ENFLASYON MEMUR CANINI YAKMAYA DEVAM EDİYOR

Düzenle

ENFLASYON MEMUR CANINI YAKMAYA DEVAM EDİYOR 

BASK (Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu) Genel Başkanı Bayram Zengin bir basın açıklaması yaparak; TÜİK tarafından açıklanan Kasım ayındaki % 1,49’luk TÜFE artışının, memurlara verilen Ocak (2017) ve Temmuz (2017) artışlarının, aylık bazdaki kümülatif kayıpları karşılamadığı gibi, kayıpların artmaya devam ettiğini, aylıkların eridiğini ve memur ve emeklilerinin canını yakmaya devam ettiğini söyledi.

BASK Genel Başkanı Bayram ZENGİN, basın açıklamasında şöyle dedi: “TÜİK tarafından açıklanan rakamlara göre Kasım ayı tüketici enflasyonu (TÜFE) bir önceki aya göre % 1,49, bir önceki Aralık ayına göre ise % 11,16 oranında artmıştır. Anlaşılıyor ki; 2017 yılının ilk onbir ayında olduğu gibi, Aralık ayında da memur ve emeklilerinin aylıklarındaki enflasyon kayıpları yükselmeye devam edecek ve telafisi mümkün olmayacaktır. 

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısının enflasyona ilişkin açıklamaları, Şubat ayında yaz sıcağı bekleme hayalinden ibarettir. Ocak ve Temmuz aylarında memurlara verilen artışlar kümülatif toplam kayıpları karşılamaktan uzak olup yılbaşına 1 ay kala memur ve emeklileri cepten yemeye devam etmektedir. 

ENFLASYON MEMUR CANINI YAKMAYA DEVAM EDİYOR
ENFLASYON MEMUR CANINI YAKMAYA DEVAM EDİYOR 

MEMURLAR VE EMEKLİLERİ ENFLASYON KAYIPLARINI TELAFİ EDEMİYOR. 
TÜFE oranlarına ilişkin TÜİK açıklamaları, memurlar ve emeklileri için kayıpların ne kadar daha yükseldiğinin korkuyla takip edildiği basın bültenleri haline gelmiştir. BASK/AR-GE Birimi tarafından yapılan araştırmaya göre; TÜİK’in açıkladığı Kasım ayı enflasyon oranı açısından evli, iki çocuklu (1’i 6 yaşından küçük), eşi çalışmayan memurlar üzerinden değerlendirildiğinde durumun özeti şudur: 2017 yılının ilk 6 ayını 291,76 TL kayıpla kapatan 12/1 derece ve kadrodaki bir hizmetli, aylığında Temmuz ayında 172,58 TL artış yapılmış olmasına rağmen ilk altı aydaki kaybını karşılayamadığı gibi, ikinci altı aydaki enflasyon kayıpları ile birlikte 2017 yılının ilk 11 ayındaki net kaybı 254.92 TL’ye ulaşmıştır. Aynı şekilde 9/1 derece ve kadrodaki bir memur Temmuz ayında 178 TL artış almış iken, 2017 yılının ilk 11 ayındaki net kaybı 279,03 TL’ye ulaşmıştır. 7/1 derece ve kadrodaki bir öğretmen Temmuz ayında 201 TL artış almış iken, 2017 yılının ilk 11 ayındaki net kaybı 304,71TL’ye ulaşmıştır. 8/3 derece ve kadrodaki bir pratisyen doktor Temmuz ayında 277 TL artış almış iken, 2017 yılının ilk 11 ayındaki net kaybı 422,36 TL’ye ulaşmıştır. 12/3 derece ve kadrodaki bir hemşire Temmuz ayında 196 TL artış almış iken, 2017 yılının ilk 11 ayındaki net kaybı 297,64 TL’ye ulaşmıştır. 1/4 derece ve kadrodaki bir mühendis (büro) Temmuz ayında 305 TL artış almış iken, 2017 yılının ilk 11 ayındaki net kaybı 431,89 TL’ye ulaşmıştır. Yetkililerin göstermelik açıklamalarına, üreticinin ve tüketicinin onca feryadına rağmen, tarladan pazara intikal eden ürünlerin fiyatlarında bir türlü önlenemeyen geometrik artışlar, vatandaşların da ekonominin de dengesini bozmaktadır. 

MEMURLAR VE EMEKLİLERİ İÇİN 2017 KAYIP YIL Bir kez daha vurgulamak gerekir ki; Ağustos ayında iktidar ile Memur-Sen imzalanan 4. Dönem (2018-2019) Toplu Söy(z)leşmede, kayıpların karşılanması yer almamıştır. 2017 yılında aynı hükümet ve aynı Bakanlık ile 50 gün arayla kamu işçileri ve memurlar adına imzalanan toplu sözleşmeler arasındaki anlamlı farklılık ve memurların aleyhine açılmaya devam eden makas rahatsız edici boyutlara ulaşmıştır. Nitekim; 28 Ekim 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2018 Yılı Programı’nın 133. sayfasında; 2017 yılında ortalama net memur maaşlarının nominal % 9,3 artarken, ortalama kamu işçi ücretlerinin % 15,2 arttığı belirtilmesi memur yoksulluğunun ulaştığı boyutu göstermesi açısından önemlidir. 2017 yılının ikinci yarısında; en düşük memur aylığı’nın 2.399 TL, en düşük kamu işçisi aylık 2.600 TL olması, sadece sendikacılık farkı ile izah edilemez. Memur yetkili sendikalarının örgütlü ihanetinin payını küçümsememek gerekir. Yasalara ve Anayasanın eşitlik ilkesine rağmen ikramiye hakkı ödenmeyen memurlar, kime hizmet ettiği anlaşılmayan yetkili sendikaların “toplu peşkeş”inin bedelini yoksullaşarak ödemektedir. 

KAYIPLAR KATLANARAK ARTIYOR. Vergi diliminin % 15’ten % 20’ye yükselmesi nedeniyle Mart ayından başlayarak tüm memurları kapsayan vergi kayıplarına, zorunlu BES kesintileri ile enflasyon kayıpları da eklendiğinde, aylıklardaki erime ürkütücü boyutlara ulaşmaktadır. Başta MTV olmak üzere, yeni yılda tüm vergi kalemlerindeki artış işin tuzu biberi olacaktır. Memur ve emeklilerini 2018 yılının ilk aylarında da aynı yakıcı sorun beklemektedir. Memurların geçim sorunundan ve enflasyon kayıplarının rahatsız edici boyutundan kurutulmalarının tek yolu; memur aylıklarının hesaplanmasında anlamsız göstergelerden vaz geçerek, aile sorumluluklarını yerine getirebilecekleri bir gelir düzeyinin sosyal taraflarla birlikte belirlenmesidir. Bu belirlemede; TÜİK’in temel verileri, Devletin resmi rakamları en düşük memur aylığının tespitinde temel alındığında sorun çözülecektir. Hükumet ve sosyal taraflar; ikinci iş ve gelir getirici iş yapması yasak olan memurların, çok fakir, fakir, orta, orta üstü ve zengin gelir dilimlerinden hangisinde olması gerektiğinden yola çıkarak sorunu kalıcı şekilde çözmelidirler. Aksi takdirde her TÜFE açıklaması sonrası beylik açıklamalar, memurların ve emeklilerinin derdine derman olmayacaktır. Altını çizerek eklemek gerekir ki, zaman zaman basına da yansıdığı gibi, memurlar başta olmak üzere çalışanların, kazanılmış haklarının budanması için yeni düzenlemelerin yapılacağı zor bir dönemece girmek üzereyiz. Bir kez daha; emek örgütlerini, hısımlıkları ve hasımlıkları bir kenara bırakarak kazanılmış hakların korunması ve insanca yaşanacak bir gelir düzeyi tespiti için verilecek mücadeleye hazırlıklı olmaya çağırıyorum.” 

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.