Okullardaki spor faaliyetlerinin öğrencilere benimsetilmesi ve branşlaştırma

Okullardaki spor faaliyetlerinin öğrencilere benimsetilmesi ve branşlaştırma SPORUN DERS BAŞARISINA ETKİLERİ
Günümüzde öğrencilerin ders başarısında nelerin etkili olduğu üstüne çok fazla çalışma yapılıyor. Ders anlatımı, öğretmenin özellikleri ve stili, motivasyon, zeka, ders çalışma becerileri gibi etkenlerin önemli olduğu vurgulanırken, başarıyı artırmaya yönelik uygulamalar da bu etkenleri iyileştirme üstüne yoğunlaşıyor. Ancak bazı çalışmalar, fiziksel aktivitenin de akademik başarıda oldukça önemli olduğunu gösteriyor. Bu doğrultuda ülkemizde ve yurt dışında yapılan birkaç araştırmaya yer verelim. 

Bu alandaki önemli araştırmaları inceleyen Singh ve araştırma ekibi, çoğunluğu Amerika’da gerçekleştirilmiş ve 6 ile 18 yaş arası yaklaşık 12.000 çocuk ve gencin uzun süreli olarak incelendiği çalışmalardan elde ettiği sonuçları paylaşıyor ve fiziksel aktivitenin öğrencilerin okul başarısını nasıl etkilediğine bakıyor.Araştırmacılar incelemeleri sonunda fiziksel aktiviteyle akademik performans arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. 

Buna göre, fiziksel anlamda daha aktif olan öğrencilerin, akademik başarıları da daha yüksek. Araştırmacılar, egzersizin beyne daha fazla kan ve oksijen gitmesini sağladığını; endorfin artışı sağlayarak stresi azalttığını ve duyguları dengelediğini, böylelikle kişinin bilişsel sisteminde gelişim sağlayabileceğini vurguluyor.Bu sonuçlar, eğitimde sadece akademik içerik ve öğrenme üstünde değil, fiziksel aktivite gibi farklı alanların da başarıda rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.Detaylar için kaynak: Singh, A. ve ark. (2012). Physical Activity and Performance at School: A Systematic Review of the Literature Including a Methodological Quality Assessment. Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine, 166. 

· Günümüzde spor sadece insanların fiziki ve psikolojik açıdan güçlenmesi içinsürdürülen bir faaliyetler bütünü olmaktan, daha ileri gitmiştir. Bununla birlikte spor,sorumluluk ve iş birliği eğilimi ile düzen sağlama kabiliyetini ortaya çıkararak kişininsosyalleşmesine yardımcı olan önemli bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyin sosyalyaşamı içerisinde, psiko-sosyal gelişimini desteleyerek bunu hızlandırmasına yardımcı olanfaktörlerin başında spor yer almaktadır. Sporun kişilerin psiko-sosyal gelişiminde önemli biryeri olduğu, insanların sosyal ve psikolojik bakımdan aktif kılmanın en kolay yolununspordan geçtiği unutulmamalıdır. 

Birey sportif etkinliklere katılmakla, manevi yalnızlığındoğuşunu hazırlayan etkileri gidererek, iş hayatında görülen ve daha sonra genelleşerek sosyalhayata yansıyan, amaçsızlık ve monoton çalışma şartlarının doğurduğu kötümser ve bunalımlıtutumların giderilmesini en kolay spor yolu ile ortadan kaldırabilir. Spor, toplum hayatında çok değişik yollardan giderek, bireyleri doğrudanyada dolaylı olarak kendisine bağımlı kılmış ve her zaman insanların ilgisinicanlı tutmayı başarmış bir sosyal olgudur. İnsanların vazgeçilmez zevklerini,ihtiyaçlarını karşılayarak kendisine bağlayan spor, günümüz dünyasındabüyük bir sosyal kurum olduğunu kabul ettirerek toplumu çok yakındanilgilendiren belli davranışlar düşünceler, inançlar ve simgeler geliştirmiştir.

Modern dünyada hızla gelişen teknoloji, insan gücüne duyulan gereksinmeyigiderek azaltmış ve bunun sonucu olarak insanın doğal yapısına uymayan biryaşam biçimi ile birlikte iş ve sosyal çevreden gelen baskılar, streslerinsanları psikolojik bakımdan bir sıkıntıya sokmaktadır. İşte bu aşamadasporun rahatlatıcı ve monotonluktan kurtarıcı fonksiyonunun devreyegirmesi ile insanların psiko-sosyal gelişimlerine katkıda bulunacaktır.

Sporun bu işlevlerinin yanı sıra insanların kişiliklerinin olumlu yöndeşekillendiren bir kavram olması sporun, gerek gençlerin gerekse çocuklarınyetiştirilmesinde ve geliştirilmesinde ne derece önemli olduğunu ortayaçıkarmaktadır. Bu bağlamda çocukların ve gençlerin kişilikleriningeliştirilmesinde sporun eğitici fonksiyonu kullanılarak duygusal ve sosyalyönden daha sağlıklı bir toplum yaratmanın daha kolay olacaktır.Günümüzde çocuklara yönelik sportif etkinliklerin artması bu alanda yapılançalışmaların fazlalaşması insanların psiko-sosyal gelişiminde sporun nekadar önemli bir yere sahip olduğun bir göstergesidir. 

Çocukların gerekpsikolojik gerekse sosyal bakımdan gelişmelerinde oyunla birlikte sporun önemli bir yeri vardır. Çünkü çocuk bu faaliyetlere katılırken aynı zamandagrup içerisinde hareket etmeyi, kazanmayı veya kaybetmeyi, kurallarauymayı öğrenmektedir. Bunlardan en önemlisi kendine güven duygusunukazanmakta ve o toplumun bir ferdi olduğunu anlamaktadır. Bu bakımdançocukların yetiştirilmesinde hazırlanan sportif programlar onların gelişimözelliklerine uygun bir şekilde hazırlanarak, sosyal bakımdan yetişmelerineyardımcı olmalıdır. Sağlıklı bir toplum oluşturmanın ön şartı çocukların vegençlerin eğitiminden geçtiği unutulmamalıdır.Sporun kişilerin psiko-sosyal gelişiminde önemli bir yeri olduğu insanlarınsosyal ve psikolojik bakımdan aktif kılmanın en kolay yolunun spordangeçtiği unutulmamalıdır. Çünkü insanlar spor sayesinde bir çok farklıortamda, farklı düşünceden ve farklı kültürden insanlarla bir araya gelereketkileşimde bulunabilmektedir. Bu bakımdan gerek insanlarınsosyalleşmesinde gerekse kendini ifade edebilmesinde kullanabilecekleri enkolay yollardan biriside spordur. Veysel KÜÇÜK - Yrd.Doç.Dr. / DPÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu , Harun KOÇ- Arş.Grv. / DPÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu. 


Seydişehir Kız Teknik Ve Meslek Lisesi Spor Kulübü’ nün tüm Seydişehir ilçesindeki liseler üzerinde 252 kız öğrenci ve 145 erkek öğrenci olmak üzere toplam 397 öğrenci üzerinde yaptığı ankete göre sporun ders başarısı üzerinde olumlu etki yaptığı bilimsel araştırmalarla ispatlandı. Lise öğrencilerinin düşüncesine göre spor yapan öğrenciler sınavlarda yüksek puan alıyorlar. Kendilerine özgüvenleri artıyor üniversite sınavlarında daha yüksek puan alıyorlar. Yüksek puan alarak kazanılan liselerde spor yapan sayısı daha fazla.İlköğretimde lisanslı olarak spor yapanların sayısı % olarak en fazla Fen Lisesi’ nden çıkmıştır. İkinci olarak Anadolu Öğretmen Lisesi ve bunu takiben Anadolu Liseleri, Sağlık Meslek Lisesi ve diğer meslek liseleri olarak belirlenmiştir.Yani demek oluyor ki spor yapan öğrenciler hep en güzel okullara yerleşmişler.Bu okullara yerleşirken çok yüksek puan almışlardır. Spor yapan kişilerde sınavlarda heyecanlanma ve panik yapma gibi durumlar tamamen ortadan kalktığı anlaşılmıştır.Egzersiz ve spor okul başarısını olumlu etkiliyor.Son kapsamlı araştırmalar,sporun sadece başarıyı değil,disiplin anlayışını da beraberinde getirdiğini ortaya koyuyor.Çocukların egzersiz yapıp fiziksel aktivitelerde bulunması okul başarısını olumlu yönde etkiliyor.Amerika Birleşik Devletlerinde,Kanada ve Güney Afrika’da yapılan toplam 14 araştırmanın sonuçları böyle söylüyor.Araştırmalar,fiziksel aktivite ile okul başarısı arasındaki olumlu ilişkiyi ortaya koydu.Araştırmalar çerçevesinde 6-18 yaş arası binlerce öğrencinin egzersiz alışkanlıkları ve okul başarısını incelendi.Sonuçlar egzersizin beyne kan ve oksijen akışını arttırarak konsantrasyonu güçlendirdiğini ortaya koydu.Buna göre düzenli olarak yapılan fiziksel aktiviteler,stresi azaltırken öğrencilerin dersleri konusunda daha disiplinli davranmasına da katkıda bulunuyor.Araştırmaları değerlendiren Hollanda’lı uzmanlar da çocukların günde en az 1 saatlerini fiziksel aktivite ile geçirmelerinin yararı konusunda hemfikir. 

Sonuç olarak; 
İnsanın zihinsel performansı ile fiziksel uygunluğu arasında olumlu bir ilişki olup olmadığı yıllardır insanların ilgisini çekmektedir. Zeki bakışlı ve aynı zamanda biçimli ve güçlü kas yapısını yansıtan antik dönemlere ait heykellerin, bu bağlantıyı yansıtan ilk ve en eski örnekler olduğu söylenebilir. Hareket ve zihinsel performans alanındaki ilk çalışmaların deneysel psikologlar tarafından yapıldığı belirtilmesine rağmen son zamanlarda nörologların önemli bulgulara ulaştığı bildirilmektedir. Alman psikologlarının ilk araştırmaları, hangi tür zihinsel antrenmanların sporda başarıyı arttırabileceğini bulmaya yönelikti. Diğer bir grup araştırmacı da, okuma ve mantık gibi zihinsel yetenekleri geliştirici oyunların üretilmesine çalışmıştır. Daha sonra problem çözme, ezberleme, değerlendirme, sınıflandırma gibi zihinsel fonksiyonları canlandıran hareket etkinliklerini bulmaya yönelik araştırmalar ön plana çıkmıştır. 

İnsanın becerileri öğrenmesi ile zihinsel fonksiyonları arasında büyük bir ilişki bulunmaktadır. Reflekslerimiz dışında istemli olarak yaptığımız her harekette bir zihinsel eylem bulunur ve bu da zekâ ile ilintilidir. İstemli bir hareket üretmeye kalkıştığımızda bilgi ve zekâ düzeyimize göre ne yapmaya çalıştığımızı, niçin yapacağımızı ve sonuçlarının ne olabileceğini düşünürüz. Hareketin düzeyi, tercih şeklimiz ve önceden kestirimlerimizin (öngörü) isabeti büyük ölçüde düşünce gücümüz ile ilgilidir. Bir harekete başlamadan önce, hareketi denerken, iki deneme arasında ve denemelerimiz sonrasında elde ettiğimiz sonuçların değerlendirilmesinde zihinsel aktivitenin düzeyi beceri performansının düzeyi ile ilgili görünmektedir. Becerikli bir şekilde gerçekleştirilen bir hareket performansının arkasında yine beceriklice gerçekleştirilen bir zihinsel performans olduğu bilinmektedir. 

Egzersiz ve akademik performans üzerine yapılan araştırmalar ilginç sonuçlar ortaya koymuştur. Hafif ve orta düzeyde yapılan bedensel alıştırmalar insanın zihinsel performansı üzerinde olumlu etkileri olduğu ortaya konulmuştur. Bilimsel çalışmalar önemli bir zihinsel aktiviteye yönelik bir işe kalkışmadan önce orta şiddette bir alıştırma yapmayı öneriyor. Örneğin; sınavdan önce orta düzeyde(en çok %45) bir egzersiz yapmanın, zihinsel performans üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. İsveç’te yürüyen bant üzerinde yapılan bir araştırmada, matematiksel problemlerin çözülmesine yönelik alınan olumlu sonuçlar, bu yaklaşımı desteklemektedir. 

Egzersizin zihinsel fonksiyonlar üzerine etkisi üzerine yapılan araştırmalar bir önemli sonucu daha ortaya koymuştur. Çalışmalar, %80 ve üzerindeki zorlayıcı çalışma ve egzersizlerden hemen sonraki zihinsel performansın düştüğünü göstermektedir. Bu sonuçlar beden eğitimi öğretmenleri, antrenörler ve fiziksel uygunluk (fitnes) liderleri için önemli görülmektedir. Sporcularınız antrenman sonrasında önemli bir zihinsel etkinliğe katılacaklarsa onlara yapacağınız en iyi öneri, orta düzeyde eğlenceli bir egzersizdir. Antrenmana katılanların ağır bir antrenmandan sonra, yeteri kadar dinlenme ve toparlanma fırsatlarının olup olmadığı gözden geçirilmelidir. Karmaşık yorucu bedensel etkinlikler sonrasında zihinsel performans olumsuz etkilenmektedir. 

Düzenli koşu alıştırmalarının zihinsel başarıya etkisi üzerine yapılmış pek çok araştırma bulunmaktadır. Fukushi üniversitesinden Japon Dr. Kisou Kubota bir bilimsel toplantıda sunduğu bildirisinde; haftada 3 gün orta düzeyde yarım saat koşturulan gençlerin programa başlamadan önce ve 12 hafta sonra kendilerine verilen karmaşık zihinsel fonksiyonları ölçen testlerdeki başarılarında anlamlı bir gelişme olduğunu belirtmiştir. Dr. Kubota, uygulanan zihinsel testlerin, egzersizin beyin fonksiyonlarında sağladığı gelişmeyi gösterdiğini belirtmektedir. Bununla birlikte koşucuların antrenmanı kesmeleri halinde zihinsel başarı puanlarının da düştüğünü belirtmektedir. Duke üniversitesinde yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada da, 4 aylık egzersize alınan bir grubun hafıza ve diğer zihinsel becerilerinde anlamlı gelişmeler kaydedildiği belirtilmektedir. Yine Amerika’da beyin yaşlanmasını inceleyen bir enstitüde Carl Cotman ve arkadaşları, 3 haftalık bir koşu bandı egzersizi sonrasında farelerin beyinlerinde elde ettiği sonuçlar ilginçtir. Araştırmada farelerin bazı beyin hücrelerindeki genlerin fonksiyonlarının arttığı bazılarında ise azaldığını saptanmıştır. Artan etkinliklerin daha çok beynin strese, öğrenmeye ve dış etkenlere karşı tepki verme sorumluluğunu üstlenen genlerde olduğu gözlenmiştir. Bu da sporun strese öğrenmeye ve vücudu dış etkenlere karşı koruyan fonksiyonlarına olumlu etkisini ortaya koymaktadır. 

Son araştırmalar sporun kaslar kadar beynin gelişiminde de etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Uzun yıllar beyindeki hücre sayısında bir artma olamayacağını okumuştuk. Fareler üzerinde yapılan araştırmalar egzersizin beyin kıvrımı hücre sayısında çoğalmayı(neurogenesis) sağladığını ortaya koymaktadır. 

Yazar:

Önceki Yayın
Sonraki Yayın