Kurtuluş Savaşı Tarihi, Cepheleri ve Savaşları - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 06, 2018

Kurtuluş Savaşı Tarihi, Cepheleri ve Savaşları

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Kurtuluş Savaşı Tarihi, Cepheleri ve Savaşları 

Türk Kurtuluş Savaşı ile ilgili bilgiler. Kurtuluş Savaşının cepheleri ve savaşları ile Kurtuluş Savaşı sırasında cereyan eden olaylar ile sonrasındaki siyasal gelişmeler.


Türk Kurtuluş Savaşı, Türk milletinin çok kötü koşullar altında yapmak zorunda kaldığı şanlı bir savaştır.

Kurtuluş Savaşı Tarihi, Cepheleri ve Savaşları
Kurtuluş Savaşı Tarihi, Cepheleri ve Savaşları 

Birinci Dünya Savaşından yorgun ve bitkin bir halde çıkan Türk milleti, elinde kalan son öz yurdunun da düşmanları tarafından çiğnendiğini ve parçalandığını görünce, bütün savaş yorgunluklarım unutarak yeniden şahlanmak zorunda kaldı.

Kurtuluş Savaşı başladığı sırada ordumuz dağılmış, memleket yer yer düşman işgaline uğramış; silah, cephane ve savaş araçları hemen yok denecek bir hale gelmişti. Halk çok yorgundu. Dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı, Türk milletine her bakımdan pahalıya mal olmuştu.

İngilizler İzmir'i Terkediyor
İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşu sonrasında ayrılan İngilizler vapura binerken.

Bütün bu kötü koşullar içinde dahi, Türk milleti, İstiklâl Savaşında varını, yoğunu ve kanının son damlasını, anavatan için sarf etmekten ve akıtmaktan çekinmedi. Dünyanın en güçlü devletleri ile ve onların adına Anadolu’nun içine saldıran Yunanlılarla, ayrıca memleketi düşmana satan, milli kuvvetleri ve millî dayanışmayı düşmanlarla bir olarak yok etmeye çalışan kişi ve kurumlar ve daha birçok vatan hainleri ile çarpışmak zorunda kaldı. Canını, malını ve her şeyini verdi. Fakat sonunda hürriyetini ve istiklâlini kazandı.

Türk Kurtuluş Savaşı 19 Mayıs 1919’da başlar. Çünkü bu tarihte Mustafa Kemal, vatanı kurtarmak için Samsun’a ayak basmıştı. Bu bakımdan 19 Mayıs, Türk milletinin harekete geçtiği, Kurtuluş ve İstiklâl yolunda ilerlediği şeref günlerinin ilk günüdür. Bu büyük devrin sonu da Türk istiklâlinin 24 temmuz 1923’te Lozan’da tüm dünyaca kabul edildiği gündür.



1919 yılından 1923 yılına kadar süren dönemdeki savaşların hepsine birden Türk Kurtuluş Savaşı, İstiklal Savaşı ya da sadece Kurtuluş Savaşı denir.

İstiklâl Savaşının Cepheleri:

İstiklâl Savaşının askerî cepheleri şunlardır:

1) Batı Cephesi. Bu cephede Yunanlılarla çarpışıldı.

2) Güney Cephesi. Burada Fransızlarla ve yerli Ermenilerle çarpışıldı.

3) Doğu Cephesi. Bu kesimde Ermenilerle ve Gürcülerle çarpışıldı.

4) İç Cephe. Bu cephede özellikle padişah ve hükümetinin anayurdun içine soktuğu çetelerle ve memleketin içinde çıkan isyanlarla uğraşıldı.

Bu saydığımız cephelerden en önemlisi 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’e çıkmaları ile kurulan Batı Cephesiydi.

Kurtuluş Savaşı - Yunan Birlikleri
Yunan birlikleri Eskişehir-Seyitgazi yolunda bir kasabadan geçiyor. Düşmanın zulmü yüzünden meydanda sivil halktan bir tek Türk görmek mümkün değil. Kasabada kalan sakatlar ve kadınlar kurtuluş gününü bekliyorlar.

Batı Cephesinin Kurulması:

Yunanlıların 15 mayıs 1919’da İzmir’e çıkışları Türk milletine çok ağır gelmiştir. Bu olay, Türkiye’nin her yerinde büyük mitingler yapılarak protesto edildi. Fakat taşkın şekilde İzmir’e çıkan Yunanlılar, Türk milletini hiçe sayarak yurdun içerilerine doğru ilerlemeye başladılar.

Bu sırada Mustafa Kemal, Samsun’a çıkmıştı. Onun verdiği direktiflerle Batı Anadolu’da bulunan değerli komutanlar, İzmir ve Aydın Efeleri derhal Yunanlıları kurşunla karşıladılar. Bu suretle batıda Yunanlılara karşı millî bir cephe açılmış oldu. Fakat bu sırada henüz askerî kuvvetlerimiz düzenlenemediği için Yunanlılar, pek büyük kuvvetlerle saldırarak ilerlemeye başladılar ve ancak 1920 yılı temmuzunda Bursa’yı alarak İnönü bölgesine kadar sokuldular.

TBMM kurulduktan sonra Batı Cephesine önem verilmiş ve komutanlığına Miralay İsmet Bey (İnönü) getirilmişti.

İsmet Bey az zamanda bu cepheyi yoluna koydu. Dağınık ve disiplinsiz bir halde bulunan Milis kuvvetlerimizi (Bunlara, Kuvayi Milliye denir) sıkı bir disiplin altına aldı. Onun askerce hareketi, serbest yaşamaya, ve istedikleri gibi hareket etmeye alışmış olan bazı Milis kuvvetlerinin işine gelmedi. Bu arada Çerkez Ethem ve kardeşleri TBMM Hükümetini; dinlemek istemediler ve Batı Cephesi Komutanlığının baskısı karşısında Yunanlılarla birleştiler. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen Yunanlılar da Bursa üzerinden inönü yönünde saldırıya geçtiler.

Birinci İnönü Savaşı (9 – 10 Ocak 1921):

Düşman ordusu 20 000 kişilik bir kuvvetle 9 ocak sabahı İnönü sırtlarında siperlenen Türk kuvvetlerine çarptı. Batı Cephesi Komutanı Albay ismet Bey komutasındaki Türk ordusu, Yunan ordusunun üçte biri kadardı. İsmet Bey bir miktar kuvvetini de Kütahya kesiminde bulunan ve Yunanlılarla birleşmiş olan Çerkez Ethem ve kardeşleri üzerine göndermişti.

Savaş, o günün akşamı şiddetlendi. Türk ordusu Yunanlıların arka arkaya yapmış oldukları birçok saldırılara kahramanca göğüs gerdi.,.

Ertesi gün de aynı şiddette devam eden savaşlar nihayet Yunanlıların yenilmesiyle sona erdi. Düşman kuvvetleri 10-11 Ocak gecesi İnönü savaş meydanını, Kahraman Türk ordusuna bırakarak Bursa doğrultusunda geri çekildiler.

Birinci İnönü Savaşı kazanıldığı sırada Kütahya cephesinde Türk kuvvetlerine saldıran Çerkez Ethem ve kardeşleri de püskürtülmüştü.

Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında bütün milletle beraber binbir yoksunluğa katlanarak orduya savaş gücü vermiştir. 1921’de çekilen resim Atatürk’ü karlar üstünde dinlenirken gösteriyor.

Birinci İnönü Savaşından Sonraki Siyasal Olaylar:

Yeni Türk devletinin doğuda Ermenilere, güneyde Fransızlara karşı kazanmış olduğu zaferler. Damat Ferit Paşa hükümetini devirmiş ve Sevr antlaşmasını hiçe indirmişti.

Damat Ferit Paşa’nın yerine geçen Sadrazam Tevfik Paşa, İstanbul ve Ankara hükümetleri aracında ikiliğin kalkması için İzzet Paşa ile Salih Paşa’yı Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek üzere gönderdi. Mustafa Kemal Paşa bunlarla Bilecik’te görüştü. Fakat konuşmalardan olumlu bir sonuç elde edilemedi. İzzet ve Salih Paşalar bir süre Ankara’da kaldılar. Bu sırada Birinci İnönü zaferi kazanıldı. Her iki Paşa da Ankara hükümeti ile çalışmak istemediklerinden İstanbul’a dönmelerine izin verildi.

Türk gücü karşısında Sevr antlaşmasının yırtıldığını gören düşmanlarımız Birinci İnönü zaferinden sonra, Osmanlı hükümeti ile Yunanlıları anlaştırmak istediler. Bunun için de Londra’da bir konferans toplamaya karar verdiler. Fakat bu konferansa yalnız İstanbul Hükümetini çağırdılar. Ankara’nın da bir temsilci göndermesini istediler. Mustafa Kemal ise, Londra konferansına yalnız BMM’nin gidebileceğini, Türk milleti adına ondan başka kimsenin söz söylemeye hakkı olmadığını bildirdi ve yeni Türk devleti ayrıca çağrılmadıkça Londra’ya gidilmemesine karar verdi. Bunun üzerine, Üçlü Uzlaşma devletleri, yeni Türk devletini ayrıca çağırmak zorunda kaldılar.

Londra konferansı 21 şubat 1921’de toplandı. İstanbul hükümeti adına giden Sadrazam Tevfik Paşa söz sırası kendisine gelince: «Ben sözümü Türk milletinin asıl vekili olan Büyük Millet Meclisi delegesine bırakıyorum» dedi. Tevfik Paşa bu sözleriyle memleketin gerçek temsileisinin Büyük Millet Meclisi olduğunu ve ancak onunla anlaşılabileceğini düşmanlarımıza anlatmak istemişti.



Londra konferansı, Sevr antlaşmasını biraz değiştirerek gene Türk milletine kabul ettirmek istedi. Fakat Türk delegeleri Türk milletine tam bağımsızlık ve özgürlük getirmeyen hiç bir antlaşmayı kabul edemeyeceklerini bildirdiler. Bu suretle Londra Konferansı hiç bir sonuç elde edemeden dağıldı.

İkinci İnönü Zaferi (31 Mart – 1 Nisan 1921):

Londra Konfransı iyi bir sonuç vermeyince İngilizlerin zoru ile Yunanlılar yeni bir saldırıya geçtiler.

Düşman ordusu 40 bin kişilik bir kuvvetle gene İnönü sırtlarında Türk kuvvetleriyle savaş tutuştular. Türk ordusu bu ikinci İnönü savaşında da gene İsmet Paşa (İnönü) nın komutasında çok şanlı bir şekilde savaştı. Dört gün süren savaştan sonra, Yunanlılar Türk ordusunun karşısında daha fazla dayanamadılar. 31 mart — 1 nisan gecesi zaferi Türk ordusuna bırakarak, geri çekildiler.

Sakarya Savaşı ve Zaferi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921):

Her iki İnönü savaşında da büyük bir bozgunluğa uğrayan Yunanlılar, daha büyük bir saldırı için yeniden hazırlıklara başladılar. Anadolu’ya yeni kuvvetler getirdiler. Bu sırada krallık makamına tekrar gelmiş olan Kral Konstantin ile Yunan orduları Başkomutanı Papolas, yeni bir saldırı planı hazırlamışlardı.

1921 yılı yazında büyük bir düşman ordusu Kütahya, Eskişehir ve Afyon üzerinden Türk savunma hatlarına saldırdı. Türk ordusu, düşmanın üstün kuvvetle yaptığı bu şiddetli baskı karşısında Sakarya ırmağına doğru çekilmeye başladı.

Ordunun Sakarya doğusuna çekilmesi Meclis Hükümet Başkanı olan Mustafa Kemal ile Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa arasında kararlaştırılmıştı. Meclis, ordunun geri çekilmesinden telaşlandı. Mustafa Kemal Paşa bu çekilmenin nedenlerini açıkladı. Meclis, bunun üzerine kendisinde bulunan bütün hak ve yetkileri, geçici bir zaman için, Mustafa Kemal Paşa’ya verdi. Mustafa Kemal Paşa’da Başkomutanlığı eline alarak Sakarya doğusuna çekilmiş olan ordunun başına geçti. Burada Mustafa Kemal, İsmet ve Fevzi Paşalar birleştiler. Bu sırada Yunan ordusu da Kral Konstantin komutasında Türk savunma hatlarına çatmıştı (23 ağustos 1921).

Sakarya savaşı, 22 gün ve gece sürekli olarak devam etti. Düşman sayısız saldırılar yaptı. Fakat her defasında Türk gücü karşısında, kayalara çarpan dalgalar gibi kırıldı, parçalandı. Nihayet 13 Eylül 1921 günü Türk ordusunun karşıt saldırısı ile geriye çekilmek zorunda kaldı.

Mustafa Kemal’in Gazi Sanını Alması ve Müşir (Mareşal) Olması:

Sakarya zaferinden sonra Büyük Millet Meclisi, bu zaferi kazanan Mustafa Kemal Paşa’ya Gazi sanını verdi ve rütbesini Müşirliğe (Mareşal) yükseltti. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Erkânı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Fevzi Paşa’ya da bu zaferde gösterdikleri başarıdan ötürü birer takdirname verdi (29 Eylül 1921).

Sakarya Zaferinden Sonraki Siyasal Olaylar ve Kazançlar:

Sakarya zaferinden sonra yeni Türk devletinin ve ordusunun gücünü, tüm dünya tanıdı ve kabul etti. Bu zaferden önce, yeni Türk hükümetini ilk kez tanıyan Sovyet Rusya hükümeti ile Ermeni ve Gürcü sorunlarını çözümleyen ve doğu sınırlarımızı çizen Moskova antlaşması imzalanmış (16 mart 1921), bu suretle Sovyet hükümeti ile Büyük Millet Meclisi Hükümeti arasında dostluk başlamıştı.

Türk Kurtuluş Savaşının ilk zamanlarından beri güneyde Fransızlar ve yerli Ermenilerle çetin çarpışmalar yapılmış, Fransızlar Kahramanmaraş, Adana, Urfa, Gaziantep kesimlerinde Türk kuvvetleri karşısında bu yerleri bırakarak Suriye’ye çekilmişlerdi. Sakarya zaferinden sonra Fransızlar da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ankara antlaşmasını yaparak (20 Ekim 1921) Adana bölgesini boşalttılar ve yeni Türk hükümetini tanıdılar.

Büyük Taarruza Hazırlık:

Sakarya zaferinden sonra düşman Eskişehir, Afyon çizgisine kadar çekilmiş ve bu çizginin doğusunda savunma hazırlıklarına başlamıştı.

Yunan ordusunun şimdiye değin yaptığı bütün saldırılar, Türk savunması karşısında kırılmış, artık düşmanda yeni bir saldırı yapacak güç kalmamıştı. Şimdi saldırı sırası Türk ordusuna gelmişti.

Sakarya savaşından sonra, Türk ordusu geniş bir hazırlığa başladı. Düşmanı memleketten kovmak, denize dökmek için ne yapmak gerekse hepsini yaptı. Bu sırada düşman da Marmara denizinden başlayarak, Kütahya, Eskişehir, Afyonkarahisar’ın doğusundan, Büyükmenderes ırmağma dek uzanan alanda çok sağlam bir savunma cephesi kurmuştu. İngilizler de Yunanlılara bu konuda gerekli yardımlarda bulunmuşlardı.

Gazi ve İsmet Paşalar, daha 1922 haziranında (Büyük Taarruza) karar vermişler, buna göre ordunun son hazırlıklarını da tamamlamışlardı.

Türk ordusu sayıca Yunan ordusuna yaklaşmıştı. Fakat silâh, cephane, uçak ve başka savaş gereç ve araçları bakımından düşman ordusundan geriydi. Buna karşılık Türk süvarisi Yunanlılardan kuvvetliydi.

Gazi’nin Cepheye Hareketi:

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, 6 ağustosta Türk ordusunu ileri harekete geçirtti. Başkomutan Mustafa Kemal de 20 ağustosta gizlice Ankara’dan çıkarak Konya üzerinden İsmet Paşa’nın karargâhının bulunduğu Akşehir’e geldi. Orada İsmet Paşa ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Fevzi Paşa ile buluştu. Yapılan konuşmalar sonunda 26 ağustosta düşmana taarruza karar verildi.

Büyük Taarruzun Başlaması (26 Ağustos 1922):

Gazi Mustafa Kemal, yanlarında Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi ve Batı Cephesi Komutanı olduğu halde 26 ağustos sabahı (Büyük Taarruzu) yönetecekleri Kocatepe’ye geldiler. Türk ordusu aynı günün sabahının erken saatlarında çok şiddetli bir topçu ateşiyle büyük bir taarruza başladı.

Yunanlılar, Türk ordusunun böyle bir saldırı yapacağım hiç ummuyorlardı. Düşman daha uykudayken avlanmıştı. O günün akşamı «elde edilmez» dedikleri Yunan istihkâmları ele geçirildi. Yunan ordusu sarıldı. Süvarilerimiz Yunanlıların gerilerine düşerek düşmanın çekilmesine engel oldular.

Türk ordusu 30 ağustos günü, Gazi Mustafa Kemal’in komuta ettiği Başkomutanlık Meydan Savaşına başladı. Yunan ordusunun büyük bir kısmı Dumlupmar’da yok edildi. Kendilerini geriye atabilen pek az düşman kuvvetleri ise İzmir’e doğru kaçmaya başladı. Bunun üzerine Başkomutan, 1 Eylül 1922 günü orduya şu emri verdi: «Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!»

Türk ordusu, Başkomutanından aldığı bu emir üzerine ileri atıldı. Sağda solda kalmış ne kadar düşman varsa bunları yok etmeye ve geri çekilenleri şiddetle kovalamaya, bir taraftan da hızla İzmir’e doğru ilerlemeye başladı. Bu sırada Yunan Başkomutanı General Trikopis, yanındakilerle birlikte esir edildi.

İzmir’in Kurtuluşu (9 Eylül 1922):

Türk ordusu, kaçan düşmanı kovalayarak 9 eylül sabahı İzmir’e girdi. Dört yıldan beri düşman elinde bulunan güzel İzmir tekrar anavatana kavuşmuş oldu. Artık Türk vatanı kurtulmuş, düşman denize dökülmüştü. Zafer, tüm memlekette büyük ve görülmemiş bir sevinç yarattı. İngilizlerin işgali altında bulunan istanbul’da bile o gün büyük bir bayram yapıldi.

Bu sırada Türk ordusunun bir kolu İzmit üzerinden İstanbul’a ve başka bir kolu da Çanakkale boğazına doğru ilerlemeye başlamıştı. Bu bölgeleri ellerinde tutan İngilizler, Türk kuvvetlerinin yaklaşmasından korkuya ve telâşa düştüler.

Mudanya Ateşkes Anlasması (4 Ekim 1922):

Muzaffer Türk ordusunun istanbul ve Çanakkale boğazlarına yaklaşması üzerine bu bölgede bulunan Fransızlar yerlerini bırakarak karşı tarafa çekildiler. İngilizler yalnız kaldılar. Başvekil Lloyd George Ankara ile uyuşmaktan başka çare göremedi. Öteki uzlaşma devletleriyle bir olarak izmir’de bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yanına delegeler gönderdi.

Düşmanlarımız, ateşkes anlaşması koşullarını konuşmak için Mudanya’da bir konferans yapılmasını teklif ettiler. Gazi, onların bu tekliflerini kabul etti. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’yı delege olarak Mudanya’ya gönderdi.

Mudanya ateşkes görüşmeleri çok çetin oldu (4-11 Ekim 1922). Nihayet Türk tezinin kazanılmasıyle sona erdi. Ateşkesin başlıca koşulları şunlardı:

1) Türklerle Yunanlılar arasında savaş sona erecekti.

2) Yunanlılar, ateşkesin imzasından sonra on beş gün içinde Doğu Trakya’yı boşaltmaya başlayacaklar ve bir ay içinde Türklere teslim edeceklerdi.

3) İstanbul ve Boğazlar Türklere verilecek, fakat uzlaşma devletleri barışın imzasına kadar İstanbul’da kalacaklardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder