İskandinav Hukuku Hakkında Bilgi - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 23, 2018

İskandinav Hukuku Hakkında Bilgi

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

İskandinav Hukuku Hakkında Bilgi 

İskandinav hukuku nedir? İskandinav hukukunun özellikleri, tarihçesi, gelişimi, hakkında bilgi.


İskandinav Hukuku
İskandinav Hukuku; ortaçağda, bugünkü Norveç, Danimarka ve İsveç’in bulunduğu bölgelerde eski Germen hukukunun ayrı ve bağımsız bir kolu olarak gelişen hukuk sistemi. 9-13. yüzyıllar arasında, İskandinavya halklarının ele geçirdiği ve yerleştiği İzlanda, Grönland ve Faroe adaları, İngiltere’nin bazı kesimleri, İrlanda, Normandiya, Finlandiya ve Baltık kıyılarında da uygulanmıştır.

İskandinav Hukuku Hakkında Bilgi
İskandinav Hukuku Hakkında Bilgi 

İskandinavya devletlerinin 9. yüzyılda birleşik krallıklara dönüşmesinden önce, bölgelerin çoğu hukuk ve yönetim açısından birbirinden kopuktu. Hukuki gelişmelerin hemen her yerde benzer bir gelişme çizgisi izlemesine karşın, bir dizi ayrı hukuk sistemi ya da yasa doğdu. Başlangıçta yazılı yasalar yerine örf ve âdetlere dayalı kurallardan oluşan hukuk sistemi, bütün özgür kişilerin katıldığı thing adlı meclislerde belirleniyordu. Toplantıları hukuku iyi bilen önde gelen kişiler yönetiyordu. Yasaları açıklığa kavuşturan bu kişiler, belli olaylara uygulanması gereken kurallar konusunda yol gösterir, örf ve âdetlere dayalı kuralların yeterli olmadığı durumlarda thing’in onayıyla yeni yasalar koyardı. Zamanla daha kapsamlı bir hukuk birliği sağlama eğiliminin güçlenmesiyle, ortak thing’lere dayanan ve aynı yasaları uygulayan daha geniş bölgeler ortaya çıktı.

11-13. yüzyıllar arasında çoğunlukla kişilerin yaptığı derlemelerle yerel yasalar yazıya geçirilmeye başladı. Bazı durumlarda bu işe krallar öncülük etti. Norveç’te Kral VI. Magnus’un (hd 1263-80) girişimiyle 1274’te kırsal bölgeler, iki yıl sonra da kentler için ortak yasa derlemeleri hazırlandı. Benzer gelişmeler 14. yüzyılda İsveç’te de gerçekleşti. Danimarka’da ise ortak bir yasanın çıkarıldığı 1683’e değin üç farklı yerel hukuk sistemi yürürlükte kaldı.

Bu yeni yasalarda evlilik, miras, mülkiyet ve sözleşme gibi özel hukuk konularının yanı sıra anayasa ve idare hukuku, ceza hukuku ve usul hukukuna ilişkin hükümler de yer alıyordu. Din hukuku genellikle ayrıca ele alınıyordu. Temelde örf ve âdet hukuku kurallarının derlenmesine dayanan yasalarda kilise hukukunun belli izleri dışında yabancı hukuk sistemlerinin etkisi yok denebilecek bir düzeydeydi.

Öte yandan yeni yasalar bazı yönlerden örf ve âdet hukukundan farklı hükümler de içermekteydi. Örneğin yerel hukuk sistemleri kan davasına izin vererek bu konuda düzenleyici hükümler getirirken, Kral Magnus’un çıkardığı yasada kişisel öç alma yasaklanıyor ve suç işleyenlerin kraliyet görevlilerince yakalanarak yargılandıktan sonra cezaya çarptırılması öngörülüyordu. Hıristiyanlığın etkisi altında benimsenen, yoksullara ve güç durumdaki kişilere yardımla ilgili hükümler de yeni bir düzenleme niteliğini taşıyordu. Toprak mülkiyetiyle ilgili hükümler ise özgün düzenlemelere dayanıyordu; örneğin alım (iştira) hakkı kral ya da klan yerine aileye tanınmıştı.

Yeniçağın başlarında İskandinavya ülkelerinde bazı tamamlayıcı yasalar çıkarılırken ilk yasa derlemelerinde’de bazı değişiklikler yapıldı. Böylece Danimarka’da 1683’te, Norveç’te de 1688’de geniş kapsamlı bir çalışma sonunda yasalar yeni baştan düzenlendi. Temelde ulusal bir yapı taşıyan bu yasalar, dönemin koşullarına göre kişi haklarına geniş yer veriyor ve ceza hukuku açısından da öteki Avrupa hukuklarına oranla daha insancıl hükümler içeriyordu.

İlk yasa derlemesinin 15. yüzyılda değiştirildiği İsveç’te, daha çağdaş bir düzenlemeye duyulan gereksinimin etkisiyle, Danimarka ve Norveç örnekleri izlenerek bir kraliyet komisyonu oluşturuldu (1734). Bu komisyonun hazırladığı yasalar İsveç’e bağımlı olan Finlandiya’da da uygulandı.

Günümüzde bütün bu yasaların yerini yasama meclislerinin çıkardığı yeni yasalar almıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder