Parçanın Ana Düşüncesi Nasıl Bulunur? - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 01, 2018

Parçanın Ana Düşüncesi Nasıl Bulunur?

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Parçanın Ana Düşüncesi Nasıl Bulunur? 

Parçanın ana düşüncesi nedir? Parçanın ana düşüncesi nasıl bulunur, örneklerle açıklaması, konu anlatımı.


PARÇANIN ANA DÜŞÜNCESİ
Ana düşünce bir yazının yazılmasına neden olan ve yazının temelini oluşturan düşüncedir. Ana düşünceyi bulmak için önce o yazının konusu tespit edilmelidir. Tespit edilen konunun yazar tarafından yorumlanmasına, yazarın o konuyla ilgili yazıdaki düşüncesine “ana düşünce” denir.

Ana düşünce şu cümlede bulunur demek doğru değildir. Yazının başında, sonunda veya herhangi bir yerinde bulunabilir.

Ana düşünceyi veren cümleler kesin bir yargı bildirir, açık ve anlaşılır bir anlam taşır. Ana düşünce, parçada sözü edilenleri en kapsamlı bir biçimde bildirir. Parçada olmayan konular ana düşünce içinde yer alamayacağı gibi parçanın bir kısmını bildiren cümleler de ana düşünceyi vermez.

Bir yazıdaki “bence, bana öyle geliyor ki, bundan da anlaşılıyor ki, böylece, o halde, bana göre, ama, fakat, oysa, önemli olan, sonuç olarak, kısaca, kanımca, özetlemek gerekirse…” gibi sözler okuru ana düşünceye götürür.

Ana düşünce soruları çok değişik soru kalıpları ile karşımıza çıkabilir. Şimdi değişik örneklerdeki ana düşünceleri bulmaya çalışalım.

Örnek:
“Vaktiyle bir balıkçı günlerce denizde kalır. Döndüğünde mahalle halkına başından geçenleri öyle güzel anlatır ki herkes onun perikızları, denizkızlarıyla gerçekten içli dışlı olduğuna inanır; anlattıklarını büyük bir heyecanla dinler. Ancak bir gün balıkçı denizin ortasında bir ada, adanın kıyısında gerçek perikızlarıyla, denizkızlarını görmez mi? O gün mahalleye asık bir suratla döner. “Hadi anlatsana, neler gördün?” diyenlere, yorgun ve isteksiz “Hiç.” der. “Bugün bir şey görmedim.”

Bu parçada yazar bir olayı anlatarak o olaydan bizim bir sonuç çıkarmamızı istiyor. Bazı sorularda ana düşünce bu yazıda olduğu gibi yazının bütününde verilebilir; bizden bir sonuç çıkarmamız istenebilir. Bu yazının ana düşüncesi olarak “Bir olayın gerçeğini anlatmak, onun hayalini anlatmak kadar tat vermez.” cümlesini söyleyebiliriz.

Örnek:
Bir zamanlar bir bahçıvanın yanında çalışıyordum. Bahçıvan, bir defne ağacını budamamı istedi. Ağacın küre biçiminde olması gerekiyordu. Ben hemen fazla uzamış filizleri kesmeye başladım. Ama bir defa bir yanını, bir defa öbür yanını fazla kesiyordum. Sonunda ortaya bir küre çıktı ama çok küçüktü. Bahçıvan düş kırıklığıyla ‘Çok güzel! Bu bir küre, ama defne ağacı nerede?’ dedi. Bu durum şiirde de böyledir.”

Bu parçada yazar bir olayı anlatmış, bu olaydan çıkarılacak sonucun şiirde de geçerli olduğunu son cümlede söylemiştir. Yani yazar bu olayda anlatmak istediği düşünceyi şiir için anlatmıştır. Yazarın bu parçada anlatmak istediği “Bir şiirde biçimle uğraşırken şiirin içeriğini de korumalıyız.” fikridir.

Örnek:
“Çeviri yapılırken bir cümledeki sözcüklerin değil bütün cümlenin Türkçedeki karşılığını aramak gerekir. Yazarın kullandığı sözcüklere bağlanmak, onların hepsine illa bir karşılık bulacağım demek boştur. Yazarın meramını kavrayıp dilimizde onu anlatmaya çalışmak gerekir. Çeviri, sadece sözcüklerin karşılığını koymak değildir, dilde bir yaratma işidir.”

Bu parçada yazar söylemek istediklerini önce söylemiş, son cümlede de bir sonuca bağlamıştır. Dolayısıyla bu son cümle yazının ana düşüncesidir.

Bir parçada yazar konuyla ilgili örnekler veriyorsa, ana düşüncenin bu örneklerden önce olma olasılığı vardır. Yazıdaki örnekler, yazının ana düşüncesi değil ama düşüncenin daha iyi anlaşılması için söylenmiş yardımcı düşünceleridir. Bunun için örneklerden önceki cümlelere dikkat edilmelidir.

Örnek:
“Sanat insanları birbirine yaklaştıran bir etkinliktir. Yunus’u sevmek için Türk, Hugo’yu sevmek için de Fransız olmak gerekmez. Onların konuştukları dil, aşktır, umuttur, güzelliktir. Bir hikayede, romanda, şiirde her şeyden önce bir insan yüreğinin atışları duyulmalıdır. Önemli olan bu “yürek atışlarını” ruhumuzda hissedebilmemizdir.

Bu parçanın ana düşüncesi, sanatın insanların hepsine seslenen ortak, evrensel bir dil olduğudur. Yazar bu düşüncesini örneklendirmek için Yunus ve Hugo’dan bahsetmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder