Evren ne zaman görünür hale geldi?

Evren ne zaman görünür hale geldi?
atomun oluşumu, büyük patlama, evren ne zaman görünür hale geldi, evrenimizin başlangıcı, evrenin genişlemesi, evrenin ilk ışığı nasıl oluşmuştur, galaksinin haritası, ilk atomların oluşması, ilk doğduğunda evren ne renkti

Büyük Patlamadan 380.000 yıl sonra evren görünür hale geldi. Ondan önce evren tamamen beyazdı. Tıpkı elektronların cirit attığı beyaz bir çorba gibi. Evrenin yeterince soğuması ve elektronların yavaşlayarak yenilerini oluşturmak üzere atomlara bağlanması gerekiyordu. Bütün hidrojen, helyum ve lityum atomlarının oluşması oldukça zaman aldı. Bilim insanlarının tahminine göre 380.000 yılda elektronlar yeterince yavaşladı ve evren büyük miktarlarda atom üretmeye başladı. Bu olduğunda ise bulutumsu beyazlık kayboldu. Evrenin ilk ışığı oluştu ve bir uçtan bir uca seyretti.

Yaklaşık 14 milyar yıl sonra New Jersey’deki iki bilim insanı tesadüfen bir keşif yaptılar. 1964’te Arno Penzias ve Robert Wilson galaksinin radyo sinyalleri ile haritasını oluşturuyorlardı. Nereye baktılarsa arka fonda garip bir vınlama sesi alıyorlardı.

Önce bilgisayardan şüphelendiler. Belki de güvercin dışkıları antenden gelen bu garip sinyale neden oluyordu. Ancak anteni de temizlemelerine rağmen parazit devam etti.

Penzias bir gün, Princeton Üniversitesi’nde bir konuşma yaptı. Söylentilere göre arka sıralardan birisi seslenmiş; ‘ya güvercin dışkısının etkilerini keşfettiniz ya da evrenin yaratılış anını.’ Keşfettikleri şey gerçekte de yaratılış anıydı. Yaklaşık 14 milyar yıl önce ilk atomların elektronlarını aldıkları zaman beyaz bulutun ortadan kalktığı andı. Ve yeni evren ilk kez görünür hale geldi. Bu kritik olayın daha iyi resimlerini almak için NASA Kozmik Arka Fon Keşif Uydusu’nu (Background Explorer Satellite) diğer adıyla COBE’yi fırlattı.

COBE dış uzaya yerleştirilerek evrenin ısısını ölçmeye başladı. Uzaydaki ısı değişikliklerini ölçerek evrenin ilk zamanlarına ait ilk haritayı oluşturdu. COBE’den harika resimler alındı. Evrenimizin daha henüz 380.000 yaşında olduğu, gençliğine ait resimler. Ama resimlerde bir takım problemler vardı. Görüntü çok bulanıktı. Sonuçların kalitesi çok iyi değildi. Bu nedenle NASA, uzaya daha gelişmiş bir uydu gönderdi. WMAP.

WMAP ‘WİLKİNSON MİCROWAWE ANİSOTROPY’ SONDASI
2001 yılında David Spergel erken evrenin temiz resimlerini arayan grubun bir üyesiydi.

David Spergel;
Cape Canaveral Uzay Üssü’nde olmak heyecan vericiydi. Ailenizle birlikte oturup bir şeyler izlediğiniz anlardan biriydi. Orada oturmuş, füzenin fırlatılışını seyrediyorduk. Bir gün sonra ilk uydu sinyalimizi almak çok heyecan vericiydi ve her şeyin yolunda gittiğini biliyorduk. Şimdiye kadar oluşturulmuş en iyi evrenin ilk zamanlarına ait görüntüler elde ediyorduk. Büyük Patlamadan sadece 380.000 yıl sonrasına. Resimlerdeki kırmızı, sarı bölgeler daha sıcak, yeşil ve maviler daha soğuk. Ve bu ısısal değişiklikler evrenin gelecekteki yapısına dair ipuçlarıydı. Isıda çok küçük değişiklikler gözlemledik. Bu küçük ısı değişiklikleri, aynı zamanda yoğunluk değişikliklerini de yansıtıyordu. Bu bölgede daha fazla madde var. Bu bölgede daha az madde var. Sanki evrenin inşası için yapılmış planlar gibiydiler.


Renkli görüntüler, nerelerde daha fazla veya az madde bulunduğunu gösteriyordu. Maddenin olmadığı yerler birer uzay boşluğu, yüksek yoğunluktaki yerler ise galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin inşası için inşaat alanlarına dönüşecek gibiydi. Renklerdeki küçük farklılıklar, galaksileri işaret ediyordu. Eğer yoğunluklardaki, bu küçük farklılıklar olmasaydı bugün ne siz burada olurdunuz. Ne de ben burada olurdum. İster inanın, ister inanmayın çevrenizde gördüğünüz her şey galaksiler, yıldızlar hatta vücudunuzdaki atomlar Büyük Patlamanın kendisinden bize kalanlar.

Galaksimiz bir dalga şeklindeydi. Büyük Patlamanın yüzeyindeki küçük bir dalgalanma dışarıya doğru bu küçük dalgalanmalar bugün çevremizde gördüğümüz galaksi kümelerinin doğumuna neden oldu. Elde ettiğimiz bir fotoğrafta evren 380.000 yaşında. Ve trilyonlarca trilyonlarca kilometre uzunluğunda hidrojen ve helyum bulutları uzayda dolaşıyor. Bu gaz bulutlarından yıldızların doğması için daha 200 milyon yıl geçmesine ihtiyaç var. Evrende ışıyan ilk yıldızlar muhteşem bir havai fişek gösterisi olmuştur mutlaka.

Evren, ilk yıldızların parlamasıyla karanlık çağdan altın çağına geçti. Haşmetli bir görünüşle. Sanki yılbaşı ışıklarının yakılması gibi. Evren her yönde ışımaya başladı. Ta ki bugünkü harika mozaik görüntüsünü alana dek. Daha da yıldızlar parıldamaya başlıyor.

Büyük Patlamadan bir milyar yıl sonra ilk galaksi şekillendi. Takip eden 8 milyar yılda sayısız miktar daha şekil kazandı. Sonra günümüzden yaklaşık 5 milyar yıl önce bu galaksilerden birinin sessiz bir köşesinde çekim gücü, toz ve gaz bulutlarını çekti. Gittikçe bir araya gelerek bir yıldızın doğumunu başlattı. Güneşimizi.

Büyük Patlamadan 9 milyar yıl sonra bizim mütevazi Güneş Sistemi’miz oluşuyor ve onunla birlikte yeryüzü. Olan her şey Büyük Patlama nedeniyle vardır. Ve de hala devam ediyor. Evrenimiz genişlemeye devam ediyor. Ancak bu sonsuza dek sürmeyecek. Evrenimizin bir başlangıcı vardı. Bir sonu da olacak.

Büyük Patlamadan 14 milyar yıl sonra, galaksiler oluştu. Yıldızlarla, gezegenlerle, aylarla doldu. Ve tüm bu zaman boyunca evren genişlemeye devam etti. Uzayın oldukça geniş olduğunu öğrendik. En az 150 milyar ışık yılı uzunluğunda. Evren sonsuz da olabilir ve ilelebet var da olabilir. Bunun cevabı, öyle olmak zorunda olmadığıdır.

Prensipte evren sonsuz da olabilir ve dışarısı diye bir kavram da olmaz. Veya kendi içine kapalı da olabilir. Öyle ki, belli bir istikamete doğru yeterince uzağa gözlem yapılabilse, sonunda gözlemci başının arkasını görebilir. Büyük Patlamanın yarattığı evrenin, sonsuza dek var olup olmayacağını hiç bir zaman bilemeyebiliriz de. Ancak biliyoruz ki, Büyük Patlama henüz durmadı. Büyük Patlama hala devam ediyor, eğer öyle ifade etmek isterseniz, hala patlıyor. Bir anlamda, evrenin genişlemesi hala devam ediyor.

Son yılların en şaşırtıcı keşiflerinden biri de evrenin genişlemesinin umduğumuzdan farklı olarak yavaşlamadığı. Aksine giderek hızlandığıdır. Evren uzaklaşıp gitme eğilimindedir. Şimdilerde ”Karanlık Enerji” denilen bir şeyin olduğuna inanıyoruz. Hiç bir şeyden oluşan bir enerji yayılıyor, gezegenleri ve evreni öldürüyor. Bu yıkıcı gücü göremiyoruz. Neden var olduğuna dair bir fikrimiz de yok. Ancak Büyük Patlamanın yarattığı her şeyin sonu olabilir.

Eğer karanlık enerji, evrendeki her şeyi birbirinden uzaklaştırıyorsa Samanyolu galaksimiz bundan 100 milyar yıl sonra karanlık boşlukta bir nokta halini alabilir. Çoğu galaktik komşumuz, görüş mesafesinden çıkıp gideceklerdir. Yıldızlar tüketilecek, galaksiler kararacak, hatta atomlar bile parçalanacak. Evrenin doğuşu, Büyük Patlama bir anda yok olacak. Ancak evrenin ölümü, neredeyse sonsuza dek sürecek.

Batı dünyasının meşhur filozoflarından Woody Allen bir keresinde ”Sonsuzluk çok uzun, özellikle de sonlarına doğru.” demişti. Evrenin nasıl sona ereceği de Büyük Patlamanın gizemi kadar karanlık. Kendi içine çökebilir, tıpkı boşalan bir balon gibi. Büyük Patlamanın tam tersine büyük bir içe çökme ile sonlanabilir. Veya genişlemeye, soğuk ve karanlık bir yere dönüşmeye devam edebilir. Bu senaryoyu isteğinize bağlı olarak buz veya ateşle sonlandırabilirsiniz. Veya bir patlamayla veya iniltiyle. Eğer evren çökerse yeni bir Büyük Patlamayı tetikleyebilir. Belki de zaten bu oldu ve bizler uzun süreli bir evrenler zincirinin birinde yaşıyoruz.

Bizler ilk oluşanlar olmayabiliriz. Tekrar tekrar dönüp duran bir döngü de olabilir. Her şey çökene ve yeniden başlayana dek sürüp giden. Tek evren veya bir çokları hepsi tek bir Büyük Patlama ile başladı. Bizi insan yapan her şey, vücudumuzu oluşturan atomlar, taktığımız mücevherler hayatın trajedilerine götüren şeyler, güzellik, heyecan aşk, her şey 14 milyar yıl önce oluşan bir gelişim sonucunda meydana geldi. Ve eğer gerçekten de kendimizi en temel seviyede tanıyabilmek istiyorsak Büyük Patlamayı gerçekten anlayabilmemiz gerekir. 14 milyar yıl önce Büyük Patlama uzay ve zamanı yarattı. Uçsuz bucaksız evreni ve içindeki her şeyi, bizleri de.

Bazıları der ki: Evrenden bana ne! Ancak Büyük Patlama bizlere çevremizde gördüğümüz her şeyi verdi. Bilim insanları galaksilerin, yıldızların dağılımı evrende gördüğümüz elementlerin oluşumlarının temellerini hatta fizik kanunlarının da yaratılış anında oluştuğuna inanıyorlar.

Her şey Büyük Patlama ile başladı. Zamanda 14 milyar yıl önceki küçücük bir an en büyük sorularımızın cevaplarını taşımaktadır. Geçmişimiz, bugünümüz ve de yarınımız. Her yaptığımız keşif bizleri evrenin nasıl işlediğini anlamaya bir adım daha yaklaştırmaktadır.

Önceki Yayın
Sonraki Yayın