindeki egemenlik anlayışı ve kut inancı Türk İslam devletlerinde de devam etmiştir. Özellikle Büyük Selçuklu ve Osmanlı Devleti’ndeki egemenlik anlayışı bunu kanıtlar.

İslamiyetle birlikte hükümdar adına hutbe okutulmaya başlanmıştır. Hükümdar ölünce yerine hanedandan biri geçerdi. Bu durum kardeşler arasında taht kavgalarına neden olmuştur. Taht kavgaları da Türk İslam devletlerinin kısa sürede yıkılmalarına ve zayıflamalarına neden olmuştur.

Divanıhümayun

İlk Türk devletlerindeki Kurultay’ın yerini Osmanlı Devleti’nde Divanıhümayun almıştır. Divan günümüzdeki Bakanlar Kurulu’na benzetilebilir. Önemli devlet işleri görüşülür, halkın şikayetleri dinlenir, bazı davalar yeniden görüşülürdü. Divan din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın herkese açık tutulurdu.

Divan’da son söz padişaha aitti. Bu durum Divanıhümayunun danışma meclisi niteliği taşıdığını gösterir.

Türklerde Meclise Doğru

Tanzimat Fermanı

1839 yılında ilan edilmiştir. Padişahın yetkileri sınırlandırılmıştır. Tanzimat Fermanı Türk demokrasi tarihinin başlangıcı sayılmıştır. Fermanla tüm halkın can ve mal güvenliği sağlanmış, padişahın yetkileri kanunla sınırlandırılmış, yargılamada açıklık, vergide adalet ilkeleri kabul edilmiştir.

Meşrutiyet

Hükümdarın yanında halkın da yönetime katılmasını sağlayan bir meclisin oluşturduğu sisteme meşrutiyet denir. 1876 yılında Kanuni Esasi’nin kabul edilmesiyle başlamıştır. Kanuni Esasi, Türk tarihinin ilk Avrupa tarzı anayasasıdır. Mebusan Meclisi’yle beraber halk ilk kez yönetime katılmıştır. Meşrutlyet’in ilanı Osmanlı Devleti’nde demokratik yönetim anlayışına geçilmesi konusunda atılan en önemli adımlardandır.

TBMM

Kurtuluş Savaşı’nın zor şartları altında Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Böylece ilk Türk devletlerinden beri devam eden egemenlik anlayışı tamamen değişmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması millet egemenliğine dayalı bir devletin habercisi olmuştur. Daha sonra egemenliğin babadan oğula geçmesini sağlayan saltanat sistemi de kaldırılmıştır.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilan edilmesiyle yeni Türk Devleti’nin yönetim anlayışının milli egemenlik olduğu belgelenmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder