Seçme ve seçilme hakkı nedir?

Seçme ve seçilme hakkı nedir?
Seçme ve seçilme hakkı nedir? Kimler seçme ve seçilme hakkından yararlanabilir? Kadınlara seçme ve seçilme hakkı ne zaman tanınmıştır?.. Seçme ve seçilme hakkı, bireylerin yerel ve merkezi karar ve yönetim organlarına seçilecek kişilere oylarıyla karar verme ve bu yönetim organlarına aday olabilme haklarına verilen isimdir. Bu yönetim organlarına örnek olarak yerel ve ulusal meclisler, belediye başkanlığı, şehir yöneticiliği, devlet başkanlığı vb.. verebiliriz.

20. yüzyılın ilk yarısına kadar, sınırlı oy sistemi bulunuyordu. Bu sistem, belirli bir zümrenin oy vermesini ve diğerlerinin oy verememesi anlamına geliyordu. Kadınların oy kullanma ve seçilme hakkı da bulunmuyordu. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren “sınırlı oy”dan “genel oy”a geçildi ve siyasal haklar genişletildi. Bununla birlikte, her ülkede seçme ve seçilme hakkından yararlanabilmek için bazı yasal şartlar vardır.

Seçme ve seçilme hakkı koşulları nelerdir?
Seçme hakkı konusunda iki önemli şart vardır. Bunlardan bir tanesi yurttaşlık, diğeri ise yaş şartıdır.
Seçim, ulusal egemenliğin seçtiği kişilerin iş başına gelmesi anlamını taşıdığı için, ülkenin yurttaşlarının oy vermesi makul bir şarttır. Avrupa’da, yerel yönetimlerle ilgili olarak ülkede çalışan veya oturan yabancılara da seçme ve seçilme hakkı tanınması gündemdedir. Belki zaman içinde tüm dünyada herkes, her yerde seçme ve seçilme hakkına sahip olabilir.

Seçme hakkının yaş ile ilgili olan kısmı ise, seçmenlerin belli bir siyasal olgunluğa ulaşmış olmalarıyla ilgilidir. Siyasal olgunluk yaşı her ülkede farklılık göstermekle birlikte, Türkiye’de 18 olarak belirlenmiştir. 18 yaşını doldurmuş her birey, seçme hakkını kullanmakta özgürdür. Seçmen olabilmenin diğer koşulları arasında, kısıtlı ve kamu hizmetinden yasaklı olmamak ve seçmen kütüğüne yazılı olmak vardır. Seçilebilme hakkında da belirli koşullar vardır. Aday olabilmenin esas koşulları, yurttaşlık, belli bir yaşı aşmış olmak, kamu hizmetinden kısıtlı olmamak şeklindedir.

Dünyada kadınlara oy hakkı verilmesinin tarihçesi
Kadınlara oy hakkı, cinsiyet ayrımı yapılmadan, kadınların da erkek gibi oy kullanabilmesini sağlayan haktır. Batılı ülkelerde demokrasi gereği olarak eşitlik ilkesi ön planda olsa da, kadınlara oy hakkının verilmesi için uzun bir süre gerekmiştir. Kadınların oy haklarını almak için mücadelesi, bireysel olarak 1600′lü yılların ilk yarısında başlamıştır. Örgütlü olarak mücadele etmeleri ise 19. yüzyılı bulmuştur. Bu mücadele Büyük Britanya ve ABD’de gerçekleşmişse de, kadınlara seçme hakkını ilk tanıyan ülke 1893 yılında Yeni Zelanda olmuştur. Ardından 1902 yılında Avustralya, 1906 yılında Finlandiya ve 1913 yılında Norveç gelmiştir. Bu dönemde kadınların İsveç ve ABD’de bazı yerel seçimlerde oy kullanma hakları bulunuyordu.

ABD’de kadınlara oy hakkı hareketi, Elizabeth Cady Stanton ve Lucretia Mott gibi kadınların etkinlikleriyle gerçekleşti. 1869′da, kadınlara oy hakkı verilmesini sağlamak için Stanton ve Susan B. Anthony’nin önderliğinde Kadınlara Oy Hakkı Ulusal Derneği ve Lucy Stone’un önderliğinde Amerikan Kadınına Oy Hakkı Derneği kuruldu. Bu örgütlerin çabaları 1920′de başarıya ulaştı.

1914-36 yılları arasında, ABD, Büyük Britanya, Sovyetler Birliği, Myanmar, Ekvador ve Türkiye gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 28 ülkede, kadınlar ulusal seçimlerde oy kullanma hakkını elde ettiler. II. Dünya Savaşı’ın hemen ardından Fransa, İtalya, Romanya, Yugoslavya ve Çin de bu ülkelere katıldı. Bunu izleyen süreçte 20 yıl içinde kadınların oy kullanabildiği ülkelerin sayısı 100′ü aştı. Bu artışta, II. Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlığını kazanan ülkelerin hemen tümünün anayasalarında kadınlarla erkeklere eşit oy hakkı tanınmasının da payı vardır. 1971′de İsviçre’de, kadınlara federal seçimlerde ve çoğu kanton seçiminde oy kullanma hakkı verildi. 1973′te Suriye’de, 1976′da Liechtenstein’da kadınlar oy hakkını kavuştu.


Uluslararası alanda bu konudaki en önemli belge, Birleşmiş Milletler’in (BM) 20 Aralık 1952′de kabul ettiği, Kadınların Siyasal Hakları Sözleşmesi’dir. 7 Temmuz 1954′te yürürlüğe giren bu sözleşmede, kadınların bütün seçimlerde erkeklerle eşit koşullar altında oy kullanma, seçilme ve kamu hizmetlerine girme hakları düzenlenmiştir. Dünyada ilk kez bir kadının parlamentoda görev alması, 1924 yılında Danimarka’da gerçekleşmiştir. 1960′da göreve gelen Sri Lankalı Sirimavo Bandaranaike ise ilk kadın devlet başkanıdır. Avrupa ulusları içinde ilk kadın başbakan 1979′da seçilen Margaret Thatcher olmuştur.

seçme ve seçilme hakkıTürkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması
Kadınların seçme ve seçilme hakkının tanınması, 1930’larda gerçekleşmiştir. Toplumsal hayatta gerçekleşen Atatürk Devrimleri’nden bir tanesidir. 1930 yılından itibaren çıkarılan birçok yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanınmıştır.

Türkiye’deki kadınlar, milletvekili olabilmek için ilk adımı 1923 yılında attılar. Bu adım, Nezihe Muhiddin önderliğinde ilk kadın partisi olan “Kadınlar Halk Fırkası’nı kurma isteğiydi. Fakat 1909 Seçim Kanunu nedeniyle bu parti kurulamadı ve Türk Kadınlar Birliği adlı derneğe dönüştü. (Resim: Nezihe Muhiddin)

1924 anayasası hazırlanırken kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olması gündeme geldi Fakat TBMM genel kurulunda bu hakların yalnızca erkeklere tanınması fikri ağır bastığı için kadınlar yine siyasal haklardan yararlanamadılar.

Kadınların milletvekili olmasının yolunu açan gerekli yasal değişiklik 1934 yılında Başbakan İsmet İnönü ve 191 milletvekilinin sunduğu yasa önerisi ile yapıldı. Yasa çıktıktan sonra, 7 Aralık 1934 yılında Türk Kadınlar Birliği, İstanbul’da büyük bir yürüyüş düzenleyerek bunu kutladı. 1935 yılında yapılan ve kadınların katıldığı ilk genel seçimlerde 17 kadın milletvekili meclise girmiştir.

Önceki Yayın
Sonraki Yayın