çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017

çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017
çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017 dosyası 01-06-2017 tarihinde Ortak Paylaşım kategorisinin Seminer Konuları alt kategorisine eklendi. , çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017 dosyasını bilgisayarınıza indirmek için bu sayfadaki yönergeleri takip ediniz. çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017 dosyasına benzer dosyalar Ortak Paylaşım ana kategorisinin Seminer Konuları alt kategorisinde yer almaktadır. çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017 Tanıtımı

çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017 İnsan sosyal bir varlık olduğundan çatışma ve insan kavramları hep birlikte anılıyor. Aynı zamanda çatışma yaşamamızın bir parçası olduğu gibi örgütsel yapının da olmazsa olmazıdır. Örgütler, belli bir amaç doğrultusundan bir araya gelmiş insan topluluklarıdır. Çatışma, insanların işleriyle ilgiliyse ve mevcut sorunların tespit ve çözümü ile ilgili olarak yaşanıyorsa çatışmanın şiddeti çok artmadan bu çatışmaların birey ve örgüt performansını yükselteceği söylenebilir. Çatışmayı yönetmek için çatışmanın doğasını bilmek gerekir. Kimler, neden, nerede anlaşmazlık yaşamaktadırlar. çatışma yönetimi seminer konusu sunum 2016-2017

ÇATIŞMA KAVRAMININ TANIMI
Çatışmaya ilişkin genellikle olumsuz tanımlamalar yapılmaktadır.
Bu tanımlarda sıklıkla kullanılan kavramlar şu şekilde belirtilebilir:

• Engellenme 
• Uyumsuzluk 
• Uyuşmazlık 
• Anlaşmazlık 
• Zıtlaşma 
• Direnme

Taraflardan biri, çatışma yaşandığını algılamıyorsa, bu durumda bir çatışma olduğundan bahsedilemez.
Çatışmanın algılanması ise çatışmanın yoğunluğu ile ilgili bir durum olup, çatışma durumunda anlaşmazlıkların, farklılıkların veya uyuşmazlıkların yeterince ciddi ve belli bir yoğunluk düzeyinin üzerinde olması gerekmektedir. Örgüt düzeyinde yaşanan çatışmalarda ise yöneticilere büyük sorumluluklar düşmektedir.

ÇATIŞMAYA İLİŞKİN YAKLAŞIMLAR
Çatışmaya ilişkin geleneksel yaklaşım ve modern yaklaşım olmak üzere iki genel yaklaşım bulunmaktadır.

İki yaklaşım arasında ciddi farklar mevcuttur. Bu iki yaklaşım birbirinden tamamen farklı olup, çatışma ve çatışmanın sonuçları arasındaki ilişkiyi çok farklı şekilde değerlendirmektedirler.


Geleneksel yaklaşım, çatışmayı istenmeyen, kaçınılması gereken bir durum olarak ele alır.

Çatışmaya ilişkin yaklaşımlardaki değişim süreci Geleneksel, İnsan İlişkileri ve Etkileşimci yaklaşımlar çerçevesinde de incelenebilmektedir.

Geleneksel yaklaşıma göre çatışma, kaçınılması gereken ve örgütlere zarar veren bir olgudur. Her çatışma, konusu ve sebebi ne olursa olsun örgüte zarar verir ve çatışmayı çözmek yönetimin sorumluluğundadır.

Çatışmaya yönelik bir diğer yaklaşım olarak 1940’ların sonları veya 1950’lerin başından itibareninsan ilişkileri yaklaşımıhâkim olmuştur. Bu yaklaşıma göre örgütler, doğaları gereği çatışma yaşamaktadırlar ve onlar için bu çatışma kaçınılmazdır. Sonuç olarak ilk olarak çatışmanın varlığı kabul edilmelidir.

Etkileşimci yaklaşım ise her çatışmayı örgüt için faydalı kabul etmemektedir. Belli bir yoğunluğun üstünde olan çatışmalar örgütün etkinliğine zarar verebilir. Yoğun ve şiddetli yaşanan bir çatışma ise çalışanların iş tatminlerinin düşmesine, işe devamsızlık ve işe gelmeme oranlarının artmasına ve dolayısıyla örgütün verimliliğinin azalmasına neden olmaktadır.

Değişim ve çatışma arasındaki ilişkiyi nasıl açıklarsınız? Çatışmaya ilişkin benimsenen yaklaşım ile yaratılmak istenen değişim arasında bir ilişki var mıdır?

Etkileşimci yaklaşıma göre çatışmanın faydalı mı zararlı mı olduğunu belirleyen faktör, çatışmanın yaratacağı sonuçlardır.

Yönetici, karşılaştığı çatışmaları tanımlamak için aşağıdaki soruları sorabilir:

• Taraflar çatışmaya düşmanca mı yaklaşmaktadırlar?
• Çatışmanın sonucunun örgüt için zararlı olma ihtimali var mıdır?
• Tarafların çatışmadan olası kayıpları, olası kazançlarından fazla mıdır?
• Tarafların enerjisi, çatışma nedeniyle hedefleri başarmadan uzaklaşmakta mıdır?

Bu soruların cevapları bulunduktan sonra yapılması gereken en önemli şey çatışmanın yoğunluğunu tespit etmektir. Bu sorulara verilen cevapların çoğunluğu “evet” ise, o zaman çatışma, bireylere ve örgüte zarar verir. Bu nedenle de çatışmayla mücadele etmek ve çatışmayı engellemek veya en aza indirmek gerekir.

Yukarıdaki sorulara verilen cevapların çoğunluğu “hayır” ise belli bir düzeye kadar çatışmanın teşvik edilmesi makuldür. Bunun için de çatışmadan etkin bir şekilde faydalanmak ve istenen hedeflere ulaşmak için çatışmanın yoğunluğunun en uygun düzeyde olmasına uğraşmak gerekir.

Çatışma, günlük yaşantımızın ve örgüt yaşantımızın kaçınılmaz bir öğesidir. Bu nedenle çatışmanın varlığını kabul etmek ya da inkâr etmek yerine çatışmayı nasıl yönetmek gerektiği üzerinde yoğunlaşmak gerekir.

ÇATIŞMA TÜRLERİ
Fonksiyonel ve Fonksiyonel Olmayan Çatışma

Fonksiyonel çatışma, örgüt için sağlıklı ve yapıcı bir çatışmayı dile getirirken; fonksiyonel olmayan çatışma, sağlıklı olmayan ve yıkıcı çatışmaları gündeme getirir.

Fonksiyonel çatışma, örgütte ilişkilerin iyileşmesini, iş süreçlerinin etkinleşmesini, yenilikçi fikirlerin artmasını sağlamaktadır. Oysa fonksiyonel olmayan çatışma ilişkilerin bozulmasına, grup birliğinin azalmasına, kaynakların israf edilmesine neden olmaktadır. Burada çatışma, çok boyutludur. 

Fonksiyonel bir çatışma, görevlere odaklanır. Mevcut görevin daha iyi yapılması, hedeflere daha etkin ulaşılması konusunda farklı fikirler söz konusu ise bu tür çatışmaya bilişsel çatışma denir. Bu tür çatışma, yaratıcılığı arttırdığından ve zor görevlerin tamamlanmasını sağladığından örgüt için yararlı olduğu düşünülür. Bilişsel çatışmanın örgüte yararlı olabilmesi için bilişsel çatışma yaşayan bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerinin bozulmaması ve daha da önemlisi çatışmanın belli bir yoğunluğun üzerinde olmaması gerekir.

Fonksiyonel olmayan bir çatışma ise, ilişkilere odaklanır. Kişisel anlaşmazlıklar ve tartışmalar söz konusu ise bu tür çatışmaya duygusal çatışma denir ve bu tür çatışmanın da örgüt için zararlı olduğu kabul edilir.

Bu tür çatışmaların nedeni ise bilişsel çatışmada olduğu gibi işin nasıl yapılacağına dair bir görüş ayrılığı değildir. Çünkü duygusal çatışmalar, iki kişinin kişiliklerinin birbirlerine ters olması, birbirlerinden hoşlanmamaları, kişisel olarak anlaşamamaları üzerine kuruludur. Bu nedenle ortaya çıkan çatışmanın yapılan iş veya görevle herhangi bir ilgisi yoktur.

Çatışmanın Düzeylerine Göre Sınıflandırılması
Çatışma, birey, grup ve örgüt olmak üzere üç düzeyde kendini göstermektedir.

Birey Düzeyinde Çatışma
Birey düzeyindeki çatışmayı, bireyin kendi içinde yaşadığı bireysel çatışma ve diğer bireylerle yaşadığı bireyler arası çatışma olarak iki ayrı başlık altında incelemek mümkündür.

1-Bireysel Çatışma
Bireysel çatışma ya da bireyin kendi içinde yaşadığı çatışma, en genel anlamda bireyin kendi kararını vermede, eylem tarzını seçmede ya da eylemi yerine getirmede güçlükle karşılaşması sonucu ortaya çıkan durumları ifade eder.

Bireysel çatışmayı, Amaç Çatışması ve Rol Çatışması şeklinde iki kısımda incelemek mümkündür:

Amaç çatışması, bir amaca ulaşmanın diğerini elde etme olasılığını dışarıda bırakmasını ifade eder. Bu çerçevede, bireyin kendi içinde yaşadığı dört çeşit amaç çatışması söz konusudur.

Bunlar şu şekilde açıklanabilir:
1-Yaklaşma-Yaklaşma Çatışması: Birey, çekici bulduğu iki alternatif arasından birini seçmek durumunda olduğunda, içinde bulunduğu çatışma türü yaklaşma-yaklaşma çatışmasıdır.Örneğin, iki olumlu iş teklifi alan bireyin bir işi seçmek durumunda olması veya yöneticinin proje sorumlusunu belirlemek için eşit düzeyde yetenekli olan iki tane çalışanının olması yaklaşma-yaklaşma çatışması içerisinde düşünülebilir.

2-Kaçınma-Kaçınma Çatışması: Bireyin seçmek durumunda olduğu iki alternatifi de çekici bulmaması, kaçınma-kaçınma çatışmasını ifade eder. Örneğin, uzun süreden beri işsiz olan bireyin bulduğu iki işten birinin ücretinin çok düşük olması, bir diğerinin de başka bir şehirde olması, kaçınma-kaçınma çatışma türüne örnek gösterilebilir.

3-Yaklaşma-Kaçınma Çatışması: Birey, hem olumlu hem de olumsuz yönü olan bir durumla karşılaştığında yaklaşma-kaçınma çatışması yaşar. Örneğin bireyin hayalini kurduğu mesleğe ilişkin eğitim programını üniversite giriş sınavında kazanması, fakat okuyacağı programın yüksek ücretli bir program olması gibi.

4-Çoklu Yaklaşma-Kaçınma Çatışması: Amaç çatışmaları arasında en stres yaratıcı çatışma türüdür. İki veya daha fazla amacın her birinin olumlu ve olumsuz özellikler taşımasıdır.

Her bireyin karşı karşıya kaldığı amaç çatışmalarını benzer şekilde yönetmesi mümkün müdür?

Her bireyin amaç çatışmalarını benzer şekilde yönetmesi mümkün değildir, çünkü en başta her bireyin karşı karşıya kaldığı olayları algılama ve olaylara verdikleri tepkilerin biçimi farklılaşmaktadır. Örneğin kaçınma-kaçınma çatışmasında bireyin bir karara varması için gerekli olan süre, bireyin en başta tecrübesine, sonra da kişilik özelliklerine göre değişecektir.

Rol çatışması, rol alıcısının birbiriyle çelişen, uyumsuz veya birbirini dışlayan iki veya daha fazla eylemi gerçekleştirmek zorunda olduğu durumlarda meydana gelmektedir. Rol, bireyin yerine getirmek zorunda olduğu görevdir.

Rol çatışması olarak da ifade edilen bu durum, bireyin kendi içinde yaşadığı çatışmalar içerisinde ele alınması gereken bir çatışma türüdür.

Bu çatışma türü dört farklı şekilde ortaya çıkmaktadır:
• Rol Göndericinin Kendi İçindeki Çatışması: Rol göndericisinin rol alıcısına birbiriyle çelişen, birbiriyle uyuşmayan mesajlar göndermesi bu başlık altında düşünülebilir. Örneğin bir yöneticinin, çalışana daima dürüst davranması gerektiğini söylerken, diğer taraftan çalışana ihaleyi kazanmak için rüşvet vermesi gerektiğini söylemesi gibi.

• Göndericiler Arası Rol Çatışması: Rol alıcısının, rol göndericilerden rol davranışına ilişkin birbiriyle çelişen mesajlar alması göndericiler arası rol çatışmasını tanımlamaktadır. Örneğin bir baba çocuğuna “senin futbolcu olmanı istiyorum” derken; annenin çocuğuna “senin futbolcu olmanı istemiyorum” demesi gibi.

• Roller Arası Çatışma:Bu tür bir çatışma, bireyin beklentileri birbirine uymayan birden fazla role sahip olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin işi için sürekli seyahat etmesi gereken bir kişinin, aynı zamanda ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istemesi roller arası çatışmaya bir örnektir.

• Kişi-Rol Çatışması: Kişi-rol çatışması, rolün gerekliliklerinin bireyin değerleri, inançları, tutumları veya mesleki davranışlarıyla uyuşmamasıdır. Örneğin çocukları sevmeyen birisinin öğretmen olması gibi yetenekle uyumsuz olması Yukarıda belirtilen dört tip rol çatışmasının ortak noktası, rolü yerine getirecek olan birey üzerinde bir rol baskısı oluşturması ve davranış değişikliğine yol açmasıdır. Bireyin mevcut düzende zaten yerine getirdiği birtakım rolleri vardır ve belli bir denge içerisinde bu rollerinin gerekliliklerini yerine getirmektedir.

Rol çatışması, rol göndericisi veya göndericileriyle yakın temas içinde olan ve onların mesajlarını yerine getirmeye oldukça güdülenmiş olan bireylerin daha fazla karşılaşacakları bir çatışma türüdür.

Bu dört rol çatışması türü, bir diğer çatışma türü olan aşırı iş yüküne neden olabilmektedir. Bu çatışma türünde ise rol alıcısı, kendisine yönelik beklenti ve talepleri verilen zaman ve nitelik açısından başaramayacağını hisseder. Bu durumda birey, aşırı rol yükünü bir öncelikler çatışması olarak yaşayıp, hangi baskılara uyup, hangilerine uymama konusunda bir karar vermek durumunda kalır.

Rol çatışması ve rol belirsizliği, bireylerin yaşadıkları stresin en önemli kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Modern yaşamın yarattığı hızlı tempo ve katı koşullar, teknoloji çağının sunduğu imkân ve çeşitlilikler, özellikle rol çatışmasının ve rol belirsizliğinin daha fazla yaşanmasına neden olmaktadır.

Teknoloji ve internetin hızla yaygınlaşmasının rol çatışması ve rol belirsizliği üzerinde yarattığı etkileri tartışınız.

İletişim teknolojisinin yaygınlaşması ve günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, bireylerin ruhsal dünyasında büyük değişimleryaratmaktadır. İlk başta sahip olduğumuz rollerin sayısını artırmakta ve bu rolleri sanal dünyada daha görünür kılmaktadır.

Bireyler Arası Çatışma

BURASI ÖNEMLİ DEĞERLİ ARKADAŞLAR!!!!

Bireyler arası çatışma, etkileşim içinde bulunan iki veya daha fazla kişinin arasındaki uyuşmazlık, anlaşmazlık ve farklılığı ifade eder. Bireyler arası çatışma, genellikle engellenme ile sonuçlanır.

Bireyler arası çatışma yaşayan kişiler, engellenme ile karşılaşırlar ve bu duruma yönelik birtakım savunma mekanizmaları geliştirirler. Temelde ortak üç çeşit savunma mekanizması vardır. Bu mekanizmalar Saldırganlık, Uzlaşma ve Çekilme’dir.

Saldırganlık, saplanma, yer değiştirme ve olumsuz tutum takınma olmak üzere üç çeşit mekanizmadan oluşmaktadır.

1-Saplanmada birey, çatışmaya saplanır kalır veya çatışmayı çözmeyeceği gayet belirgin olan bir davranışı sergilemeye devem eder. Örneğin ekonomik kriz nedeniyle maaşlarında belli bir düşüş yaşayan çalışanın, yöneticisine kızdığı için sürekli olarak işyerindeki makinelere zarar vermesi gibi.

2-Yer değiştirmedebirey, çatışmanın nedeni olmayan başka bir kişiye sinirini veya saldırganlığını yansıtmaktadır. Örneğin yönetici, maaşların düşmesi nedeniyle ücretsiz servis veya yemek teklifi sunmakta, fakat çalışan bu girişimlerin hiç birini kabul etmemektedir.

3-Olumsuz tutum takınmada,birey, sorunu çözmeye yönelik her girişime karamsar yaklaşmakta; pasif veya aktif bir direnme sergilemektedir. Örneğin yönetici, maaşların düşmesi nedeniyle ücretsiz servis veya yemek teklifi sunmakta, fakat çalışan bu girişimlerin hiç birini kabul etmemektedir.

Uzlaşma, çatışma yaratan durumda çatışma için en iyisini yapmayı amaçlar. Bu mekanizma, dengeleme, mantığa büründürme ve özdeşim mekanizmalarından oluşmaktadır.

1-Dengelemede, birey olumsuz bir durumu telafi etmek için enerjisini başka bir eylemde kullanmaya çabalamaktadır. Örneğin, ailesiyle iyi ilişkileri olmayan bir kişinin, zamanının birçoğunu sokak çetesinde geçirmesi gibi.

2- Mantığa büründürmesi, bireyin tutarsız veya istenmeyen davranışlara, inançlara, kendince kabul edilebilir açıklamalar getirmesidir. Örneğin, babasının rüşvet aldığını öğrenen çocuğun “maddi durumumuz çok kötü, hem de bu işi herkes yapıyor” diyerek durumu kendince kabul edilebilir göstermesidir.

3-Özdeşimde ise birey, bir diğer kimsenin davranışını gözlemleyerek, kendi davranışını ona göre oluşturur. O kişinin değer ve inançlarını benimser.

Çekilme, bireyin fiziksel ve psikolojik araçları kullanarak, çatışma yaratan durumdan uzaklaşmaya çalışmasını ifade etmektedir. Kaçma/Çekilme, dönüşme ve hayal kurma, çekilme mekanizması içerisinde yer almaktadır. Kaçma, bireyinfiziksel veya ruhsal olarak çatışma yaratan durumdan kaçmasını veya çekilmesini ifade etmektedir. Fiziksel olması, kaçma; ruhsal olması ise çekilme kavramıyla ifade edilmektedir. Bireyin çatışma yaşadığı arkadaşıyla odasını değiştirmesi kaçmaya örnek oluşturmaktadır. Son olarak, hayal kurmada, günlük hayaller kurularak, mevcut çatışmalı durumdan kurtulmaya çalışılır.

Grup Düzeyinde Çatışma
Grup düzeyindeki çatışmalar, grubun kendi içinde yaşadığı ve gruplar arasında yaşanan çatışma olarak ikiye ayrılmaktadır.

Grup İçi Çatışma
Bu çatışma türü, grup üyeleri arasındaki sosyal etkileşimi biçimlendiren hedef ve ilgilerin farklılığına ve üyelerin ortak bir hedefe varmak için birbirlerine bağımlı olma derecesine göre şekillenen bir süreçtir. Grup içi çatışmanın ortaya çıkma olasılığını arttıran çeşitli durumlar bulunmaktadır.

Bu durumlar şu şekilde belirtilebilir:

• Grubu ilgilendiren bir sorunun ortaya çıkması,
• Grup liderinin davranışları ile grup üyelerinin beklentilerinin birbirine uymaması,
• Çevrenin, gruba yeni değerler benimsemesi konusunda baskı yapması,
 Bireyin grup içindeki rolü ve grup dışındaki rolü arasında uyumsuzluk olması,
• Grup üyelerinin toplumun faklı kesimlerinden gelmesi

Gruplar Arası Çatışma
İki veya daha fazla grup arasında uyuşmazlık nedeniyle ortaya çıkan çatışmalar, gruplar arası çatışmayı ifade etmektedir. Özellikle iki takım arasında yaşanan çatışma, departmanlar arası çatışma, gruplar arası çatışmaya örnek verilebilir. Gruplar arası çatışma, iç grup ve dış grup ayrımının katı bir şekilde yapılmasına neden olur. Üyelerin sevdikleri bir grup, iç grup olarak tanımlanırken; başka gruplar, dış grup olarak tanımlanmaktadır.Bireyler bir araya geldiklerinde ve ortak amaçlara ulaşmak için uyum içinde çalıştıklarında, iç grup oluşmaktadır. Bu grup bağı, grup üyelerinin arkadaşlık tercihlerinin diğer gruba tayin edilen kişilere karşı azalmasına, kendi grubundaki kişilere karşı artmasına neden olmaktadır.

Örgüt Düzeyinde Çatışma

Birey ve grup dışında çatışmaların sıklıkla görüldüğü bir diğer yer örgütlerdir.

BURASI ÖNEMLİ DİKKAT!!!!!

Örgüt düzeyindeki çatışmalar, örgüt içi ve örgütler arası olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

1-Örgüt İçi Çatışma

Örgüt içerisinde potansiyel çatışma yaratacak koşulların sayısı oldukça fazladır. Örgüt içindeki çatışmaları dikey çatışma ve yatay çatışma adı altında incelemek mümkündür:

• Dikey Çatışma: Örgütte farklı kademeler ve statüler arasında meydana gelen çatışmadır. Bu tür çatışmalara genelde üstlerin astları fazla baskı altına almaları, zorlamaları sonucunda rastlanır.

• Yatay Çatışma: Bir örgütte aynı kademe veya statüde olan bireyler arasında yaşanan çatışma yatay çatışmadır. Çıkar çatışmaları, amaç farklılıkları, kaynak kıtlığı bu tür çatışmanın sebepleri arasındadır.

2-Örgütler Arası Çatışma
Örgütler arası çatışma, iki veya daha fazla örgüt arasındaki ilişkiden kaynaklanır. Bir örgüt, üretim yapabilmesi için kendisine mal tedarik eden diğer bir örgütle zamanında gelmeyen mallar için çatışma yaşayabilir. Örneğin yiyecek sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete mal tedarik eden diğer bir şirketin ürettiği mallara ilişkin olumsuz görüntülerinin internet ortamında yer alması ve bunun üzerine oluşan tepkiler üzerine alım yapan şirket ve tedarikçi şirket çatışma yaşayarak yollarını ayırabilirler.

ÇATIŞMA SÜRECİ

Pondy, çatışmayı bir süreç olarak modelleştirmiştir. Bir başka ifadeyle, çatışmanın aşamaları vardır. Bu aşamaları başlatan sebepler ve aşamaların özellikleri birbirinden farklıdır. Şekil 1.2’den de görüleceğe üzere, bu modele göre çatışma, dört aşamada ele alınmıştır.

Bunlar, Potansiyel (Gizli) Çatışma, Algılanan Çatışma, Hissedilen Çatışma ve Açık Çatışmadır.

Potansiyel çatışmada, çatışmaya neden olan koşulların mevcudiyeti söz konusudur. Kıt kaynaklar, amaç farklılıkları, kontrol baskısı, rol çatışması gibi koşulların mevcudiyeti potansiyel olarak çatışma yaratabilirler.

Algılanan çatışma, potansiyel çatışma koşulları var olmadan ortaya çıkabilir. Bu durum, çatışma yaşayan tarafların birbirlerini yanlış anlamalarından kaynaklanabilir. karşılaşılan çatışmalardan sadece alışılagelmiş (rutin), çözümü kolay ve kısa süren sorunlara dikkat yoğunlaştırılır.

Hissedilen çatışma, çatışma sürecinin duygularla ilgili kısmıdır. Algılanan çatışmadan farklı olarak, çatışma nedeniyle taraflardan biri veya hepsi gerilim, endişe, engellenme duyguları hissetmeye başlarlar

Açık çatışmada, artık çatışma tarafların davranışlarına yansımaktadır. Bilinçli bir şekilde bir taraf, diğer tarafın amacına ulaşmasını engelleyecek davranışlar sergiler. Bu davranışlar, sözlü, yazılı ve fiziksel saldırıları içerebilir. içeren en olumsuz çatışma sürecini ifade eder.

Yöneticilerin çatışma yönetiminde ilk dikkat etmeleri gereken konu, öncelikle çatışmanın konusunuve düzeyini belirlemektir.

Çatışma, işe ilişkin ise ve belli bir yoğunluk düzeyinin altında ise çatışmanınazaltılmaya çalışmasına gerek yoktur. Fakat çatışma belli bir düzeyin üzerine çıkmış ve işten ziyade kişisel çatışmalar oluşmaya başlamışsa, bu noktada çatışmanın azaltılması gerekir. Çatışmayı, açıkçatışmaya dönüşmeden çözmek daha kolay olacaktır. Süreç uzadıkça ve anlaşmazlıklar devam ettikçe, çatışmanın doğuracağı olumsuz sonuçlar daha da artacaktır.

Önceki Yayın
Sonraki Yayın