Miryokefalon Zaferi ve Önemi Nedir?

Düzenle

Miryokefalon Zaferi ve Önemi Nedir?

Miryokefalon Zaferi ve Önemi
1162 Selçuklu-Bizans anlaşmasında yer alan, Bizans’ın müttefiki oldukları için muhalişerin topraklarını sahiplerine vermesi ve Türkmenlerin işgâl ettiği yerlerin iadesi yerine getirilmesi zor şartlardı. Kaldı ki Manuel Komnenos da Balkanlardaki meşguliyetleri sebebiyle Kılıç Arslan’la imzaladığı anlaşma şartlarının takibini yapamamıştı.

Gerçi Kılıç Arslan anlaşmadaki bir hüküm gereğince, imparatorun 1167’de Macarlarla yaptığı savaşa asker göndermişti. Fakat Manuel Komnenos Selçuklu sultanının, 1173’de Sivas’ı kuşatan Nureddin Mahmud’la yaptığı anlaşmayı kendi aleyhinde bir ittifak sayarak, bir elçi gönderip bir nevi protestoda bulunmuştu. Kılıç Arslan cevabında Bizansla yaptığı muahede yüzünden halife ve Müslümanların suçlamalarına maruz kaldığını, buna rağmen anlaşma şartlarına riayet ettiğini ve anlaşmanın bundan sonra da devam etmesini istediğini bildirdi. Netice olarak imparator, Bizans yönündeki fetihler durdurulmadığı ve Kılıç Arslan’ın barış şartlarını ihlâl ettiği gerekçesiyle savaş ilan etti. 

Oysa gerçek neden haçlı seferinin yol açtığı tecridi kıran Türkiye Selçukluları’nın, bu anlaşma sayesindekatettikleri mesafenin doğurduğu endişeydi. Başka bir ifadeyle Bizans’ın büyük külfetlere katlanarak organize ettiği haçlı seferlerinden elde ettiklerini, neredeyse tükenme noktasına getiren Selçuklu ilerleyişi engellenememişti.

Miryokefalon Zaferi ve Önemi Nedir?
Miryokefalon Zaferi ve Önemi Nedir?

Bizans imparatoru Macar, Frank, Sırp ve Peçenek gibi paralı askerlerle mevcudu 100.000’i bulan, ağırlıkları 5.000 araba ve hayvanlarla taşınmakta olan ordusuyla harekete geçti. Öte yandan içlerinde Zünnûn’un da bulunduğu bir kuvveti Niksar’a sevk etti. Bu ordunun komutanı Vatatzes savaşta ölürken Zünnûn ihanet şüphesiyle tutuklandı. Bizans’ın sevk ettiği fiahinşâh da hezimete uğratıldı. Manuel bu gelişmeler üzerine işi bizzât bitirmeye karar verdi. 

II. Kılıç Arslan ise, Konya yönünde ilerleyen imparatora, bir elçi göndererek anlaşmanın yenilenmesini istedi. Ancak Manuel, tıpkı Malazgirt öncesi Alp Arslan’a meydan okuyan Diogenes gibi, barışın Konya’da yapılacağını bildirerek anlaşmayı reddetti. Kılıç Arslan harekâtını dikkatle izlediği Bizans ordusunun iaşe imkânlarını yok ederken; vur-kaç taktiğiyle 3-5 bin kişilik guruplar halinde böldüğü Türkmen kuvvetlerine, düşmanı hırpalatıyordu. Selçuklu sultanı imparatorun şaşırtma taktiklerine rağmen, Bizans ordusunun geçeceği güzergâhı isabetle tespit edip kuvvetlerini ona göre mevzilendirdi. 

Nitekim Manuel, kurmaylarının ordunun yorgun olduğu ve Türkmenlerin savaş güçleri konusunda yaptıkları uyarılara rağmen; Denizli’den Homa (Gümüşsu) yönüne dönüp Miryokefelon (Myriokephalon) geçidine girdi. Burası neredeyse ancak techizatlı tek bir askerin yürümesine imkân veren, iki tarafı sarp uçurumlarla çevrili çok dar bir geçitti Bizans ordusu geçide girdiği andan itibaren Türklerin ok yağmuru altında yürüyüşüne devam etmek zorunda kaldı. Ordunun bir kısmı büyük müşkilatla Çivril geçidinin ağzına ulaştığında; uğradıkları baskınla Türklerin pususuna düştüklerini anladılar. 

Öncü birliklerin çok az bir kısmı geçitten çıkıp ilerideki bir tepede toplanabilmelerine rağmen, sağ ve sol kol kuvvetleri tamamen imha edildi Kurtuluş için başka hiçbir ümidi kalmayan imparator, gece Kılıç Arslan’a barış teklifinde bulundu. Aslında bu savaşa girmeyi hiç istememiş ve defalarca da sulh teklif etmiş olan Selçuklu sultanı öneriyi derhal kabul etti. Anlaşmanın maddeleri hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Bir Bizans kaynağı Manuel’in, Kılıç Arslan’ın elçisi aracılığıyla bildirdiği şartları tartışmadan imzaladığını; Dorylaion ve Sublaion istihkâmlarının yıkılması ve 100.000 dinar savaş tazminatı ödenmesi yanında, içeriğini açıklamadığı başka hükümlerin de olduğunu yazmaktadır

Tahnit cesedin bozulmaması için iç organları çıkarıldıktan sonra ilaçlanarak muhafaza edilmesi, yani mumyalama demektir

1211’de vukûbulan Alaşehir savaşı Türkiye Selçukluları’nın Anadolu’daki ezeli rakibi Bizanslı lar ile yapılan son muharebedir. Selçuklu sultanının savaşın sonunda, bir ihmal sonucu şehit düşmesi Laskaris’in galip geldiği izlenimi uyandırıyor. Ancak anlaşma şartlarına bakıldığında Laskaris’in bu durumdan yararlanacak güce sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Fakat 50 yıllık barış anlaşması her iki tarafın da lehine olacaktı. Nitekim Laskaris bundan sonra Latinler’le daha rahat mücadele etme fırsatı bulmuştur. Ayrıca Bizans’ın mirasçısı oldukları iddasındaki Trabzon Rumları’yla arasında güçlü bir tampon devletin bulunmasından hoşnut idi. Keykâvus bundan sonra batıyı hedeşeri arasından çıkarıp Trabzon Rum imparatorluğu, Kilikya Ermenileri ve Suriye’de Eyyûbilerle savaşmayı tercih edecektir.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.