Nurettin Topçu Türkiyenin Maarif Davası Kitap İncelemesi

Nurettin Topçu Türkiyenin Maarif Davası Kitap İncelemesi
Açıklama Türkiyenin Maarif Davası Kitap İncelemesi.. İnternetten Derledim... 
Nurettin Topçu Türkiyenin Maarif Davası Kitap İncelemesi dosyası, Seminer Çalışmaları bölümünde bulunmaktadır. Nurettin Topçu Türkiyenin Maarif Davası Kitap İncelemesi, Nurettin Topçu Türkiyenin Maarif Davası Kitap İncelemesi indir.

Nurettin Topçu

Nurettin Topçu'nun dönüp dönüp okunması gereken bu eseri, ülkemizin köklü problemlerinden olan eğitim sistemine eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır. Eserinde sadece eğitim sisteminin sorunlarını dile getirmeyen Topçu, soruna çözüm olabilecek ipuçlarını da okuyucuya önermektedir. 

Topçu, neslimizi uçuruma götüren yollardan bahseder. Aynen Nuri Pakdil gibi düşünür siyaset hakkında. Nuri Pakdil, "Karasiyasa" kavramı ile ne anlatmak istemişse, Topçu, siyaset yolunu tutmayı nesli uçuruma götüren yollardan biri olarak gösterecektir eserinde.

Yine yaratıcılığın yerini taklidin alması, iman ve ümidin yok olmaya yüz tutması, kendi iradesini yok sayan insanın kurtarıcı bir şef ihtiyacı hissetmesi uçuruma çıkan yollardan bazılarıdır.

Topçu, insanımızın determinizme sürüklendiğine işaret ederek, her şeyin belirlenmiş olduğuna ve belirlenmiş olan şeylerin değişmesinin mümkün olamayacağına inanmasına da şiddetle karşı çıkar. Cebri limana sığınmak tükenmişliğin bahanesidir ona göre. Ve bu bahane de nesli uçuruma götüren yollardan bir tanesidir.

Maarif, ecdadın ruhunu yaşatan, tarih şuurunu besleyen ve canlı tutan iç dinamiklerdendir. Aynı şekilde o ruhu yıkmanın, çürütmenin yolu da maariften geçer.

Topçu, "Mektep Mabed'dir"der. Oraya giren herkes (öğretmen ve öğrenci) ibadet aşkıyla görevini yerine getirmelidir. İmam-Hatip Okulları'nda bir dönem derslere giren Topçu'nun ücret talep etmemesi İmam-Hatip Okulları'nı mabed olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. 

Topçu'nun dünyasında mektebin mabed oluşu, İslam'ın ilme, tefekküre, akletmeye, araştırmaya verdiği önemden kaynaklanmaktadır. Aslında Topçu ibadet kavramının geniş bir kavram olduğunun farkındadır. Ona göre maarif ibadettir, kulluktur. Kulluk ciddi bir iştir. Bu sebepledir ki mektepde ders yaparken, mabedde Allah'ın huzurunda nasıl duruluyorsa o ciddiyetle durulmalıdır. 

Eserlerinde camilerde görev yapan din adamlarına da sert eleştiriler de bulunan Topçu, Kur'an'ın hayat kitabı olduğunun ve mutlaka hayata aktarılması gerektiğini savunur. Şöyle der: "Zavallı cemaat, durmadan büyük Kitab'ın elfazını hafızasına muazzam bir şuursuzlukla nakletmek hastalığına tutulmuş, bir cennetin perdesi altında Kur'an'ın ruh ve manası asırlardır örtülü duruyor". Topçu ne hafızlığa, ne de lafzen Kur'an okumaya karşıdır bu sözleriyle. Kur'an'ın amacının bir dua ve ölüler kitabı olmaktan öteye gidemeyişinden, toplumun zihninde hayata dair bir şeyler söyleyebilen bir Kur'an olmayışından dolayı üzüntülüdür. Haklıdır Topçu, bir hatibin ifadesiyle "İnsanlar, ölülere faiz yemeyin, namaz kılın, zekat verin, zina yapmayın diyen Allah'ın ayetlerini okuyorlar, halbuki ölüler ne namaz kılar, ne de faiz yiyebilirler artık".

"Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe yükseltti" diyen İskender'in muallimi anladığını söyleyen Topçu, muallimin ruh yapısını meydana getiren karakterleri sıralar.

Muallim sanatkardır. Muallimin ortaya koyduğu sanat eseri yetiştirdiği talebelerdir. Topçu, muallimin sanatkar olmasından hareketle zımnen sanatkar olmayan muallimler olabileceğine de bu sözüyle işaret eder.

Muallim zorluklara göğüs geren bir idealisttir. Önüne çıkan engellere aldırış etmeden idealleri uğrunda atını koşturan muallim, eğitim hayatı boyunca yılmaz ve yıkılmaz bir performans sergiler.

Muallimlik sevgi işidir. Aslında her iş sevgi ile varlık kazanır. Camideki imamdan, hastanedeki doktora kadar farklı kollarda iş ve hizmet üreten insanlar işine sevgi ile bağlanmazsa ne olur? Durum tam da bugünkü gibi olur. İşini aşkla değil mesai saatlerine bağlı bir anlayışla yapan bir topluluk oluşur. İşini aşkla yapmayan bir muallim eğitimci değil öğütümcüdür. Aynen "Pink Floyd"un "Another brick in the wall" eserinin klibindeki öğütüm sisteminin mimarı bu muallimlerdir.

Muallim doktordur. İmha olmuş zihin ve ruhları ihya etmek için var gücüyle çalışır. Zihinlerdeki hastalıkları sıkı bir eğitim süreci ile tedavi eder.

Muallim, sahip olduğu bu mesuliyetle içimizde en fazla hür olan insandır.

Gençliğin yetişmesinin önündeki problemler üç tanedir Topçu'ya göre. Bunlar, spor, siyaset ve kazanç'tır. Bunlar gençliği daha beşikten başlayarak kendilerine meftun yetiştirmektedirler. Yine Topçu, talebeliğin artık bir ilim yolculuğu değil bir diploma avcılığı olduğunu söyler.

Nurettin Topçu, bir mesele hakkında geçmişte insanların ortaya koydukları fikirlerin kanun hükmünde fikirler olarak değerlendirilmesine de şiddetle karşı çıkar. "Zira falan ve filan adamlar böyle demişlerdir" şeklindeki düşüncenin "Skolastik Düşünce" olduğunu söyledikten sonra İlmi, "Üzerlerinde henüz tenkit ve münakaşa yapılan fikirler üzerindeki çalışmalar" olarak tarif eder.

Topçu şöyle devam eder:

"Zaman bütün fikirleri ve görüşleri durmadan işleyen pek sabırlı bir ameledir. İnsanlığın herhangi bir devirde olmuş bitmiş ve tamamlanmış olduğu halde ortaya koyduğu, mermer abideler gibi dünyaya diktiği, üzerinde işlenmeyen, değişmeyen her zaman tamamlanmaya muhtaç olmayan tek düşünce, tek bir fikir yoktur."

"Aristo, İbn-i Sina ve Gazali'nin fikirleri ilim merdiveninin ilk basamaklarıdır. İlmi hakikat daima en yukarı basamakta bulunur. Alttaki basamaklar onu oraya yükselten vasıtalardır. Yukarı basamaklara ulaşıldığı zaman artık onlar işlerini görmüş bitirmişlerdir."

Topçu, insanımızın geleneği putlaştırmasına karşı çıkmakla birlikte Batı Medeniyeti'nin ürettiği fikirlere mal bulmuş mağribi gibi sorgulamadan yapışmasına da karşı çıkmaktadır:

"Önceden eskilerin "Falan tefsirci eserinden böyle dedi" sözü yerine yenilerin "Bir İngiliz alimi şöyle demiş, bir Amerikalı'da bunu kabul ediyormuş" tarzında ifadeleri, hakikatlerin sohbeti olarak ele alınmaya değerli görüldü". 

Nurettin Topçu, kavramlara dikkat çeker. Batıdan alınan kavramları kabul etmez. Lise, Yunanca, Üniversite ve Fakülte kavramları Latince'dir. İlk olarak bu isimlendirmeler değiştirilerek işe başlanmalıdır. Topçu bu görüşünde de son derece haklıdır. Kavramlar bir toplumun hafızasını ortaya koyarlar. Sözgelimi miladi ile hicri takvim tartışmalarının altında yatan en büyük proje Müslümanların hafızasına bir sed çekmektir. Aynı şekilde çocuklarımıza koyduğumuz isimlerin gelenekten kopuk olmasından tutun, günlük hayatta kullandığımız kavramların medya aracılığı ile değiştirilmesi bu projenin diğer ayaklarını oluşturur.

Kesintisiz eğitime de karşıdır Nurettin Topçu. Ona göre insan yeteneğine uygun bir alana yönlendirilmelidir. Burada da son derece isabetlidir Topçu. Sanayide çıraklık yaparak kademe kademe ustalığa ilerleyecek hünere sahip fakat okuldaki derslere kafası basmayan bir çocuğu on sekiz yaşına kadar okula gitmeye mecbur etmek hem bir dayatma hem de enerji israfıdır. Burada Lütfi Bergen'i anmamak elde değil. "On yıldır atanmayı bekleyen öğretmen on beş yıl da okumuştur. Halı dokumayı öğretseydik bir şehirde kendi iki katlı evini inşa edecekti." der O. 

Liselerden kalitesiz öğrenci geliyor diyen Üniversite hocalarına da bir çift sözü vardır Topçu'nun: "Bu talebeleri yetiştiren hocaları mezun edenler sizler değil misiniz?"

Topçu, "Mektebi meydana getiren dört unsur vardır. Ders, talebe, muallim ve öğretim yeri" der. Ve öğretim yeri yani mektebin yapı tarzının da mektep ruhuna uygun olmasını ister. Ve şöyle bir serzenişte bulunur: "Vergi dairesinin, banka, kasap dükkanının birer yapı tarzı olsun da ruhları işleyen mektebin yapı tarzı olmasın!".

Merhum Fikir İnsanı'nın yıllar önce yaptığı bu değerli tespitler, kırk yıl sonra geldiğimiz noktada eğitim sisteminin bir sorunlar yumağı haline geldiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Bu gerçeği ortadan kaldıracak olan Nurettin Topçu'ya kulak vermek bir kere de onun söylediklerini denemektir. 

Önceki Yayın
Sonraki Yayın