Hücrelerin Görevlerine Göre Yapıları - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 04, 2018

Hücrelerin Görevlerine Göre Yapıları

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Hücrelerin Görevlerine Göre Yapıları 

Hücreler yaptıkları işlere göre yapıları farklılık gösterir. Hücrelerin görevlerine göre yapıları, hücre çeşitleri hakkında bilgi.


Hücrelerin Görevlerine Göre Yapıları
Örtü Hücreleri
Epitelium, hücrelerden meydana gelmiş bir tabakadır. Hücreler az miktarda bir birleştirici maddeyle bir arada tutunmuştur. Vücudun dış örtüsü (deri), bağırsakların ve akciğerler, kan damarları, salgı bezleri gibi öbür organların iç yüzeylerinin örtüsü bu dokuya birer örnektir.

Hücrelerin Görevlerine Göre Yapıları
Hücrelerin Görevlerine Göre Yapıları

Birçok epitel dokusunun altında, ince bir tabaka bağdokudan meydana gelmiş bir zar bulunur. Epitel dokusu tiplerinden birçoğunun serbest olan yüzeyinde (başka bir dokuya değmeyen yüzeyinde) çoğunlukla çok kısa saça benzer, kirpik adı verilen tüycükler bulunur.

Epitel birçok hücre tabakalarından yapılmış ve kalın olduğu zaman, katmanlı epitel denir. Epitel hücrelerin çok değişik ödevleri vardır. Örneğin, tükürük bezlerinin ve bağırsak bezlerinin içini örten epitel, besinin sindirimini sağlayan kimyasal maddeler (enzimler) salarlar. Derinin üstünü örten epitelin başlıca ödevi koruyucu olmasıdır, halbuki akciğerlerin içini örten epitel, oksijenin kana geçmezden evvel erimesini sağlayan ıslak bir mukus salar.

Bir epitelyum bir ya da daha çok hücre kalınlığında olabilir; hücreler de farklı büyüklükte ve farklı şekilde olabilir. Bazıları kaldırım taşı gibi yassı ve ince olur. Bu gibi hücrelerin meydana getirdiği epitel dokusu, kaldırımsı epitel adını alır ve örneğin böbrek borularının iç örtüsünde bulunur. Eğer böyle bir epiteli meydana getiren hücrelerin yüzeyi girintili çıkıntılıysa (kan damarlarının içini örten gibi) buna mozaiksi epitel denir. Bir başka kısım hücrelerin eni boyu hemen hemen eşittir. Bunlar, birçok bezde (örneğin karaciğer) bulunan kübik epitel dokusunu meydana getirirler. Silindirik epitelde hücreler uzun ve silindir şeklindedir. Böyle bir epitel bağırsakların büyük; bir kısmının içini örter.

Silindirik epitelde kirpikler bulunduğu zaman, buna kirpikli epitel denir. Kirpikli epitel nefes borusunun içini örter. Kirpiklerin hareketi, borudan giren kirli cisimcikleri atmaya yarar. Derinin üst hücreleri ve yanağın iç kısmı katmanlı epitelden yapılmıştır. Bu çeşit epitel, gözün ön tarafındaki saydam tabakada (kornea) da bulunur.

Bazı dokular hemen tamamen beyaz liflerden yapılmıştır. Bunun örnekleri, kasları kemiklere bağlayan kirişler, oynak yerlerde kemikleri birbirine bağlayan bağlar ve kaslar gibi organların üzerini örten koruyucu dokulardır.

Sarı esnek doku, başlıca sarı esnek liflerden yapılmıştır. Omur kemiklerini birbirine bağlayan bağlar da sarı esnek dokudandır. Ağdoku, ince tabakalar halinde bulunan bir çeşit bağdokudur; sinirlerin ve kas liflerinin çevresini sarar ve epitelyum dokusunun alt zarını meydana getirir.

Bazı bağdokular yağ depo etmek yeteneğindedirler. Böyle bir yağdoku, başlıca derînin alt tabakalarında ve mesenterde (bağırsakları yerlerinde tutmaya yarayan ince bir doku tabakası) bulunur.

Kan da çoğunlukla, bir bağdoku olarak kabul edilir. Kan sıvı bir plazmadan (matriks) ve bu plazma içinde yüzen hücrelerden (yuvarlar) oluşmuştur. Bu hücreler başlıca iki çeşittir: Akyuvarlar ve alyuvarlar. Alyuvarlar öbürlerine göre çok daha fazladır (bir milimetre küpte yedi bin akyuvar, beş milyon alyuvar) ve akciğerlerden kana oksijen taşıyan kimyasal bir madde (hemoglobin) taşır. Akyuvarların birçoğu, bakterileri yutmak, yok etmek yeteneğindedir. Bakterilerce salman maddeler de akyuvarları öldürürler. Bu ölü akyuvarlar cerahat olarak bilinmektedir.

Kanda bulunan öbür küçük hücreler, platelet adını alır. Bu hücreler kanın pıhtılaşma mekanizmasında önemli bir iş görür ve aynı zamanda, kan damarlarında meydana gelebilecek olan küçük delikleri tıkar. Bir milimetre küp kanda yaklaşık olarak iki yüz elli bin platelet bulunur.



Bağlayıcı Hücreler
Bağdoku vücut için çok önemlidir. Bu doku organların hücrelerini bir arada tutar, onların çevresini sararak destekler, kandan gelen besin maddelerini iletir, vücudun kısımlarını birbirine bağlar; bundan başka, birçok hücreyi hastalık yapan organizmaların zedelemesine karşı korumada aktif bir rol oynar.

Bağdokuda hücreler her zaman, matriks adı verilen, koyu bir sıvı ‘çinde dağılmış bulunur. Bu sıvı içinde uzun, ince lifler de bulunabilir.



Bağdokunun en çok rastlanan tipi areolar denilen dokudur. Bu doku derinin ve bağırsak epitelinin altında bir tabaka meydana getirir, bundan başka kaslarla öbür organlar arasını doldurur. Bu doku, içinde birçok hücre ve birbiriyle çapraşmış lif demeti bulunan peltemsi bir matriksten oluşmuştur. Lifler beyaz ve sarı olmak üzere iki çeşittir. Beyaz lifler gerilmeye karşı büyük bir direnç gösterir, sarı liflerse gerilebilir ve bu yüzden sarı esnek (elastik) lifler adını alırlar. Hücrelerden bir kısmı, hastalık yapan organizmaları yemek ve zedelemek yeteneğinde olduklarından vücudun hastalıklara karşı olan savunma sisteminde önemli bir görevleri vardır.

İskelet doku kemik ve kıkırdaktır. Birçok benzerlik bakımından bağdokuya sokulur, ama, bağdokudaki matriks kısmı sıvı olduğu halde, bunlarda sert bir maddeden yapılmıştır. Kıkırdak sert olmakla beraber esnektir. Matriksi içinde çok ince lifler ve içlerinde yaşayan kıkırdak hücreleri bulunan boşluklar vardır. Bu hücreler devamlı olarak yenilenmekte olan matriks maddesini meydana getirir. Bu dokuda çok az kan damarı bulunur.

Kemikler, kıkırdak dokunun tersine, pek çok kan damarı taşır. Uzun kemikleri boydan boya kateden boşluk ve öbür kemiklerdeki boşluklar yağlı olan ve ilik adını alan bir maddeyle doludur. Kanda bulunan alyuvarlar buradan meydana gelir.



Yapmakta olduğumuz bütün hareketler kaslarımız yardımıyla olur. Başlıca üç çeşit kas vardır: Çizgili, çizgisiz kaslar ve yürek kasları. Çizgisiz kaslar istemsiz hareketleri, çizgili kaslarsa istemli hareketleri yönetir.

Çizgisiz kaslar üzerinde, genellikle bilinçli bir kontrolümüz yoktur. Bu gibi kaslar bağırsakların ve kan damarlarının çeperinde bulunur. Gözbebeğimizin küçülüp büyümesi böyle istemsiz kaslar yoluyla olur.

Çizgili kasları İsteğimizle kontrol ederiz. Bu kaslar vücudun hareketini yönetir. Bacak kasları, boyun kasları ve karın kasları bunlar için birer örnektir. Çizgisiz, çizgili kaslar ve yürek kasları, lif adını alan pek çok üniteden yapılmıştır. En basit hayvanlarda, her bir hücre dıştan gelen uyartılara karşı duyarlıdır. Yüksek hayvanlardaysa, alıcı dediğimiz özel bazı bölgeler vardır ki, bunlar, sinirler yardımıyla merkeze, beyin ve omuriliğe bağlı buluttur. Dışarıdan gelen haberler alıcı bölgelerden sinirler yoluyla beyin ya da omuriliğe geçer. Merkez, başka bir sinirle ilgili organa (örneğin bir kasa) bir işaret yollar. Sinir sistemi, işaretleri vücudun bir tarafından başka bir tarafına doğru iletmek ve bazı uyartıları depo etmekle, vücudun başlıca kontrol temsilcileridir. Sinir dokusunda bulunan bütün hücreler, haber ileticileri değildir, bazıları özel birleştirici doku ödevi görerek besin maddelerini iletici hücrelere aktarır. Bu iş, dendrit denilen ince dalcıklar yardımıyla yapılır.

En basit kıkırdak Malin kıkırdak olup, cama benzer bir görünüştedir. Bu kıkırdak, kaburgaların uçlarını göğüs kemiğiyle birleştirir ve oynak yerlerinde birbirine sürtünen kemiklerin uçlarını örter. Lifli kıkırdak ;ok dayanıklı olup beyaz lifleri vardır, ama az esnek olup, omur kemikleri arasındaki diskleri meydana getirir ve bacak kemiklerinin oynak yerlerinde bulunur. Esnek kıkırdakta sarı esnek lifler bulunur, bunlar çok esnektir. Kulağın dış kısmı ve gırtlağın sesle ilgili olan kısmı esnek kıkırdaktır.

Kemik, sert kalsiyum fosfat ve matriksi meydana getiren öbür maddelerin üst üste gelmiş tabakalarından yapılmıştır. Bunların içinde, yıldız şeklinde dallanmış birçok kemik hücresi bulunur. Boşluklar birbiriyle, birçok ince kanal yardımıyla, doğrudan doğruya bağlantılıdır. Kan damarları ve sinirler, kemik hücreleri boşluklarının çevresini halka halinde sardıkları, geniş kanallar içinde bulunur. Her bir kanal ve çevresindeki halkalar havers sistemi adını alır.

Bir çizgisiz kas lifi, yaklaşık olarak, 1/5 milimetre uzunluğunda ve 1/50 milimetre genişliğinde olup. merkezinde bir nukleus bulunur. Lif ucuna doğru incelir. Çizgisiz kaslar yavaş hareket eder ve ancak bağırsaklardaki besini yavaş yavaş ileriye doğru itebilmeye yetecek kadar yöntemli kasılmaları vardır. Çizgili kasların her lifi, yaklaşık olarak 1/10 milimetre çapında olup, uzunlukları birkaç santimetreye ulaşabilir. Her birinde yüzlerce nukleus bulunur. Bu lifler çok ince fibrillerden yapılmış olduklarından, açık ve koyu renkte çizgiler halinde görünürler. Kasların kasılması zamanında bunların genişliği artmış olur. Yürek kasları, yalnız yüreğin çeperinde bulunur. Dallanmış ve birbiriyle birleşerek bir ağ meydana getirmiş olan liflerden yapılmıştır. Böyle bir düzen, torba şeklinde olan kalbin genişlemesi ve büzülmesi hareketleri için çok elverişlidir. Bu kaslar da fibrillerden yapılmış olduklarından, çizgili kaslar gibi çizgilidir. Yer yer koyu çizgiler ya da kısımlar lifleri enine keser.

Tipik bir iletici sinirin başlıca kısmı, hücrenin kendisidir. Bu kısım yuvarlak olup, buradan birçok ince dal (dendrit) uzanır. Bu dendritler, öbür sinir hücreleriyle ilişkilidirler. Bir tek ince dal (akson), haberi bir başka sinir ya da kasa veya bir salgı bezine iletir. Omurilikten ayak ucuna kadar uzanan bir aksonun uzunluğu yaklaşık olarak doksan sekiz santimetre kadar olabilir. Her bir akson, canlı protoplazmalardan yapılmış çok nice bir iplik olup, etrafı yağlı ve proteinli yalıtkan bir tabakayla örtülüdür. Her sinir lifinin etrafı ince bir zarla sarılmıştır. Her sinir, birçok sinir lifinin bir araya toplanmasından meydana gelir ve hepsi birlikte bir zarla örtülü bulunur. Daha kaim olan sinirler, bu gibi pek çok sinir demetini bir arada taşırlar.

Her sinir hücresinin uzun aksonları yoktur. Örneğin beyin hücrelerinin pek çoğunda, ancak dendrit uzunluğunda olar bir tek akson bulunmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder