Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 06, 2018

Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli 

Son Osmanlı Mebuslar meclisinin toplanması almış oldukları Misak-ı Milli kararları ile İstanbul’un işgali ile ilgili bilgiler.


Erzurum ve Sivas Kongreleri Sırasında İstanbul Hükümeti:

Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli 

Mustafa Kemal, Sivas Kongresinin hazırlıklarını yaptığı sırada Sadrazam Damat Ferit Paşa, Mustafa Kemal’i yakalatmak ve Sivas Kongresini dağıtmak için planlar kurmuştu. Bu iş için Ali Galip adlı bir haini Elazığ (Harput) valiliğine göndermişti.

Ali Galip ve arkadaşları, Malatya’da toplandılar. Buradan Sivas’a saldırarak, kongreyi dağıtmak ve üyelerini idam etmek üzere hazırlığa başladılar. Fakat Mustafa Kemal’in, asker yollaması üzerine Halep’e kaçtılar. Bu olaydan sonra Mustafa Kemal, vali ve komutanlara, İstanbul ile hiç haberleşmemelerini, yapılacak işlerin Temsil Heyetine sorulmasını ve oradan alınacak buyruklara göre hareket olunmasını bildirdi. Bütün millet, derhal Mustafa Kemal’in buyruklarına göre hareket etti. İstanbul ile haberleşme kesildi. Bunun üzerine Damat Ferit Paşa hükümeti çekildi, yerine Ali Rıza Paşa hükümeti geçti, İstanbul ile haberleşme yeniden başladı.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli
Son Osmanlı Mebuslar Meclisinin Toplantısı (12 Ocak 1920):

Ali Rıza Hükümeti, Anadolu’da canlanmaya başlayan milli hareket ve savunma karşısında, Temsil Heyetinin ve onun başında bulunan Mustafa Kemal’in varlığını ve gücünü tanımak zorunda kaldı. Salih Paşa’yı Amasya’ya gönderdi.

Amasya’da Mustafa Kemal ile görüşen Salih Paşa, Sivas Kongresinin kararlarını kabul etti. Bunları, Ali Rıza Paşa Hükümetine de kabul ettireceğini vaat etti.

Bu arada Ali Rıza Paşa Hükümeti, Mebuslar Meclisinin toplanması işiyle uğraşıyordu. Mustafa Kemal, meclisin İstanbul’da toplanmasının doğru olmayacağını, çünkü düşmanların elinde bulunan İstanbul’da Mebuslar Meclisinin tam ve tarafsız olarak karar veremeyeceğini bildirdi ise de İstanbul hükümeti, bu doğru ve haklı sözleri kabul etmedi. Meclis gene İstanbul’da toplandı (12 ocak 1920).

Misak-ı Millî:

Son Osmanlı Mebuslar Meclisinin en büyük işi, Erzurum ve Sivas kongrelerinde milletçe verilen kararların ilkelerine uygun olarak yeni bir karar almasıdır. İşte son Osmanlı Meclisinin düşmanlarımızla nasıl ve ne gibi koşullar içinde barış yapılacağını bildiren bu kararına Misak-ı Milli (Millî Ant) denilmektedir.

Tüm memlekete ve dünyaya ilan olunan Misak-ı Milli, altı madde üzerinde sıralanmıştır. Bu maddelerin özetleri şunlardır:

1) Mondros ateşkes anlaşması sırasında düşman orduları tarafından işgal edilen ve ahalisinin çoğunluğu Arap olan yerlerdeki halk, kendi durumlarını kendileri kararlaştıracaklardı. Fakat ateşkes sınırı olarak kabul olunan çizginin içinde kalan Türk vatanı hiç bir suretle bölünemez bir bütün olarak kalacaktı.

2) Ahalisi ile serbest kaldığı zaman anavatana bağlanmış olan üç sancakta (Kars, Ardahan ve Artvin) gerektiği zaman gene halkın oylarına baş vurulacaktı.

3) Batı Trakya’nın hukuki durumu ahalisinin oylan ile saptanacaktı.

4) İstanbul ve Marmara’da Türk egemenliği tanınacak, Boğazlardan yapılacak yolculuk Üçlü Uzlaşma devletleriyle anlaşılarak yapılacaktı.

5) Türkiye’deki azınlıklarla, komşu devletlerdeki Türk ve Müslüman ahaliye verilen haklar aynı olacaktı.

6) Osmanlı devletinin ekonomik gelişmesine engel olunmayacak, siyasal, ekonomik ve mali bakımlardan birtakım bağlar( (kapitülasyonlar) bulunmayacaktı.

İstanbul’un İşgali (16 Mart 1920):

Son Osmanlı Mebuslar Meclisinin tüm dünyaya yayınladığı, Misak-ı Milli (28 Ocak 1920) üzerine İstanbul’daki Üçlü Uzlaşma devletleri telâşa düştüler. Esasen her şeyden korkan İstanbul hükümetini büsbütün korkutmaya başladılar. Erkânı Harbiye-i Umumiye Reisinin (Genelkurmay Başkanı) ve Harbiye Nazırının (Millî Savunma Bakanı) hükümetten çekilmesini istediler. İstekleri derhal kabul olundu. İngilizler bir taraftan da İzmir’e yeniden Yunan askerleri çıkardılar ve o cephede bulunan Türk kuvvetlerinin geri çekilmesini istediler. Yunanlıları Anadolu içlerine saldırttılar.

Bir süre sonra İngiliz ve Fransızlar, İstanbul’a yeniden birçok savaş gemileri daha getirdiler. 18 Mart 1920’de bu gemilerden çıkardıkları askerlerle İstanbul’u resmen işgale başladılar. Hükümet dairelerine, postanelere ve gerekli gördükleri öteki yerlere girdiler. Bu arada 16 mart sabahı ansızın Şehzadebaşı karakolunu basarak, her şeyden habersiz bir halde uyumakta olan Türk erlerini şehit ettiler.

İstanbul’un işgali sırasında bir İngiliz kıtası da Mebuslar Meclisini bastı. Bazı mebusları yakalayarak götürdüler. Geri kalan mebuslar da İstanbul’da yapılacak bir iş kalmadığını anlayarak Ankara’ya, Mustafa Kemal’in yanına gittiler. Bu suretle İstanbul anavatandan ayrılmış, düşmanlarımızın işgalleri altına; girmişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder