Guthrie’nin Bitişiklik (Öğrenme) Kuramı - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Mayıs 01, 2018

Guthrie’nin Bitişiklik (Öğrenme) Kuramı

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Guthrie’nin Bitişiklik (Öğrenme) Kuramı 

Guthrie’nin bitişiklik kuramı nedir, özellikleri nelerdir? Guthrie’nin öğrenme yaklaşımı, öğrenmedeki ilkesi hakkında bilgi.


EDWIN RAY GUTHRIE (1886-1959) VE ÖĞRENME – BİTİŞİKLİK KURAMI
GUTHRIE’NİN ÖĞRENME YAKLAŞIMI
Guthrie’nin temel öğrenme ilkesi Watson’ın öğrenme yaklaşımına benzemektedir. Guthrie’ye göre, eğer bir uyarıcıya belli bir tepki verilmişse, uyarıcı tekrar sunulduğunda, aynı tepki tarafından izlenmek eğilimindedir. Bu ilke klasik koşullama ilkesinden daha genel bir anlamı içermektedir. Çünkü belli bir tepkinin bir koşulsuz uyarıcı tarafından ortaya çıkarılmasını gerektirmez. Koşullu uyarıcı ve tepkinin birlikte ortaya çıkması, öğrenme için yeterlidir.

Öğrenmenin Tek Yasası = Bitişiklik
Guthrie öğrenmenin tek yasasının bitişiklik olduğunu ifade etmiştir. Guthrie’ye göre bitişiklik, organizmanın, belli bir uyarıcıya karşı gösterdiği tepkiyi, daha sonra aynı uyarıcıyla karşılaşıldığında tekrar göstermesidir. Bir başka ifade ile Guthrie’nin bitişikliği uyarıcı-tepki bitişikliğidir. Belli bir uyarıcı örüntüsüne karşı bir tepki gösterildiğinde bu ikisi arasında çağrışım meydana gelmektedir. Aynı uyarıcılar tekrar ortaya çıktığında aynı tepkiyi gösterme eğilimi görülmektedir.

Guthrie, 1959’da ölümünden önce bu bitişiklik yasasını gözden geçirerek, “dikkat edilen şey, yapılan şey için işaret haline gelir” demiştir. Bir başka deyişle, organizma çok sayıda uyarıcıyla karşı karşıya gelmektedir. Bunların hepsine birden tepkide bulunması mümkün değildir. Bu nedenle organizma kendisine gelen uyarıcılardan ancak küçük bir kısmına seçerek tepkide bulunur. Netice olarak da çağrışım, sadece seçilen uyarıcılarla gösterilen tepki arasında meydana gelir. Guthrie’nin bu’ düşüncesi ile Thorndike’ın “öğelerin baskınlığı” adı verilen “organizma çevredeki farklı uyarıcıları seçerek tepkide bulunur.” görüşü benzerlik göstermektedir.

Örneğin; otomobilinde mekanik bir sorunla karşılaşan birisi son olarak doğru yanıtı bulmuş, yani sorunu çöz-müşse, tekrar aynı sorunla karşılaştığında aynı tepkide bulunur. Bu durumda o kişi, Guthrie’ye göre söz konusu sorunu nasıl çözeceğini öğrenmiş kabul edilir. Tersinden bakıldığında da kişi zorlanıp sorunu çözmekten vazgeçtiyse, sorunla tekrar karşılaştığında vazgeçme tepkisi tekrarlanacaktır. Her iki durumda da tepki, bitişiklik ilkesiyle öğrenilmiştir.

Öğrenmede tek deneme ilkesi
Guthrie, bir öğrenme ilkesi olarak sıklık yasasını tamamen reddeder. (Watson’a göre uyarıcı ile tepki bağı pratikle güçlenen bir bağdır. Guthrie’ye göre öğrenme, tek bir yaşantı ile gerçekleşir) Guthrie’ye göre öğrenme, uyarıcı ile tepki arasındaki bitişikliğin bir sonucudur ve öğrenme, uyarıcı ile tepki arasındaki bir eşleşmeden sonra tamamlanır; yapılan tekrarlar bağın gücünü artırmaz, (öğrenmede tek deneme, bitişikliğin bir sonucudur)

Örneğin; Bir kişi bindiği otobüsün kaza yapması sonucu korkmuş ve yolculuk kaygısı başlamıştır. Kazadan sonra tekrar yolculuğa çıkmak istediğinde aynı korku ve kaygıları fark etmiştir. Örneğe dikkat edersek, kişi bir kere kaza yapmış ve yolculuk yapmaya karşı korku ve kaygı geliştirmiştir. Tekrar tekrar kaza geçirmesine gerek yoktur. Yani tek seferde yolculuk korkusunu öğrenmiştir.



Örneğin; Çivi çakmayı öğrenen birisinin tekrar tekrar çivi çakma denemesinde bulunması onu daha yeterli kılmaz. Her zaman karşılaşılan çiviler farklı ebattadır ve çivinin çakıldığı ortam da ahşap, tuğla veya beton olabilir.

NOT
Guthrie’nin sıklık ilkesini reddetmesi yaygın olarak kabul gören bir anlayışa ters düşmektedir. Çünkü genellikle pratiğin, öğrenmeyi kademeli olarak etkileyeceğine inanılmaktadır. Guthrie öğrenmenin tek bir yaşantı ile gerçekleşmesi konusuna açıklık getirirken, basit kas hareketleri ile daha karmaşık hareketleri içeren becerileri birbirinden ayırmıştır. Buna göre yalnızca tek bir uyarıcı tepki bitişikliğinin yeterli olarak kabul edildiği durumlar basit kas hareketlerini kapsamaktadır. Oysaki becerilerin öğrenilmesi bir dizi hareketin öğrenilmesini gerektirdiği için birçok uyarıcı tepki bağlarının öğrenilmesi ile kazanılır. Örneğin yerdeki bisiklet bir uyarıcı onu iki tekerlek üzerine duracak şekilde yerden kaldırmak tepkidir. Uyarıcı ile tepki arka arkaya çıktığı için davranış öğrenilmiştir. Ancak bisikleti sürmek birçok davranışı İçerisine alan bir beceridir ve öğrenilmesi için kolların, gövdenin ve bacakların sırasıyla bir dizi hareketini gerektirir. Bu nedenle bisiklete binmek tek bir denemede öğrenilemez, bisiklete binmekte uzmanlaşmak kademeli olarak gerçekleşir. Kısacası beceriler birçok davranışı içerisinde barındırır ve öğrenilmesinde tekrar önemlidir.



Guthrie’nin basit hareketler ve beceriler olarak ortaya attığı sınıflandırma bir diğer sorunu gündeme getirmektedir. Bu sorun, hangi davranışların hareket, hangilerinin beceri olarak kabul edileceğidir.

DİKKAT
Davranışçıların içinde öğrenmede tekrarın gereksiz olduğunu söyleyen tek kuramcı Guthrie’dir.

Not
Guthrie’nin öğrenme kuramını en çok eleştirilen yönlerinden biri, başarılı olan davranışların öğrenilmesine önem vermemiş olmasıdır. Bir kişinin belli bir durumda verdiği son tepki, doğru ya da yanlış olsun öğrendiği ve benzer durumlarda tekrar göstereceği tepkidir. Bu bakımdan Guthrie pekiştireç kavramını kullanmamakta, ödülün öğrenmeyi etkileyen bir faktör olduğuna inanmamaktadır. Önemli olan bireyin gösterdiği tepkinin karşı karşıya olduğu uyarıcı durumunu değiştirmesi, diğer bir ifadeyle problem durumunu ortadan kaldırmasıdır. Bireyin bir problem durumuyla karşılaştığında sergilediği davranış, başarılı bir davranış olabilir ve problemin çözümünü sağlayabilir. Bununla beraber, kişinin problem durumunda gösterdiği davranış kaçınma davranışı da olabilir ve bu durumda öğrenilen davranış kaçınma davranışı olur. Kısacası uyarıcı durumunu değiştiren son tepki her zaman başarılı bir tepki olmayabilmektedir.

Sonunculuk ilkesi
Bitişiklik ve tek denemede öğrenme ilkeleri sonunculuk ilkesini de gerektirmektedir. Sonunculuk İlkesi, belli bir uyarı örüntüsüne karşı yapılan sonuncu tepkinin, aynı uyarıcı örüntüsü ile karşılaşıldığında tekrar gösterilmesi eğilimidir. Başka bir ifade ile organizma belli bir durumda son olarak hangi davranışı göstermişse, aynı durumla tekrar karşılaşıldığında aynı davranışı gösterme eğilimindedir. Örneğin; samimi bir arkadaşımızla tartıştığımızı varsayalım. Tartışmaya kadar ona karşı bir kırgınlık ve kızgınlık duygusu yaşamazken, en son yaşanan durumdan ötürü bir sonraki karşılaşmamızda ona yine kırgın ve kızgın olabiliriz. Dolayısıyla son tepkimiz, aynı uyarıcıya karşı bir sonraki göstereceğimiz tepkinin hemen hemen aynısıdır.

Guthrie’de Pekiştirme – Ceza – Unutma Pekiştirme
Guthrie’ye göre pekiştirmenin öğrenmede katkısı yoktur. Pekiştirme uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücünü artırmaz. Çünkü uyaranla tepki arasında bağ kurulduktan sonra zaten davranış öğrenilmiştir. Bu bağdan sonra yapılan pekiştirmenin öğrenmenin gerçekleşmesinde rolü yoktur. Sadece kazanılan davranışların sönmesini engeller. Örneğin, labirente konulan bir kedinin pekiştireci almadan önceki davranışı, kendisine kutudan kaçmasını sağlayan çubuğu çekme ya da hareket ettirme davranışıdır. Sonuç olarak bu durumda kedinin kaçışını sağlayan sonuncu tepki, çubuğu hareket ettirmedir. Guthrie ve Horton’un yaptığı deneyde kedi, dışarıda yiyeceği olan balıkla ilgilenmese bile, aynı labirente tekrar konulduğunda, aynı uyarıcı durumla karşılaştığında son yaptığı davranış olan kolu çekme davranışını göstererek labirentten kaçmaktadır. Verilen pekiştireç ise uyarıcı durumu değiştirerek, kutudan çıkarken yapılan sonuncu tepkinin yerine başka bir tepkinin geçmesini önlediği İçin, Guthrie pekiştirmenin sadece öğrenmemeyi önleyen bir mekanik düzenleme olduğu sonucuna varmıştır.

Ceza
Guthrie’ye göre ceza, organizmaya acı verdiği için değil, belli uyarıcılara yeni tepki gösterilmesini sağlayabildiği ölçüde etkilidir. Bir başka ifade ile ceza, cezalandırılan davranışa zıt, onun yerini alabilecek yeni bir davranış oluşturduğundan dolayı istenmeyen davranışı değiştirebildiği zaman başarılıdır. Ceza, hayvanın ya da çocuğun farklı bir şey yapmasını sağlayarak, istenmeyen alışkanlığı önleyen koşullamayı gerçekleştirmelidir.

Örneğin, bir kız çocuğu eve her girişinde mantosu ve şapkasını yere atma davranışını gösterir. Çocuğun yaptığı bu davranış karşısında anne, her seferinde onu azarlayıp şapka ve paltosunu yerine astırır. Bu durum böyle devam ederken, bir gün anne, kızının manto ve şapkayı asma tepkisini uyaran uyarıcının kendisinin onu azarlaması olduğunu fark eder. Annenin azarlama uyarıcısı ile çocuğun manto asma tepkisi arasında bağ oluşmuştur. Anne bunu fark ettikten sonra, gelecek sefer, çocuk içeri girip manto ve şapkasını yere atınca, onları toplayıp dışarı çıkmasını ister ve bu sefer kızına içerir girer girmez hemen manto ve şapkasını asmasını söyler. Bu durum birkaç kez devam eder ve çocuk eve gelir gelmez manto ve şapkasını asmayı öğrenir. Çünkü artık manto ve şapkayı yerine asma tepkisini uyaran uyarıcı eve girmedir. Bitişiklik bu ikisi arasındadır. Bu örnekte, başlangıçta annenin, çocuğun manto ve şapkayı yere attıktan sonra azarlaması, ceza vermesi istenmeyen alışkanlığı yok etmek yerine onu daha da güçlendirmektedir.



Guthrie’nin “cezanın etkisi, cezalandırılan araçsal tepkiye zıt bir tepki oluşturup oluşturamadığına bağlıdır” görüşünü Miller ve Fowler yaptıkları bir deneyde test etmişlerdir. Yapılan deneyde önce farelere sonunda yiyecek bulunan bir labirentte koşmaları öğretilmiş; sonra fareler üç gruba ayrılmıştır. Bir grup kontrol grubu olarak alınmış ve kendilerine şok verilmemiştir. Deney grubundaki farelerden bir grubun ön ayaklarına, diğer grubun ise arka ayaklarına şok verilmiştir. Kontrol grubundaki farelerin koşma hızında bir değişiklik olmazken ön ayaklarına şok alan fareler yavaşlamış, arka ayaklarına şok alan fareler ise daha hızlı koşmuşlardır. Bu durum Guthrie’nin ceza amaca uygun, cezalandırılan tepkiye zıt bir tepki oluşturabildiği ölçüde etkilidir iddiasını destekler niteliktedir.

Guthrie’nin cezaya ilişkin görüşleri;

1. Ceza, cezalandırılan davranışın zıttı olan bir davranışı meydana getirmelidir.

2. Ceza, cezalandırılan davranışı meydana getiren uyarıcının bulunduğu bir durumda uygulanmalıdır.

3. Sadece duyguları tahrik eden ceza, cezalandırılan davranışın süreğenleşmesini sağlamaktadır.



4. Netice olarak, cezanın cezalandırılan davranışa alternatif bir davranış meydana getirmesi gerekir. Cezanın acı verici olması değil, organizmaya yeni, istenilen davranışı yaptırması önemlidir.

Unutma
Guthrie’ye göre sadece öğrenme değil, unutma da tek denemede meydana gelir. Tüm unutmalar, var olan uyarıcı örüntüsüne karşı, alternatif yeni bir tepki meydana gelmesi nedeniyle olur. Bir başka ifade ile belli bir uyarıcı örüntüsüne karşı yapılan tepkinin başka bir tepki yapılmasıyla, önceki tepki ile uyarıcı arasındaki bitişiklik ortadan kalkacağından tepki unutulur. Guthrie bütün unutmaların yeni öğrenmelerle ilgili olduğunu, yeni öğrenmelerin eski öğrenmeleri bozduğunu ifade etmiştir. Örneğin, 11. Sınıfın sonunda okulu terk eden bir öğrenci o yıl ile ilgili ayrıntıları tüm yaşamı boyunca hatırlayacaktır. Hâlbuki okuluna devam eden başka bir çocukta bu anılar, sonraki yılların okul anılarıyla karışacağından bu berraklığını yitirecek, hatta tamamen kaybolacaktır. Eğer, uyarıcı-tepki bağları korunabilirse anılar süresiz olarak hatırlanabilir.

Sönme
Guthrie, sönmenin sadece pekiştirmesiz yapılan tekrarlardan oluştuğunu savunanlara karşı çıkmıştır. O’na göre sönme, çağrışımsal bir rekabetin ya da karışmanın bir sonucudur. Yani eski uyarıcı örüntüsüne karşı yeni farklı bir tepki öğrenilmesi sonucu eski tepki söner.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder