Hun Devrinde Türk Toplum Hayatı

Hun Devrinde Türk Toplum Hayatı

Çinlilerin Şenyu dedikleri Türk yabgusu yani imparatoru, kutsaldı. Tanrıkut (Çince: Tanju) unvanıyla anılırlardı. Yabgu'ya sonra Türkler kağan, sonra da hakan demişlerdir. «Hakan» unvanı, Osmanlıların düşüşüne kadar yaşamıştır.


Türk imparatorluğu, Çin ve Ön Asya gibi kalabalık değildi. Nüfus az ve ahalinin büyük kısmı göçebe idi Şehirler, binlerce çadırdan kurulmuş gezgin yerleşme şeklindeydi. En büyük geçim kaynağı hayvancılıktı. Silah ve deri sanayi gibi doğrudan doğruya milli savunmayı ilgilendiren kollar, endüstrinin en ileri gitmiş dallarıydı. Lüks eşya, Çin’den ve başka ülkelerden ithal edilirdi. Hayat şartlan sert, çok defa merhametsizdi. Kadınlarda erkeklerin yanında yorucu çalışma şartları içindeydi.

Türk toplumu, aristokratik bir . toplumdu. Büyük askeri makamlar, asil ailelerin tekelindeydi ve çok defa babadan oğla geçerdi. Bu aileler vergiden muaftı. Bunlara «tarhan» sınıfı denirdi. Subaylar tümen beyi, binbaşı, yüzbaşı, ellibaşı rütbelerindeydi, sonra onbaşılar gelirdi. Bunlar, unvanlarının gösterdiği sayıd atlıya kumanda ederlerdi. Türk ordusu atlı idi ve çok defa her süvarinin bir de yedek atı olurdu. 

Hun Devrinde Türk Toplum Hayatı
Hun Devrinde Türk Toplum Hayatı

Tümenler 10.000 kişiydi. Türk ordusunda 24 tümen vardı. Tümen beylikleri, en yüksek aristokrasinin, çok defa hanedan üyelerinin komutasındaydı.

Türk ordusu, dünyanın en kalabalık muharip ordusu idi. Manevra kabiliyeti emsalsizdi. Muharip olmayan sınıfların şişkinliğini taşımıyordu. Eli silah tutabilen her Türk erkeğinin askeri eğitim görmesi şarttı. Ok, yay, kılıç, bıçak gibi silahlar kullanılırdı. Bu silahlar, komşu kavimlerin silahlarından üstündü. Türklerin ok çekişleri eşsizdi. Türkler natüralist idiler, yani tabiat kuvvetlerine taparlardı. En büyük tanrıları Gök Tanrısı idi. Çok kanaatkar, milli gururları pek yüksek, büyüklerine itaatleri körü körüne denecek şekilde bir millettiler. Dünyaya hükmetmek için yaratıldıklarına samimi şekilde inanırlardı.

«Büyük Kurultay» denen meclise asiller katılır, fikir söylerlerse de, yabgunun sözü son sözü teşkil eder ve onun iradesi üzerinde münakaşaya girişilemezdi. Böyle bir idare sistemin iyi tarafları yanında, o devir için bile kötü tarafları da çoktu. Başbuğlar değersiz olunca Türk kavimleri parçalanır, tekrar kabile yaşayışına dönerlerdi. Bir müddet sonra değerli bir başbuğ çıkar, onları tekrar birleştirirdi. Türk tarihi, başka milletlerin tarihinden çok daha zikzaklı, iniş ve çıkışları fevkalade keskin bir tarihtir.

Türklerin en büyük milli ve maşeri dehalarının teşkilatçılıkları olduğuna tarihçiler dikkat etmişlerdir. Bir avuç Türk’ün mesela Çin gibi, Hindistan gibi bir alemin içine çekinmeden dalıp, büyük devletler kurması, olağan hadiselerdendi.

Türkler, coğrafya mesailerinden asla ürkmezlerdi. En uzak ülkelere ayak basar basmaz, sanki asırlarca bu ülkeleri idare ediyormuş gibi tam bir devlet teşkilatı kurarlardı. Dini müsamahaları bütün Asya’da meşhurdu. Hakimiyetleri altına aldıkları milletlerin dinlerine karışmak şöyle dursun, saygı gösterirlerdi. idarelerindeki milletlerin yaşayış ve adetlerine karışmazlardı. Onlara iç idarelerinde geniş haklar tararlardı. Fakat vergilerini muntazam almak isterler ve herhangi bir ayaklanmayı şiddetle bastırırlardı. Yabancı kavimleri askere almaz ve o çağlarda bütün dünyada olduğu gibi ücretli asker kullanmazlardı. Türk ordusu, tamamen milli bir ordu idi. Güç kaynaklarından biri de bu noktadaydı.

Oğuz Han Destanı’nın kahramanı olan Mete’den sonra Büyük Türk Hakanlığı uzun müddet Kuzey Asya hakimiyetini koruyamadı. «Doğu» ve «Batı» olmak üzere ikiye ayrıldı. Çinlilerle yıpratıcı mücadelelere girişti. M.S. 216' da Hun hanedanı düştü.

Mete devrinde Çin’de 40 milyon nüfus yaşadığı, Şantong şehrinde 450.000 kişinin bulunduğu hesaplanmıştır. Hunlar, Kore’den Macar Ovası’na kadar olan sahaya sulh, sükun ve refah getirmişlerdir. Mete, Çin fağfuruna (imparatoruna) yazdığı bir mektupta, hakimiyetindeki kavimlerin, kudretli bir imparatorluğun bütün nimetlerinden yararlandıklarım, sulh ve bahtiyarlık içinde yaşadıklarım belirtmeye dikkat etmiştir.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.