Osmanlıda Farklı Kültürlerin Birarada Yaşaması - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 05, 2018

Osmanlıda Farklı Kültürlerin Birarada Yaşaması

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Osmanlıda Farklı Kültürlerin Birarada Yaşaması 

Osmanlı Devletinde farklı kültür ve inançlara sahip halk nasıl bir arada yaşamıştır? Osmanlı toplumundaki gayrimüslümler ve yaşamları


Osmanlıda Farklı Kültürlerin Birarada Yaşaması
Osmanlı Devleti kurulduktan sonra kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayılmasında gelişmiş bir idari teşkilatının olmasının önemi büyüktür.

Osmanlıda Farklı Kültürlerin Birarada Yaşaması
Osmanlıda Farklı Kültürlerin Birarada Yaşaması 

Üç kıtada farklı inanç, millet ve etnik gurupları aynı idari sistemde toplaması ve ustalıkla yönetmesi adalet sisteminin de geliştiğini göstermektedir.

Oysa, 623 yıllık saltanat sürülen coğrafyalarda yaklaşık 200 yıldır etnik çatışmalar ve savaşlar devam etmektedir.

Fethedilen bir bölge halkı eğer gayrimüslim (müslüman olmayan) ise, vergi verme şartıyla mal ve can güvenliklerinin sağlanması konusunda garanti verilirdi.

Osmanlı Devleti’nde asıl kurucu unsur olan Müslüman Türkler dışında kalan müslim ve gayrimüslim halkın sahip olduğu ayrıcalıklar hemen hemen aynı idi.

Osmanlı toplumundaki gayrimüslimler;

► inançlarını ve kültürlerini rahatça yaşayabiliyorlardı.

► Mal ve mülk sahibi olabiliyorlardı.

► Adaletle idare ediliyorlardı.

► Can ve mal güvenlikleri devlet garantisi altındaydı.

► Serbestçe ticaret yapabiliyorlardı.
Aşağıda Osmanlı Devleti’nin idari ve sosyal hayattaki yönetimi ile ilgili örnekler okuyacaksınız.

Fatih Sultan Mehmet, Bosna – Hersek’i fethettiğinde yayınladığı fermanla halkın tamamının güvende olduğunu belirtmiştir.

“Ben ki, Fatih Sultan Mehmet Han’ ım, bütün dünyaya ilan ediyorum ki; kendilerine bu padişah fermanı verilen Bosnalı Hristiyan din adamları himayem altındadır ve emrediyorum:

Hiç kimse ne bu adı geçen insanları, ne de onların kiliselerini rahatsız etmesin ve zarar vermesin. Devletimde huzur içinde yaşasınlar.

Ne padişahlık eşrafından, ne vezirlerden veya memurlardan, ne hizmetkarlarımdan hiç kimse bu insanların onurunu kırmayacak ve onlara zarar vermeyecektir. Hiç kimse bu insanların hayatlarına, mallarına ve kiliselerine saldırmasın, hor görmesin veya tehlikeye atmasın. Hatta bu insanlar başka ülkelerden devletime birisini getirirse onlar da aynı haklara sahiptir.

Bu padişah fermanını ilan ederek burada, Allah ve Peygamberimiz Muhammed adına yemin ediyorum ki; emrime uyarak bana sadık kaldıkları sürece tebaamdan hiç kimse bu fermanda yazılanların aksini yapmayacaktır.”

Kanuni Sultan Süleyman, Semendire Beyi Akıncı Bâli Bey’e yazdığı cevabi mektupta adaletten ayrılmaması gereği üzerinde ısrarla durmaktadır.

“Eğer hükmünüzün yürüdüğü yerlerde herhangi bir zulüm veya haksızlık yaparsan ve bunun hesabını öte dünyada, asıl sorumlusu olan bana sorulursa yakana yapışırım,bunu bilmiş ol.

diyerek uyarmıştır.

Osmanlı Devleti fethettiği topraklarda kalıcı bir hakimiyet sağlamıştır. Bunun nedeni planlı bir yerleşme (iskan) politikası, yerel halka adaletli ve hoşgörülü davranmasıdır.

Yine kuruluş döneminde meydana gelen bir olayda Osmanlıların müslim ve gayrimüslim halka karşı ayrım yapmadan haklarını gözettiği ortaya konmuştur.

Osmanlı Devleti’nde toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya büyük önem verilmiştir. Vakıf sistemi sayesinde ihtiyaç sahibi olanların ihtiyaçları karşılanmıştır. Hatta ülke dışındaki ve uzak coğrafyadaki milletlere bile yardım eli uzatılmıştır.

1495 yıllarında İspanyol zulmünden kaçan Yahudiler gemilerle alınarak Selanik ve İstanbul gibi şehirlere yerleştirilmiştir.

Portekizlilerin baskısına maruz kalan Java ve Çakarta gibi Uzakdoğu’daki müslümanlara gemilerle yardım gönderilmiştir.

Ayrıca İrlanda’da çıkan kıtlık sonucu binlerce insan ölmüştür. Bunun üzerine Sultan Abdülmecit, İrlanda’ ya ekonomik yardımda bulunmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder