Ekosistem nedir?

Ekosistem nedir?
Ekosistem nedir, insanları ve diğer canlı – cansız varlıkları nasıl etkiler? Kısaca ekosistem ve madde döngüsü… Bir bölge içerisinde bulunan canlı ve cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sisteme “ekosistem” denir. Ekosistem, belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar ve bunların cansız öğelerinden oluşan doğal yapılardır. Canlı ve cansız olmak üzere iki öğeden oluşur. Canlı öğeler de üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar olarak 3′e ayrılır. Cansız öğeler ise inorganik ve organik maddeler olarak 2′ye ayrılır.

Karşılıklı olarak alışverişte bulunan canlılar (biyotik), bitki ve hayvanların üzerinde bulunan veya çevre durumuna göre kaya parçasının üstünde, hayvanın vücudunda oluşan birbirine katkıda bulunan faktörlerle (abiyotik) bir ekosistem parçası oluşabilir.

Ekosistem aynı zamanda bir besin zincirini de temsil etmektedir. Küresel olarak bir düzeni ifade etmekle birlikte daha ufak yani yerel sistemler de ekosistem olarak adlandırılır. Bir ekosistemin dört temel bileşeni vardır. Üreticiler (ototroflar), tüketiciler (hetotroflar), ayrıştırıcılar (saprofitler) ve doğal çevre. İlk üç bileşen, dördüncü bileşenin oluşturduğu cansız doğa içinde varlıklarını sürdüren canlı yaşamı kapsar. Cansız doğal çevre ile bu çevre içinde yaşamlarını sürdüren canlılar arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri inceleyen bilim dalına ekoloji adı verilir.

ekosistem 2 020215Ekosistemdeki enerjinin birincil kaynağı güneştir. Bitkiler tarafından üretilen enerji önce otoburlara oradan da etoburlara geçer. Doğada varolan enerji beslenme ilişkileri ve diğer ekolojik ilişkilerle biçim ve yer değiştirerek sürekli yenilenir asla kaybolmaz. Her ekosistemde temel üreticiler güneş enerjisini fotosentez yoluyla kimyasal enerjiye dönüştürürler. Bitki dokularında organik madde olarak depolanan bu enerjinin bir kısmı bitkilerin yaşamları için kullanılır diğer kısmı beslenme yoluyla otobur hayvanların vücuduna geçer. Onlar da besin yoluyla aldıkları bu enerjinin bir kısmını kendi yaşamları için kullanır; kalan kısmı otobur hayvanları yiyen etobur hayvanlara aktarılır. Böylece son tüketicilere doğru sürekli ve tek yönlü bir enerji akışı sağlanır. Besin zincirinin son halkası genellikle insandır.

Karşılıklı olarak madde alışverişi yapacak biçimde birbirlerine etki yapan organizmalarla (biyotik), bitki ve hayvanların birbirine eklemlendiği ve ayrıca kaya, toprak gibi fiziksel çevre faktörlerinin (abiyotik) bir arada bulunduğu herhangi bir doğa parçası bir ekosistemdir. Eğer söz konusu ekosistem bir tarım alanı içinde gelişiyorsa buna “agroekosistem” adı verilir. Ekosistemlerde yaşam, enerji akışı ve besin döngüleriyle sürer. Açık bir sistem olan ekosistemde, enerji ve besin giriş-çıkışı süreklidir. Belirli bir ekosistem içinde bulunuyorsanız, o ekosistemin bir parçası olduğunuz anlamına gelir.


Albert Einstein, “arılar yeryüzünden kaybolursa insanın 4 yıl ömrü kalır” demişti. Bu sözü ekosistemle açıklamak mümkündür. Arılar taşıdıkları polenlerle 130 bin farklı bitki türünün üremesini sağlar. Bir kovandaki arılar 1 günde 400 kilometrelik bir alanı dolaşarak 1 milyon çiçeğin döllenmesini sağlar. Eğer arılar bunu yapmazsa, yediğimiz bitkiler ve meyveler oluşamaz; böylece bu bitkilerle ve meyvelerle beslenen canlılar da yok olur. Tıpkı arı örneğinde olduğu gibi fareler yok olursa, bununla beslenen yılan, tilki, çakal, yırtıcı kuşlar ve baykuş gibi hayvanlar açlıktan ölür. Tam tersi bir durumda ise farelerin sayısı artar, köyler ve şehirler fare istilasına uğrar. Kısacası zincirin bozulması türlerden birinin azalmasına diğerinin çoğalmasına sebep olur. Bu dengenin bozulması ise besin ağının son halkası olan insanı her yönden etkiler ve insan soyunun geleceğini tehdit eder ve sonunda insan soyu da ortadan kalkabilir. Her canlının ekosistemde bir yeri vardır. Gereksiz ya da zararlı gördüğümüz hayvanların, bitkilerin veya cansız varlıkların bile ekosistemdeki yeri büyüktür.

Doğada madde döngüleri
Canlılar hayatlarını sürdürebilmeleri için yaşadıkları ortamdan madde alıp vermek zorundadır. Maddelerin canlı ve cansız çevre arasında yer değiştirmesine madde döngüsü denir.

Ekosistemde Su Döngüsü
Su döngüsü, buharlaşma ve yoğunlaşma (yağmur, kar) gibi iki fiziksel kurala dayalı olarak gerçekleşir. Isı alarak buharlaşan su, soğuk hava akımlarıyla karşılaşınca yağmur ve kar şeklinde yeryüzüne ulaşır. Bu yağış direk karalara ve sulara düştüğü gibi karalardan süzülüp yeraltı sularına da karışabilir. Suyun atmosfere geçmesinde bitki ve hayvanların terlemesi ve solunumla havaya su buharı verilmesi de etkilidir. (Resim: Ekosistemde su döngüsü)

2) Ekosistemde Karbon Döngüsü
Organik bileşiklerin yapısında bulunan karbon elementinin kaynağı karbondioksittir. Karbon atmosferde, hidrosferde (deniz ve tatlı sular), litosfer (taş küre) ve canlıların yapısında depolanır.

Ototroflar (üreticiler), fotosentez veya kemosentez yaparken karbondioksiti kullanır. Karbondioksiti suyun hidrojeni ile tepkimeye sokarak besin sentezler ve bunları yapılarına katar. Tüketiciler tarafından yenilen bitkilerle karbon bu canlıların yapısına girmiş olur. Canlılar bu organik molekülleri solunum yaparak yakar. Bu süreçte tekrar karbon dioksit ve su açığa çıkar. Ayrıca canlılar öldükten sonra organik moleküller saprofitler tarafından parçalanır ve yeniden karbondioksit açığa çıkar. Fotosentez ve solunumla devam eden bu süreçte havadaki karbondioksit dengede tutulur.

3) Ekosistemde Azot Döngüsü
Azot, canlılarda protein, DNA, RNA, ATP ve bazı vitaminlerin yapısında bulunur. Azot havada serbest olarak %78 oranında bulunur.

Bitkiler azot ihtiyacını topraktan suda çözünmüş ve iyonik halde, hayvanlar organik azotu besin zinciri yoluyla alır. Bitkilerin, hayvanların ölü dokuları ve boşaltım atıkları ayrıştırıcı organizmalar tarafından amonyağa dönüştürülür. Kemosentetik nitrit bakterisi amonyağı nitrite, nitrat bakterisi de nitriti nitrata dönüştürür. Bu olaya nitrifikasyon denir. Atmosfer azotu, yıldırım ve şimşek olaylarının etkisiyle suyun hidrojeni ve oksijeni ile birleşip NH3 ve NO3‘a dönüşür, bu maddeler yağışlarla yeryüzüne iner. İnsanların suni gübre üretimi, sanayide ve araçlarda kullandıkları akaryakıttan çıkan nitrit oksitlerin oluşumu azot döngüsünü etkiler.

Önceki Yayın
Sonraki Yayın