Nefes Şiiri Özellikleri – Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 01, 2018

Nefes Şiiri Özellikleri – Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Nefes Şiiri Özellikleri – Hakkında Bilgi 

Nefes şiir nedir, Edebiyattaki yeri nedir? Nefes şiirinin özellikleri nelerdir? Nefes şiiri hakkında bilgi.
NEFES


Bektâşî-Alevi tekkelerinde okunan tasavvuf temalı şiirlere “nefes” denir. Nefeslerde genellikle vahdet-i vücut görüşü dile getirilmekle birlikte Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi övmek için yazılan nefesler de bulunmaktadır. Daha çok cem ayinlerinde ve saz eşiğinde okunan nefeslerin birçoğunda kalenderane ve alaycı bir üslup vardır. Nefesler hece ölçüsüyle de aruz ölçüsüyle de yazılmıştır.


Abdal Musa Dergahı

Teması “Abdal Musa’ya övgü” olan bu nefesin bazı farklarla günümüze ulaşmış şekilleri de vardır. Dörtlükler halinde ve hece ölçüsünün on birli kalıbıyla söylenen bu şiirde kullanılan “şah, abdal, Abdal Musa, post, dost, aba, hırka” gibi sözcükler tasavvuf kültürünün, “şâh, evliyâ” gibi sözcüklerde kullanılan uzun ünlüler ise İran ve Arap edebiyatlarının etkilerini gösterir.

Abdal Musa, bir Bektaşî şeyhidir. Kaygusuz Abdal, Antalya’nın Elmalı ilçesindeki bu şeyhe bağlanmış ve onun yanında yetişmiştir. Şiir’de geçen Avlan Gölü de Elmalı’dadır.

İlk iki dörtlükte Anadolu’daki beylerin, dervişlerinin, hastaların, sağlıklı olanların, bir anlamda herkesin Abdal Musa’nın dergâhına geldiğini söyleyerek şeyhini ve tekkesini öven Kaygusuz Abdal, üçüncü dörtlükte şeyhi için yapılan çeşitli eylemleri anlatmaktadır: Şeyhinin makamını kujlüm, sancak, tuğ gibi hükümdarlık göstergelerinin bulunduğu bir mekân şeklinde betimlemesi, Kaygusuz Abdal’ın Abdal Musa’yı bir hükümdar gibi yüce bir kişi olarak gördüğünü göstermektedir. Kaygusuz Abdal, bu dörtlükte Abdal Musa’nın ululuğunu dile getirmek için şeyhinin huzurunda kurbanların kesildiğini, gerçeklerin dara durduğunu belirtmektedir.



Cem ayininde gerçekleştirilen bir duruş olan “dara durmak” şu şekilde betimlenebilir: Sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağı üzerine konur. Kollar göğüste sağ üstte, parmaklar düz ve açık olarak çaprazlanır. Her elin orta parmağının ucu öbür taraf omuz başı istikametine gelecek şekilde tutulur. Baş, biraz öne eğilmiş olarak durulur.

Kaygusuz Abdal, üçüncü dörtlükte insanlar önünde saygıyla durduklarını; dolayısıyla Abdal Musa’dan hiçbir şeyin gizlenemeyeceğini anlatmak istemektedir.

Son dörtlükte ise bir yakınma ve yakarış havası vardır. Bazı kişilerin tasavvuf ehlini anlamadığını, kendisinden de şeyhinden uzak düştüğünü belirten şair “Benim bir isteğüm vardır Kerim’den” diyerek bu durumun sona ermesi için Tanrı’ya yalvarmaktadır.

Hayatı hakkında ayrıntılı ve kesin bilgilere sahip olmadığımız Kaygusuz Abdal’ın XIV. yüzyılın sonlarıyla XV. yüzyılın başları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir, inanışa göre Alanya Beyi’nin oğlu olan Kaygusuz Abdal’ın asıl adı Gaybî’dir. Çoğu şiirinde Yunus Emre’nin şiirlerinin izlerini gördüğümüz Kaygusuz Abdal, kendi tarzını oluşturmayı başarmış bir tasavvuf şairidir. Alevi-Bektâşî şiirininin kurucusu sayılabilecek Kaygusuz Abdal’ın şiirlerinde Yu-nus’un şiirlerine göre daha serbest düşünceli bir havanın olduğu söylenebilir. Onun mizah ve yergi ögeleriyle bezenmiş bir kısım şiirleri, tekke şiirinin bir türü olan şathiyelerin* ilk örnekleri sayılabilir.

Yalın bir Türkçeyle ve göçebe halkın anlayabileceği bir dille tasavvuf konularını ele alan Kaygusuz Abdal‘ın, çoğu ona atfedilerek yazılmış eserleri şunlardır:

Manzum eserler
★ Kaygusuz Sultan Divanı
★ Gülistan
★ Gevhernâme
★ Minbernâme
★ Dolapnâme

Mensur eserler
★ Budalanâme
★ Kitab-ı Miglate
★ Vücutnâme
★ Dil-guşa
★ Saraynâme

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder