Tatile gitmeden kişisel bakım

Tatile gitmeden kişisel bakım
Tatil Yerleri
Tatile gitmeden kişisel bakım
Tatile gidenler genelde denize ve havuza girer, yaşlandıkça insanların vücutları sarkar ve deforme olur. Tatile çıkmadan bir ay kadar önce yaptığınız spor faaliyetleri vücudunuz toparlanmasına imkan sağlar ve biraz daha derli toplu gözükebilirsiniz. Tatile çıkmadan önce kişisel bakım açısından yapılabilecek spor etkinlikleri şunlardır: Göbek ve çevresinde incelme için mekik çekmek, ayakları karın bölgesine çekip bırakmak. 

Bunun yanında vücut yağlarını eritici ve metabolizmayı hızlandırıcı doğal ürünlerde kullanılabilir. Sarımsak çayı bunlardan bir tanesidir. Vücut bakımı açısından kıllar ve tüyler tiksindirici ve insanları sizden uzaklaştırıcı bir rol oynayabilir. Bu yüzden tüy dökücü bir krem kullanabilirsiniz. Tüy dökücü kremi tatile çıkmadan 3-4 gün önce kullanırsanız zamanla ortaya çıkacak olan kıl kökleri de belirgin olmaz. Bedeniniz çok beyazsa ve güneşten hemen etkileniyorsa yapacağınız şey 2-3 kez solaryuma girip vücudunuzu güneş yanmalarına karşı alıştırmaktır. 

Manikür ve pedikür gibi temel bakım kriterlerini es geçmeyin, tatilde güneşten ve tuzlu sudan yıpranacak olan el, ayak ve tırnaklarınızı vitamin yönünden zenginleştirmeniz gereklidir. Bunun için vitamin haplarından ya da organik meyvelerden tüketmeye başlamalısınız. Tatil esnasında ise havuza atılan klor ve deniz suyunun tuzlu oluşu saçlarınızı deforme edebilir, bu yüzden yüzmeden sonra kendi saçınıza uygun bir bakım ve onarım şampuanı ve kremi uygulamanızda fayda vardır. Bu tür ürünleri onlinedeva doğal ürünler satış sitesinden satın alabilirsiniz.

Mcluhan yaşasaydı dörtlüsünü kullanarak, insan eliyle oluşmuş yeni yapı formunun ya da teknolojinin(modern tıp), yeni bir klişe olarak ev sahibi kültürü(geleneksel tıp) işgal ettiğini, süreç içinde eski klişenin ya da kültürel eskinin yerini aldığını ve büyü, gizli güçler, bitkisel tedavi vb. ıskartaya çıkardığını; daha sonra daha eski klişelerin hem yeni zemini ve yeni kavrayışı enforme eden doğasından kaynaklanan ilkeler hem de yeni zeminle ilişki içinde arketipsel nostalji figürleri olarak (alternatif tıp) geri kazanıldığını ve bunların üstesinden de dönüştürülmüş anlamla gelindiğini iddia ederdi. Modern tıbbın tedavi ve bakım teknikleri ile geleneksel tıp arasında benzerlikler görülebilmektedir. Örneğin ağrılar için kullanılan aspirin, aslında geleneksel tıbbının uzun yıllar kullandığı kinin, kokain gibi bitkilerin geliştirilmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. 

Aynı şekilde halk arasında bazı hastalıklarda kullanılan çeşitli bitkilerin, yapılan araştırmalar sonucunda bu hastalıklara karşı gerçekten etkili oldukları belirlenmiştir. Halk tıbbında görülen bazı tedavi uygulamalarının ise, yine modern tıptaki doktor tedavileri ile benzerlik gösterdikleri saptanmıştır. Genel olarak günümüzde modern tıp ile halk tıbbının karşılıklı bir etkileşim içinde oldukları söylenebilir. Hastalıkları ortaya çıkaran nedenler üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran modern tıp, hastalıkların tedavisi bakımından halk tıbbından yararlanarak, tedavide daha kesin sonuçlar almaya yönelik ilerlemeler kaydetmiştir. 


Geleneksel tıp da bu gelişmelerden yararlanma imkanı bulmuştur. Bu çerçevede bazı hastalıklarda eczane ilaçları, halk ilaçlarının yerini almaya başlamıştır. Buna karşılık nazar değmesi, cin çarpması sonucu oluştuğuna inanılan hastalıklarda halk modern tıbba güvenmemektedir. Astım ve kalp gibi bazı hastalıklarda ise halk hem modern, hem de halk tıbbından yararlanmaktadır. Kanser ve ameliyatı gerektiren bazı hastalıklar halk hekimlerinin hemen hemen hiç ele almadıkları hastalıklar olup, bunlar tamamen modern tıbba bırakılmışlardır. Geleneksel bir yapıya sahip olan yörelerde halkın hastalıklara bakışı da, kültürünün etkisi altında biçimlenmektedir. Yapılan araştırmalar, eğitim durumunun yanında, ekonomik şartların da hastalıklara karşı olan tutumu etkilediğini göstermektedir.

Önceki Yayın
Sonraki Yayın