Esnaf Teşkilatı (Lonca Teşkilatı) Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Haziran 03, 2018

Esnaf Teşkilatı (Lonca Teşkilatı) Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Esnaf Teşkilatı (Lonca Teşkilatı) Hakkında Bilgi 

Bir teşkilata dayanan çeşitli meslek grupları olan esnaf teşkilatı (Lonca Teşkilatı) özellikleri ve tarihi ile ilgili bilgilerin yer aldığı sayfamız. ESNAF, küçük el sanatları ile, satıcılıkla geçinenlere verilen addır.


Eskiden esnaf topluluğunun bir töresi, bu işlerde gözetilecek yolları vardı. Her sanat kolunun bir «pir» i bulunurdu. Sanata çırak olarak girilir, belirli bir hizmet süresinden sonra «kalfa», ondan sonra da «usta» olunurdu.

Esnaf Teşkilatı (Lonca Teşkilatı) Hakkında Bilgi
Esnaf Teşkilatı (Lonca Teşkilatı) Hakkında Bilgi 

Bir sanata girenler o sanatın usul ve göreneğine göre yürümek zorundaydılar. Bu yolda yürümeyi kabul ederek bir sanat öğrenmeye razı olanlara «tarjk ehli» denirdi. Ustalar işi hazırlarlar, kalfalar, çıraklar meydana getirirlerdi. Çıraklar işi öğreninceye kadar ya hiç para almaz, ya da yalnız masraflarını karşılıyacak bir para alırlardı. Kalfalar haftalıkla çalışır, işlerinin çokluğuna, işteki eskiliğine göre ücretleri artardı. Belirli bîr müddet dolunca, özel törenler yapılarak kalfalıktan ustalığa çıkar, ayrı bir iş yeri açmaya hak kazanırlardı.

Lonca Teşkilâtı

Her iş kolunun kurulmuş bir birliği vardı, buna «lonca» denirdi. Bugünkü anlamiy-le «üretim (istihsal) kooperatifleri» ne ben-ziyen «lonca» lar Anadolu Türkleri arasında XIII. yüzyıldan beri görülmüştür. Bir bakıma bugünkü sendikaların fişini de gören bu teşkilât, o tarihlerde dinî-iktisadî bir nitelik taşırdı.

Loncaların en büyük görevi malın cinsini daima yüksek tutmak, Standard üretimi sağlamaktı. Ayrıca, usta işçinin yetişmesi, iş ve ticaret ahlâkının korunması, işçinin elinden tutulması, belirli zamanda bağımsız sermaye sahibi olması, elde edilen malın müşterinin eline en kısa yoldan geçmesi, ihtikârın Önlenmesi, malın değerlendirilmesi, değerini muhafaza etmesi loncaların gördüğü işlerdendi. Loncalar, esnafı ve sanat sahiplerini sıkı bir disiplin içinde tutar, bilhassa gediklerin verilmesinde haksızlık yapılmamasına dikkat ederlerdi.

Loncalar bir «ihtiyar heyeti» tarafından idare edilirdi. Her esnaf kolunun ayrı bir yönetim kurulu vardı. Esnaf arasından yaşlı, altı usta seçilir, bunlardan biri mesleğin en kıdemlisi, en yaşlısı olurdu. Okur-yazar olması şarttı» Buna «Esnaf Şeyhi» denirdi. «Altılar» diye de anılan yönetim kurulundaki diğer beş ustanın unv^n ve ödevleri şöyleydi:

Kâhya (Kethüda). — Yönetim kurulunun başkanı durumundadır. İşinde çok usta olması, inanıiabilir bîr kimse olarak tanınması gerektiği halde okur yazar ve kültürlü olup olmamasına önem verilmezdi. Kâhya toplantıları idare ederdi. O olmadan ötekiler oturup karar veremezdi. Son söz onundu; fakat, o, çoğunluğun kararına uyardı. Kâhya, esnaf tarafından seçilir, seçilişi hükümetçe tasdik edilirdi.

Esnaf Yiğitbaşısı. — Reisten sonra gelen söz sahibi ustaydı. Esnafın sanata, ustalığa ait işlerini gözetirdi. Bir kalfanın veya ustanın kendi başına iş sahibi olabilmesi ancak Yiğitbaşının icazet (izin) vermesiyle olurdu. Yapılan şikâyetleri dinler, delilleri toplar, üzerinde durulacak bir şey olduğuna kanaat getirirse durumu kâhyaya bildirirdi. O da aynı fikirde olursa, mesele «ihtiyar heyeti» toplantısına getirilirdi .

İşçibaşı. — Yönetim kurulunu toplantıya çağırmak, görüşülecek işlerin gündemini hazırlamak ödevi «işçibaşı» ya aitti. Yiğitbaşının yardımcısı sayılan işçibaşı, çalıştığı işte teknik bilgisine güvenilir bir kimseydi.

Ehlihibre (Bilirkişi). — Yönetim kurulunda daha çok hakemlik yapan bu kimseler, kurulda iki, üç kişi olarak bulunurlardı. Yönetim kurulunda bilirkişi olarak ödev alan bu kimseler o meslekten gayet iyi anlıyan, memlekette herkesin saygı ve sevgisini kazanmış kişilerdi.

Gedik Usulü

Esnaf, loncalardan başka bir de «gedik usulü»ne bağlıydı. Sayıları değişmez bir esnaf topluluğunda bulunan kimselerin elde tuttukları iş alanına «gedik» denirdi. Açılan, boşalan yere bir başkası alınırdı. Bu, bir çeşit imtiyaz ve tekel usulüydü. Her esnaf kolu için belirli sayıda iş yeri ve dükkân tesbit edilmişti. Bunların sattıklarını başkası satamaz, yaptıklarını başkası yapamazdı. Bir esnaf, gediğe girerken, kendisinden belirli bir para alınır, karşılığında ferman (ruhsat) verilirdi.

Gedik iki çeşitti: «Müstakar» ve «havaî». Belirli bir iş yerine bağlı, sanatın orada yapılması gerekli olan gediklere «müstakar gedik» denirdi. Alâmetleri tezgâh ve aletti.

«Havaî gedik» ise şahsa aitti. Sahibi, sanatını istediği yerde yapabilirdi.

Gedik usulünün XVI. yüzyıldan beri kullanıldığı bilinmekteyse de ilk kuruluş tarihi belli değildir. O tarihlerde «gedik» tabiri kullanılmazdı, bu gibi imtiyaz sahiplerine «usta» denirdi. «Gedik» tâbiri 1727’den sonra kullanıldı. Önceleri gedikler yalnız ihtiyaç maddesi ticaretiyle uğraşan esnafa verildi. Daha sonra her çeşit esnaf için gedikler meydana getirildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder