Canlıların Değişim Aşamaları - DERS KİTABI CEVAPLARI

Yeni Yayınlar

Nisan 30, 2018

Canlıların Değişim Aşamaları

Edit
 DERS KİTABI CEVAPLARINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ! 

Canlıların Değişim Aşamaları 

Canlıların değişim aşamaları nelerdir? Hangi canlılar değişime uğrar, şekil değiştirmesindeki özellikler, hakkında bilgi.


Canlıların Değişim Aşamaları
Bazı hayvanların yavaş ve adım adım bir gelişmeleri vardır; yumurtadan çıktıkları ya da canlı olarak doğdukları zaman, ana babalarının küçük bir modelidir (örneğin kaplumbağalar, kuşlar, memeliler). Bazılarıysa yumurtadan çıktıklarında ana babalarına benzer, ama bazı organları eksiktir. Larva adını alan bu yavrular yavaş yavaş gelişerek erginleşir. Hamamböceği bunun bir örneğidir; yumurtadan çıktığı zaman, üretim organları ve kanatları yoktur. Gene bazıları, yumurtadan çıktıkları zaman gerek büyüklük ve gerek şekilleri bakımından ana babalarına hiç benzemez. Larva, ergin duruma gelmeden önce en az bir, çoğunlukla birkaç kere şekil değiştirir. Her belirli şekil değişmesi,metamorfoz adını alır. Bir kelebek yumurtasından bir tırtıl çıkar. Tırtıl çok çabuk büyüyerek hareketsiz olan ve besin almayan pupa ya da krizalit devresine girer.

Canlıların Değişim Aşamaları
Canlıların Değişim Aşamaları 

Krizalitten ergin kelebek çıkar. Yengeç, deniztekesi ya da bir İstakoz yumurtadan ana babaya benzemeyen, küçük, saydam bir larva halinde çıkarlar. Ergin hale geçinceye kadar beş kere şekil değiştirirler. Yengeç ve böcek gibi hayvanların üstü sert bir kabukla örtülüdür. Bu kabuk büyümeyi engellediğinden, zaman zaman atılmalıdır.

Larvalar, çoğunlukla ana ve babalarının sürmekte olduğu hayat tarzından, başka bir hayat geçirmeye elverişlidir. Bir denizkestanesi deniz dibinde yaşar. Larvalar ise küçük, saydam yaratıklar olup kıla benzer kirpiklerinin hareketiyle su yüzeyinde yüzer. Yusufçuğun larvası ya da nimfası su içinde yaşar ve korkunç kuvvetli çeneleriyle yakaladığı besinle geçinir.

Bir dişi susineği yumurtalarını su üstünde ya da altında, çoğunlukla taşlar altına bırakır. Aşağı yukarı on gün sonra bu yumurtalardan nimfa denilen bir larva çıkar. Nimfa, bitki parçacıklarıyla beslenir; bununla beraber, et yiyen bazı çeşitleri de vardır; suyun içinde erimiş bulunan oksijenle solunur. Her biri, gelişim sırasında dört devreden geçer ve her bir devrede birkaç kere deri değiştirir. Üçüncü devrenin sonunda, nimfa suyun yüzeyine çıkar, deri değiştirir ve havaya uçar. Bu devre çok kısa sürer ve son bir deri değiştirme sonunda ergin böcek ortaya çıkar. Pireler, memeli hayvanların kılları ya da kuşların tüyleri arasında yaşayan küçük böceklerdir. Pirelerin yumurtaları beyaz ya da beyazımsı olup özellikle tahta aralıklarında, halılar ve yataklar altında gelişir. Yumurtalardan küçük, tüylü ve bacaksız kurtçuklar (larvalar) çıkar. Hayvan artıklarının küçücük parçacıklarıyla beslenirler ve iki kere deri değiştirdikten sonra her biri kendi çevresinde bir kaza örer. Kozanın içinde, larva, pupa haline geçer ve kozadan ergin hayvan çıkar. Bu durum tam bir metamorfozdur (yumurta – larva – pupa – ergin).

Yusufçuk böceğinin metamorfozu tam değildir. Dişisi yumurtalarını tatlı sulara ya da yakınına bırakır. Yumurtalar teker teker su içine düşebilecekleri gibi, bitkiler üzerinde de kalabilirler; ya da bitki sapları üzerinde yapılmış olan yarıklar içine sokulurlar; ya da yumurtalar teker teker atılmayıp, peltemsi bir maddeyle yapışık olarak zincir halinde olabilirler. Nimfa denilen yusufçuğun larvası yumurtadan çıkar. Bunlar, en az bir yıl su içinde yaşarlar ve bu süre içinde, büyümelerine izin vermek üzere, aşağı yukarı on kere kadar deri değiştirirler. Yusufçuk nimfaları öbür su hayvanlarını avlayarak geçinirler. Avlarını, ucunda kıskaca benzer bir kısım bulunan alt dudaklarını (maske) dışarı doğru uzatarak yakalarlar. Ergin hale geçeceği zaman, nimfa artık yemek yemez, suyu terk etmeye ve havayla solunum yapmaya hazırlanır. Bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra bir su bitkisinin sapına tırmanarak sudan dışarı çıkar. Bundan sonra ergin böcek üzerindeki örtüyü arka tarafından yırtarak dışarıya çıkar. Uçmadan önce bir süre dinlenerek kanatlarının ve vücudunu gerer.

Dişi kurbağa yumurtalarını suya bıraktığı zaman, üzerilerinde bulunan peltemsi madde şişer. Birçok yumurta böylece bir araya gelerek bir kitle meydana getirir. Kısa bir zaman sonra yumurtalardan küçük, siyah larvalar, iribaşlar çıkar. Her birinin kuvvetli bir kuyruğu olup, bu kuyrukla yüzer, iribaşlar birkaç gün sonra yemeye ve büyümeye başlarlar. Besinleri su yosunlarıdır. Solunumları başlangıçta, dış solungaçlarla olur. İribaşların gerek içinde ve gerek dışında birçok değişme olur. Boyunlarının iki tarafında iç solungaçlar meydana gelerek, dış solungaçlar kaybolur. Önce, arka bacakları, birkaç hafta sonra da ön ayakları gelişir. Bu arada kuyrukları yavaş yavaş kaybolmaya başlar, solungaçların yerini akciğerler alır. Küçük kurbağa artık sudan karaya çıkabilir. Bir iribaşın kurbağa haline geçebilmesi için geçirdiği değişmeler çok büyüktür. İribaş, suda erimiş bulunan oksijeni solungaçlarıyla almaktadır. Bitkilerle beslenir, bacakları yoktur, ama yüzmeye yarayan kuvvetli bir kuyruğu bulunur. Ergin kurbağa ise karada yaşar ve havayla solunur. Böcek gibi küçük hayvanlarla geçinir ve karada yürüyebilmek için bacakları vardır. Kuşlarda değişmelerin çoğu yumurta içinde olur. Kuş embriyosu hücrelerden oluşmuş küçük ‘bir daire şeklinde, yumurtanın sarısının tepesinde gelişir. Yumurtanın sarısıyle beslenir ve yavaş yavaş bir kuş şekli alır.

Birçok hayvan parazit (asalak) tir. Yani bitkiler ya da başka hayvanlar üzerinde, onların zararına beslenerek, hastalıklara sebep olur. Sığırlarda yaşayan tenya (şerit) bunun bir örneğidir. Bu parazit, hayatının çeşitli devrelerinde insan ve sığırlara dadanır. Ergin tenya insanların bağırsaklarında yaşar. Şerit şeklinde uzun olup birbirine benzer halkalardan meydana gelmiştir. Bitimde bulunan halkalar, başa yakın olanlara göre daha ergin olup, embriyolarla doludur. Bu halkalar koparak, dışkıyla beraber dışarı atılır. Eğer bir sığır bu halkalara bulaşmış, otları yiyecek olursa embriyoları almış olur. Her bir embriyo yumurta kabuğundan küçük bir tenya larvası olarak çıkar. Her bir larvanın altı kancası vardır; bu kancalar yardımıyla sığırın bağırsaklarının çeperini delerek kan damarlarına geçer. Larva kan dolaşımıyla bir kasa gelip konar ve burada bir torbacık halini alır. Eğer bir insan, yeter” derecede pişirilmemiş olan böyle bir sığırın etini yiyecek olursa, paraziti almış olur. Parazit, insanın bağırsağına emeçleriyle tutunur ve bir tenya halinde gelişir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder