İstibdat Devri Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 07, 2018

İstibdat Devri Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

İstibdat Devri Hakkında Bilgi 

Tarihimize İstibdat Dönemi olarak girmiş olan ve 1877 ile 1908 yılları arasında kaplayan devrin siyasal olayları ile ilgili bilgiler.


II. AbdülhamitII. Abdülhamit Yönetimi:

İstibdat Devri Hakkında Bilgi
İstibdat Devri Hakkında Bilgi 

II. Abdülhamit, Mebuslar Meclisini kapattıktan sonra imparatorluğun yönetimini eline aldı. Yıldız sarayına çekildi. Yıldız Sarayında çevresinde Hassa Alayları ve kendisine sıkı sıkıya bağlı kişiler ile ülkeyi bir istibdat rejimi ile yönetmeye başladı. Ülkede söz, yazı, toplanma özgürlüklerini kaldırdı. Gazetelere sansür koydu. Memleketi dilediği gibi yönetmeye başladı. İşte bundan dolayı II. Abdülhamit’in bu dönemine tarihimizde istibdat Dönemi ismi verilmiştir.

II. Abdülhamit, meşrutiyet yolunda çalışan herkese düşmandı. Meşrutiyet için çalıştıklarını sezdiği kimselere karşı sert davranır, onları Hicaz, Yemen, Fizan gibi imparatorluğun en uzak yerlerine sürer, ya da zindanlara attırırdı. Bu gibi işlerle uğraşanları yakalatmak için geniş bir hafiye kadrosu kurmuştu. Bunlar, şüpheli gördükleri kimseleri padişaha «jurnal» ederlerdi. Bu yüzden memlekette herkes birbirinden çekinir ve korkardı.

İstibdat Devrinin Önemli Olayları:

II. Abdülhamit tahta çıktıktan bir yıl sonra, (1877 -1878) Osmanlı – Rus savaşı başladı. Rus savaşı sırasında İngilizler, güya Osmanlı devletini Rusya’ya karşı korumak bahanesiyle, Kıbrıs adasına yerleştiler (1878). Bir süre sonra Fransızlar da Tunus’a girdiler (1881). Fransızların Tunus’a yerleşmelerinden biraz sonra İngilizler, öteden beri göz diktikleri Mısır’ı işgal ettiler (1882).

II. Abdülhamit, Tunus ve Mısır’ın elden çıkışı karşısında bir şey yapamadı. Ancak Fransa ve İngiltere devletlerini protesto etti.

Bu devrin siyasal olaylarından biri de Yunan savaşıdır. Yunanlılar bağımsızlıklarını kazandıktan sonra (1829), Osmanlı topraklarından olan adalar ve özellikle Girit’e göz dikmişler ve burada zaman zaman isyanlar çıkartmışlardı. II. Abdülhamit devrinde Girit’te çıkan bir isyana gene yardım edince Osmanlı devleti Yunanistan’a savaş ilân etti (1897).

Ethem Paşa- komutasındaki Osmanlı ordusu Yunanlıları Dömeke’de yenerek Atina’ya doğru ilerledi. Fakat Avrupalılar gene işe karıştılar. Bir ay kadar süren savaştan sonra Osmanlılar üstün geldikleri halde gene eski sınırlarına çekildiler. Yunanlılar dört milyon liralık bir savaş zarar ödentisine karşılık Girit’in muhtarlığını ve oraya kral soyundan bir genel valinin atanması işini sağladılar.

Düyun-u Umumiye Yönetiminin Kurulması (1881):

Osmanlı devleti, Tanzimat devrinde Avrupalılardan zaman zaman birçok borç para almıştı. Ağır faizlerle alınan bu paralar lüks ve eğlenceye harcandığından devlet büyük bir borç altına girmiş, zamanla borçlarının taksitlerini ve faizlerini bile ödeyemeyecek bir hale gelmişti.

Osmanlı maliyesinin iflası demek olan bu halden, alacaklı olan Avrupalılar korktular. Alacaklarını kurtarmak için Düyun-u Umumiye «Genel Borçlar» denilen yeni bir örgüt kurdular. Yapılan anlaşmaya göre bu örgüt, Osmanlı devletinin borçlu olduğu devletlerin birer vekilinden kurulan bir komisyon tarafından yönetilecekti.

Düyun-u Umumiye yönetimi, Osmanlı borçlarına karşılık olmak üzere memleketin tütün, pul, içkiler, tuz, ipek, balık ve av gibi önemli gelir kaynakları ile bazı zengin illerin aşarına (öşürler) el koydu. Bu suretle devlet içinde ikinci bir devlet kurulmuş oldu. Bu yönetim aynı zamanda Osmanlı devletinin maliye işlerine de karışmaya ve onu kontrol etmeye başladı.

İstibdat Devrinde Memleketin Ekonomik Durumu:

Osmanlı devleti İstibdat devrinde ekonomik alanda çok geriledi. Devlet iflâs etmiş bir duruma girdi. Hazinede para kalmadı. Hatta Devlet, memurlarına aylıklarını bile veremedi.

Bununla birlikte istibdat devrinde görünüşte memlekette bir bolluk vardı. Her şey ucuzdu. Fakat bu halin nedeni memleketin ekonomik hayatının iyi ve düzgün oluşundan değil, Osmanlı ülkesinin, Avrupalıların açık pazarı haline gelmiş olmasından ileri geliyordu. Zaten Avrupalılara verilen kapitülasyonlar memlekette ekonomik hayatı söndürmüş. yerli sanat ve ticaret ise Avrupalıların yarışı karşısında tüm gerilemişti. Her şey Avrupa’dan geliyor, memlekette hiç bir şey yapılamıyordu. Osmanlı toprakları Avrupalıların ekonomi alanında giriştikleri bir yarış yeri haline gelmişti. İngiliz, Fransız, Alman ve öteki Avrupa devletlerinin imtiyazlı şirketleri memleketin ekonomik işlerine el koymuşlardı. Yol, köprü, tren, tramvay, elektrik, su ve hava gazı gibi büyük ekonomik işler ve yatırımlar hep onların eline geçmişti.

İttihat ve Terakki Cemiyeti
İttihat ve Terakki Cemiyeti

İSTİBDAT DEVRİ YÖNETİMİME KARŞI YAPILAN TEPKİ

İkinci Meşrutiyetin İlanı (1908)

Abdülhamit’in koyu istibdadı karşısında bazı aydınlar meşrutiyeti yeniden kurmak için gizli gizli çalışmaya başladılar. Bunlar İttihat ve Terakki adı ile siyasal bir cemiyet kurdular (1889).



İttihat ve Terakki Cemiyeti, II. Abdülhamit’in çok sıkı bir baskısına uğradı. Cemiyetin üyelerinden pek çokları yakalandı. İmparatorluğun uzak köşelerine sürüldü. Zindanlara atıldı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri bir taraftan memleket içinde faaliyet gösterirken, öte yandan da Fransa, İngiltere ve İsviçre gibi yabancı memleketlerde gazeteler çıkararak, II. Abdülhamit aleyhine türlü türlü yazılar yazıyorlardı. Avrupalılar bile II. Abdülhamit’e, yaptığı istibdattan dolayı «Kızıl Sultan» adını takmışlardı.

Bu sırada Erkânı Harbiye Okulundan (Harp Akademisi) parlak bir subay olarak çıkan Mustafa Kemal (Atatürk), Suriye’ye gönderilmişti. Mustafa Kemal orada kendisi gibi vatansever birkaç subay arkadaşı ile birleşerek Vatan ve Hürriyet adı ile gizli bir cemiyet kurdu (1906). Bir süre sonra Selanik’te bunun bir şubesini açtı.

Vatan ve Hürriyet Cemiyeti kurulduğu sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti sarsılmış bir durumdaydı. Sonraları bu iki cemiyet birleşerek birlikte çalışmaya karar verdiler. Bu birleşmeden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti, Makedonya’da geniş bir surette çalışmaya başladı, az zamanda cemiyetin üyeleri çoğaldı. Cemiyete bağlı olan subaylar arasında II. Abdülhamit’e karşı hareketler başladı. Bunlar, II. Abdülhamit’ten meşrutiyeti zorla almaya karar verdiler. Cemiyet üyelerinden bazıları dağlara, çıktılar. Makedonya’da suikastlara başladılar.

İttihat ve Terakki Cemiyetinin hareketinden çekinen II. Abdülhamit, meşrutiyeti ikinci defa ilan etmek zorunda kaldı (23 temmuz 1908).

İkinci meşrutiyet ilân edildiği sırada Bulgaristan bağımsızlığını, Avusturya Bosna – Hersek’i, Yunanistan da Girit’i kendilerine bağladıklarını ilan ettiler.

31 Mart (13 Nisan) Olayı. II. Âbdülhamit’in Tahttan İndirilmesi (1909)



Meşrutiyetin ilanı halk arasında çok iyi karşılandı. Fakat bir süre sonra bazı mutaassıp kimselerin kışkırtması ile II. Abdülhamit‘e bağlı olan askerler 31 Mart (13 Nisan 1909) ta İstanbul’da büyük bir isyan çıkardılar. Asiler bazı mebusları ve gazetecileri öldürdüler. Fakat Selânik’ten gelen Hareket Ordusu bu isyanı bastırdı. II. Abdülhamit tahttan indirilerek V. Mehmet Reşat tahta çıkarıldı (1909). Bu işleri başaran Hareket Ordusunun kurmay başkanı Yüzbaşı Mustafa Kemal Bey (Atatürk), komutanı ise Mahmut Şevket Paşa idi.

İttihat ve Terakki Cemiyetinin İş Başına Geçmesi ve Türkçülük Akımları:

İkinci Meşrutiyet devrinde (1908-1918) Osmanlı İmparatorluğunu İttihak ve Terakki Cemiyeti yönetti. Yeni Osmanlılar memlekette Osmanlılık siyaseti gütmüşler, imparatorluk içinde çeşitli milletlerden bir Osmanlı milleti yaratmak istemişlerdi. Halbuki bu olmayacak bir işti. Buna karşılık İttihat ve Terakki Cemiyeti daha sağlam ve doğru bir yola baş vurdu. İlk defa olarak Türk milletine ve onun büyük varlığına sarıldı. Türklüğü ele alarak bu alanda çok çalıştı. Türk Ocakları denilen kurumları açtı. Bu devirde Türkçülük yolunda birçok yazılar yazıldı. Türk tarih ve uygarlığı incelendi. Ziya Gökalp gibi büyük bir Türkçü, bu yoldaki çalışmaları ile ün kazandı.

İkinci Meşrutiyet devri, Osmanlı devletinin en karışık zamanlarından biri oldu. Bu devirde memleket içte ve dışta birçok bunalımlar geçirdi, ittihat ve Terakki Cemiyeti arasında dahi ikilik çıktı. Memleketin maliyesi bozuldu. Avrupa’dan yeniden borç para alındı. Bu sefer de memlekette Alman parası ve sözü geçer oldu. Osmanlı ordusu Alman savaş tekniğine göre düzenlendi.

İkinci Meşrutiyet devrinde Osmanlı devleti daha geniş ölçüde savaşlar yaptı. Memleket içinde ise yer yer isyan ve ihtilâller çıktı. Sözün kısası, Osmanlı devleti, İkinci Meşrutiyet devrinde dahi düştüğü uçurumdan kendisini kurtaramadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder