Paleografi Nedir? Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 01, 2018

Paleografi Nedir? Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Paleografi Nedir? Hakkında Bilgi

Paleografi nedir? Paleografi bilimi neyi inceler, nasıl çalışır, özellikleri ve tarihçesi nedir? Paleografi hakkında bilgi.


Paleografi Nedir? Hakkında Bilgi
Paleografi, eski yazıları inceleyen bilim dalıdır. Paleografların başlıca görevi geçmişe ait yazılan okuyarak bunların tarihini ve kökenini saptamaktır. Paleografi temel olarak Yunanca ve Latince ile bunlarla ilişkili dillerde yazılmış metinleri ele alır; Eski Mısır, İbrani, Ortadoğu ve Uzakdoğu metinleri bu dal dışında tutulur.

Paleografi Nedir? Hakkında Bilgi
Paleografi Nedir? Hakkında Bilgi

Bir bilim dalı olarak ortaya çıktığı 1681 tarihinden başlayarak, paleografi eski metinlerin doğru okunması, tarihlendirilmesi ve kökenlerinin saptanmasıyla ilgilendi. Bir paleografin, çalıştığı metnin dili, kullanılan kısaltmalar ve el yazısı üsluplarından başka çeşitli malzemeleri de bilmesi gerekmektedir. Yazmalarda kullanılan en eski malzeme olan ve İÖ 3500’lerde kullanılmaya başlayan papirüs, aynı adlı bitkinin saplarının katlar halinde birbiri üstüne konup yüzeyi tümüyle düzlenene değin preslenmesiyle yapılırdı. İklim bu belgelerin korunmasında önemli bir etkendi. Mısır’ın kuru iklimi bu tür belgelerin bozulmadan günümüze ulaşmasını sağlamış, Avrupa’nın nemli iklimi ise onlara büyük zarar vermiştir. Parşömen (koyun ya da keçi derisi) ve vellum (dana derisi) gibi malzemeler geçmişte olduğu gibi bugün de hâlâ kullanılmaktadır. Hayvan derisi pahalı bir malzeme olduğu için, genellikle üstü kazınıp yeniden kullanılırdı. Daha ucuz bir malzeme olarak, tahta çerçeve içine yerleştirilmiş siyah balmumu tabletler vardı. İlk kez Çin’de kullanılan kâğıt Arap dünyasında 9. yüzyılda, Avrupa’daysa 14. yüzyılda yaygınlaşmaya başladı.

Kitabın biçimi üstüne yazı yazılan malzemenin niteliğine bağlıydı. Eski Yunan’da, üst üste konan papirüs yapraklar sonra rulo yapılırdı. Yaprakların bugünkü kitaplar biçiminde bir araya getirilmesine kodeks denirdi. Kodeks parşömenden yapılırdı, çünkü papirüs katlamaya elverişli değildi. Önceleri hesap defterlerinde kullanılan bu biçim, İncil’in de böyle yapılmaya başlamasından sonra yaygınlaştı.

Farklı yüzeylere yazı yazmakta kullanılan araçlar çok çeşitlidir. Yunanlılar ve Romalılar kamış kalem, daha sonra da metal uçlu kalem kullandılar. Balmumu tabletler sivri uçlu kemik ya da metal gibi sert nesnelerden yapılmış araçlarla kazınırdı. Kamış yetişmeyen yerlerde tüyden kalem yapıldı. Mürekkep mürekkepbalığının salgısından, is ve tutkal karışımlarından ya da ferrösülfat çözeltisi emdirilmiş yaş mazılardan sağlanırdı.

Paleograflar bir metni çözerken önce değişik el yazısı üsluplarını, bunların kullanıldıkları dönem ve yerleri saptamak zorundadır. Örneğin Yunan alfabesinin büyük harflerine daha çok taş yazıtlarda rastlanırken bu harfler Mısır’da papirüs üstünde de kullanılmış ve giderek daha süslü ve yuvarlak bir görünüm almıştı. Gündelik metinler de kullanılan bir el yazısı türü de çok yaygınlaşmış, bu yazının kullanıldığı pek çok metin günümüze değin korunmuştur. Bugün bunlardan Eski Yunan’daki günlük yaşamı izlemek olanaklıdır.

Latin alfabesinin büyük harfleriyle yazılmış yazılar taşta oldukça sık görülmekle birlikte, parşömen üstünde enderdi. Daha işlek bir el yazısı da 1. yüzyılda, duvarlardaki duyuruların yazılmasında kalın uçlu kalem ya da fırçayla uygulandı. 4. yüzyılda yeni bir el yazısı ortaya çıktı. El yazısı, Yunancada olduğu kadar Latincede de daha çok günlük işlerde kullanıldı. Latin alfabesi değişik yazı çeşitlerine uygulandı. Kutsal Roma-Germen imparatoru Charlemagne, bugünkü el yazısına çok benzeyen küçük harfli Karolenj yazısının geliştirilmesine yardımcı oldu. Bu yuvarlak yazı üslubu 12. yüzyılda gotik harflerle köşeli bir görünüm aldıysa da, sonradan eski biçimine döndü. İtalyan basımcılar da bu yazıyı benimsediler.

Eskiden kullanılmış kısaltmalar paleografların karşılaştığı en büyük sorunlardan biridir. Sözcük sonlarındaki bazı harfler atlanır ya da sözcüğün ortasındaki bazı harfler yazılmazdı. Değişiklikler, bugün kullanılan ayraç işaretine benzeyen bir simgeyle belirtilirdi. Ortaçağda bu tür değişiklikleri belirleyen simge ve işaretlerin sayısı 13 binden fazlaydı. Bu kısaltmalar belgelerin tarihlenmesinde de yardımcı olur. El yazısının üslubu ve belgenin içeriği de (tarihsel bir olaya değiniyorsa) belgenin tarihinin belirlenmesini kolaylaştırır.

Paleograflar değişik yazıcıların kendilerine özgü el yazılarını da ayırt etmeyi öğrenirler. Bu da belgelerin yazıldığı dönemin belirlenmesini sağlar. Her yazıcı güvenilir değildir, çünkü bunların bazısının okuması yoktur, yalnızca el yazıları iyi olduğu için metinlerin kopya edilmesi işinde çalıştırılmışlardır. Birinin yaptığı hata onun yazdığı metni kopya edenlerce korunmuş, üstüne yenileri eklenmiştir.

Başka alanlarda olduğu gibi, paleografide de sahte yapıtlara rastlamak olasıdır. Örneğin ortaçağda manastırların, mülklerinin hükümdarların eline geçmesini engellemek için sahte toprak tapuları hazırladıkları bilinmektedir. Günümüzde eski elyazmaları çok değerli olduğundan, bu konudaki sahtecilik artmıştır; ama morötesi ışınları kullanmak gibi etkili ve modern yöntemlerle sahtecilikler kolayca anlaşılabilmektedir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder