İkinci Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 09, 2018

İkinci Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

İkinci Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması 

Osmanlı İmparatorluğunu duraklama döneminden gerileme dönemine geçişine yol açan II. Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması hakkında bilgiler.


1676 yılında Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın erken yaşta ölümü sonrası evlatlığı ve damadı olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Osmanlı İmparatorluğunun sadrazamlığına getirildi. 1672 yılından beri süregelen Lehistan seferine son verdikten sonra büyük bir faciaya yol açacak Avusturya seferine çıktı.

İkinci Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması
İkinci Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması 

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ve İkinci Viyana Kuşatması:

O tarihte Avusturya imparatoru bulunan I. Leopold, Macarları eziyor, onların mezheplerini değiştirmek istiyordu.

Leopold’un bu zulümlerine dayanamayan Avusturya yönetimindeki Macarlar, İmre Tököli adında bir soylu kişinin yönetiminde Avusturya’ya karşı bir isyan hazırladılar. İmre Tököli Bey sıkışınca Osmanlı devletinden yardım istedi. Kendisine Orta Macaristan Kralı sanı verilerek yardım vaat olundu.

Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, hem Macarlara yardım etmek, hem de Köprülü devrinden beri sürüp gelen kimi anlaşmazlıkları kökünden çözmek için Avusturya’ya savaş açtı (1682). Bir yıl sonra imparatorluğun her tarafından toplanan büyük bir ordu ve 300 kadar topla Avusturya üzerine yürüdü.

Osmanlı ordusu Budin’de toplandıktan sonra Merzifonlu doğru Viyana üzerine yürünmesini buyurdu. Halbuki kimi paşalar bu düşüncede değillerdi. Buna karşın onun sözü tutuldu.

Osmanlı ordusu, arkasında birçok düşman kalesi bırakarak Viyana önlerine geldi, imparator Leopold korkusundan şehri terk ederek Almanya içlerine çekildi. Bütün Avrupa büyük bir korku ve telâş içinde kaldı. Viyanalılar, birinci Osmanlı kuşatmasında olduğu gibi, bu sefer de vatanlarını korumak için savaşa hazırlandılar.

İkinci Viyana kuşatması 60 gün sürdü. Şehre 18 büyük yürüyüş yapıldı. Şehrin surları sürekli top ateşiyle dövüldü. Son bir yürüyüşle belki şehir düşebilirdi. Fakat Kara Mustafa Paşa Viyana’nın yağma edilmesini istemiyor, onun teslim olmasını bekliyordu.

Osmanlı ordusu şehri kuşatırken Papa, bütün Avrupalıları Viyana’nın yardımına çağırmıştı. Lehistan kralı Jan Sobiyeski büyük bir süvari ordusu ile Viyana’nın imdadına koştu. Almanya prensleri de yardım gönderdiler. Bu ordular, Viyana önlerinde Osmanlıları arkadan vurdular. Osmanlı ordusu büyük bir bozguna uğradı, toplarını ve bütün ağırlıklarını Viyana önünde bırakarak geri çekilmek zorunda kaldı (1683).

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, padişahın buyruğu ile Belgrat’ta idam olundu. Yaptığı hatanın cezasını da böylelikle çekmiş oldu. Fakat düşman ordusu az zamanda bütün Macaristan’ı istilâ ederek Budin’i kuşattı. Durumumuz çok kötüleşti. Bu fırsattan yararlanmak isteyen Avusturyalılar, Papa’nın kışkırtması ile, Lehistan, Rusya, Venedik hükümetleriyle birleşerek bize karşı bir Kutsal Bağlaşma (ittifak) kurdular (1684). Her taraftan üzerimize saldırmaya başladılar. Bu sırada kendisini son erine kadar savunan Budin düştü. Ordularımız arka arkaya yenilmeye başladı. Orduda ihtilâl çıktı. Padişah Avcı Mehmet tahttan indirildi. II. Süleyman padişah oldu (1687 – 1691).

Kapatby ReklamStore
Şimdi savaş her kesimde birden başlamıştı. Venedikliler Mora ve Dalmaçya kıyılarına çıktılar. Bu kötü durumdan memleketi kurtaracak bir sadrazam arandı. Nihayet Köprülü Mehmet Paşa‘nın küçük oğlu Fazıl Mustafa Paşa sadrazamlığa getirildi (1689).

7 — Fazıl Mustafa Paşa ve Salankamen Savaşı (1691)

Mustafa Paşa, düşmanla savaşa girişmeden önce memleketin iç durumunu düzeltti. Yeniçerileri disiplin altına aldı. Sonra Avusturya üzerine yürüdü. Salankamen’de büyük bir düşman ordusu ile karşılaştı. Savaşın en kızgın zamanında asker kaçmava başladı. Paşa, askere cesaret vermek üzere kendisi saldırıya geçti. Fakat alnından bir kurşunla vurularak şehit düştü. Ordu dağıldı (1691).

Savaşlar II. Mustafa’nın padişah olmasına kadar kötü gitti. İkinci Mustafa (1695 – 1703), kendisi sefere çıkmaya karar verdi. Avusturya üzerine arka arkaya iki sefer yaptı, birtakım başarılar elde etti. Bu sırada Ruslar da Çar I. Petro’nun (Deli Petro) komutasında olarak Azak kalesine saldırmaya başlamışlardı. Giriştikleri birinci savaşta yenilmelerine karşın ikinci saldırışlarında Azak kalesine girdiler (1696)

Karlofça Antlaşması
Karlofça Antlaşması

Karlofça Antlaşması (1699):

II. Mustafa, Avusturya üzerine yaptığı üçüncü bir seferde Zenta denilen yerde büyük bir bozguna uğradı (1697). Bu yenilgiye karşın gene savaşa devam etmek istiyordu. Fakat on altı yıldan beri süren savaş, Osmanlı devletini çok yormuştu. O sırada sadrazam bulunan Köprülü Mehmet Paşa’nın yeğeni Amcaoğlu Hüseyin Paşa, barış taraftarıydı. Nihayet padişah barışa razı oldu. İngiltere ve Flemenk hükümetleri de araya girdiler. Osmanlılarla Kutsal Bağlaşma Devletleri delegeleri ve aracılar Macaristan’da Karlofça kasabasında toplandılar. Günlerce süren görüşmelerden sonra 1699 yılında Karlofça antlaşmasını imzaladılar.

Bu antlaşmanın koşulları Osmanlılar için çok ağırdı:

1) Temeşvar ilinden başka bütün Macaristan ve Erdel Avusturya’ya verildi.

2) Podolya ve Ukrayna’yı Lehistan aldı.

3) Mora yarımadası ile Dalmaçya kıyıları Venedik’e bırakıldı.

4) Bu antlaşma 25 yıl sürecek ve Avusturya’nın kefilliği altında bulunacaktı.

Karlofça Antlaşması sırasında Rus delegeleri de müzakerelerde hazır bulunmuşlardı. Fakat antlaşma imzasına yetkileri olmadığı için Ruslarla ancak üç yıllık bir ateşkes anlaşması imzalanmıştı. Bir süre sonra Deli Petro’nun elçileri istanbul’a geldiler. 1700 senesi Temmuz ayında Ruslarla da bir antlaşma imzalandı. Tarihlerimizde, Karlofça antlaşmasını tamamlayan, bu antlaşmaya İstanbul Antlaşması denilmektedir. Buna göre:

Azak kalesi ile dolaylarındaki hisarlar Rusya’ya verilmiştir.

Karlofça ve istanbul antlaşmaları ile Osmanlı devleti ilk kez Avrupalılara toprak veriyor, bu suretle XVII. yüzyıl sonuna dek süren Avrupa’da ki büyük Türk baskı ve korkusu sona ermiş oluyordu. Bu antlaşmalar Osmanlı devleti için bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra talihimiz döndü ve Gerileme Devri başladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder