Temel Hakların Güvence Altına Alınması - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 06, 2018

Temel Hakların Güvence Altına Alınması

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Temel Hakların Güvence Altına Alınması

Temel hak ve özgürlüklerimiz ne tarafından ve nasıl güvence altına alınmıştır? Çocuk hakları ve nelerdir, nasıl korunurlar, hakkında bilgi.


Temel Hakların Güvence Altına Alınması
İnsan olmak, başlı başına bir değerdir, insan kendinde değerlidir. İnsan haklarının temel işlevi bu değerin korunmasıdır. Bu değerin korunmasının nedeni insan haklarının “insan onuru”na dayanmasıdır.

Temel Hakların Güvence Altına Alınması
Temel Hakların Güvence Altına Alınması

insan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1. maddesinde, “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.” denmektedir. Bu maddede ifade edilen haklar doğuştan kazanılmaktadır. Evrensel anlamda kendisine tanınan tüm hakları elde etme konusunda eşit değere sahiptirler. Bu bakımdan hiç kimse ırkı, dini, dili, cinsiyeti gibi nedenlerden dolayı kendisine tanınan haklardan mahrum bırakılamaz.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, insan haklarının eşit, devredilemez ve vazgeçilemez’ haklar olduğunu vurgulamaktadır. Bildirgenin 2. maddesinde özellikle her insanın eşit olduğu ve ayrımcılığın kabul edilemeyeceği açıkça ifade edilmektedir.

Günlük yaşamda her insan, haklarını ve özgürlüklerini gerekli olan yerlerde kullanmaktadır. Her insanın, çocuk ya da yetişkin olmasına bakılmaksızın sahip oldukları hakları ve özgürlükleri vardır. Uluslararası anlaşmalarla bu hakların neler oldukları belirlenmiştir. Örneğin Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde on sekiz yaşına kadar her insanın çocuk sayılacağı belirtilmiştir. Bu belge, 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş ve 20 Kasım 1989’da son şekline getirilerek 193 ülke tarafından onaylanmıştır. Çocuk haklarının da insan hakları kavramının içinde ele alınması gerektiği belirtilmiştir.

Çocuk haklarının gündeme gelmesinde dünya üzerinde yaşanan çocuk hakları ihlâlleri temel neden olmuştur. Pek-çok ülkede çocuklar uygun bir asgari yaştan önce sağlıklarını ve eğitimlerini tehlikeye sokacak; fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini engelleyecek bir işte çalışmaya zorlanmaktadırlar. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre dünya üzerinde 200 milyonun üstünde çocuk işçi bulunmaktadır. Bu durum, çocukların eğitimlerini, sağlıklarını olumsuz etkilemenin yanında, çocuk istismarına da zemin hazırlamaktadır.

Savaşlarda sayısız çocuk ölmüş, bir çoğu da sakat veya öksüz kalmıştır. Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür. Çocukken işledikleri suçlar nedeniyle Çin, İran ve ABD’de altı kişi idam edilmiştir. Pakistan, Filipinler ve Sudan’da da çocuk suçlular infazı beklemektedir. İran’da halen çocuk idamları sürmektedir. Her yıl açlık, salgın hastalıklar ve susuzluk nedeniyle dünyanın değişik yerlerinde 10 milyona yakın çocuk ölmektedir. Tüm bu örnekler yaşama hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir.

Çocuklar dünyanın birçok yerinde asker olarak kullanılmaktadır. 2006 yılı ve sonrasında 250 bin civarında çocuk silahlı çatışmalara sokulmuş yada bu amaçla silahlı gruplara dahil edilmiştir. Çocukların asker olarak kullanılması Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu olarak kabul edilmektedir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, her çocuğun, temel yaşam hakkı ve eğitim hakkının yanında, nüfus kütüğüne kaydolma, isim, vatandaşlık ve mümkün olduğu ölçüde anne – babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkı vardır. Buna paralel olarak, sözleşmeye imza atan devletlerin, çocuğun kimliği, tabiiyeti, isim ve aile bağları dahil olmak üzere her türlü koruma hakkına saygı gösterme ve bu konularda yasa dışı müdahalelerde bulunmama yükümlülüğü bulunmaktadır.
Ülkemiz nüfusu adrese dayalı olarak yapılan 2010 nüfus sayımına göre 73 milyon civarındadır. Bu nüfusun 25 milyonunu çocuklar oluşturmaktadır. Bu oran ülkemizde çocuk haklarının ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Ülkemizde Çocuk Hakları Sözleşmesi 4 Mayıs 1995’te uygulamaya geçmiştir. Anayasa’mıza göre, 4058 sayılı Yasa ile iç hukuk normu (kuralı) haline getirilmiştir. 25.01.1996 tarihinde “Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi” imzaya açılmıştır. Bu sözleşme 1 Temmuz 2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşme 18 Ocak 2001 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş ve 1 Şubat 2001 günü Resmi Gazete’de yayınlanarak 4620 sayılı yasa ile yürürlüğe girmiştir.

2005 yılında yürürlüğe giren ve bugün geçerli olan temel kanunumuz ise 5295 sayılı “Çocuk Koruma Kanunu”dur. Bu kanun ile bir çocuk hukuku kurulmaya çalışılmıştır. Korunmaya muhtaç çocuklar ile suça sürüklenen çocukların hakları da tek bir kanun ile düzenlenmiştir.

Sahip olunan hak ve özgürlükler, kişilere başkalarını dikkate almaktan kaynaklanan sorumluluklar yüklemektedir. İnsanların toplu halde yaşamaları bu durumu gerektirmektedir. Hak ve özgürlükler kullanılırken üye olunan toplumda, başta aile olmak üzere tüm insanlara karşı bir takım ödev ve sorumlulukların olduğu bilinerek hareket edilmelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder